16 Şubat 2012 Perşembe

KISSALAR: Denizde kuru yol açmak

ANA SAYFA É

Konuya başlamadan önce tarihi bir bilgi ile başlayanlım.

Suyu biriktirme, suya hâkim olma anlamında yapılan barajların tarihi yaklaşık 5.000 yıl öncesine dayanır. İlk su bentleri Mısır’daki Kayır bölgesi civarında tespit edilmiştir. Bu bölgeden geçen Nil Nehri’nin taşma dönemlerinde su, yapay barajlarda biriktirilmiştir. Ünlü Yunan tarihçi Herodot, 12 metre yüksekliğinde ve 108 metre uzunluğunda Nil Nehri kenarında yapılmış bu barajı dünya harikalarından biri olarak değerlendirmiştir.

Baraj inşaatının tarihçesinde, Dünyada ilk barajın M.Ö. 4000 yıllarında Nil nehri üzerinde inş
a edildiği söylenmektedir. Uzunluğu 110 m ve yüksekliği 12 m olan bu baraj sulama ve içme su ihtiyacı için kullanılmıstır.Gene Nil nehri üzerinde Sadd-el-Kafara barajının M.Ö. 2950-2750 yılları arasında yapıldığı bilinmektedir.
Zuhruf ;  51: Firavun kavmine seslendi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Mısır mülkü ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Hala görmüyor musunuz?"

     Firavun, kendi yönettiği topraklarda azmış ve mülk ve nehirlerin kendinin olduğunu zannetmektedir. Firavun kendi sandığı sularda boğulacak ve tarih sahnesindeki yerini alacaktır.

      Konuya başlamadan kelime anlamları çokca tartışılan konuya bir göz atalım.

     BAHR: Kara toprağının karşılığı olup, içinde balık ve süs eşyası çıkarılan, üzerinde gemilerin yüzebildiği tüm sular anlamındadır. Bahr genel bir ifade olup, nehirleri,barajları, gölet,deniz ve okyanusların tümünü ifade eder.“Bahr”, “ister tatlı ister tuzlu olsun çok su” demektir.  Bu sözcüğün aslı “yarmak” anlamındadır.. Furkan 53 ayette suyu tatlı denizden bahseder. Suyu tatlı Bahr, Göller ve nehir yataklarındaki Barajlardır. Eski Arap şiirlerinde de Fırat nehri “bahr” sözcüğüyle yer almaktadır. (Lisan  Bhr” mad, Tac. Bhr Mad.)

(En’âm 59, En’âm 97, En’âm 63, A’râf  163(deniz kıyısı), Yûnus 22, İbrahim 32, Nahl 14, Furkân 53 (suyu tatlı deniz), Rahmân  19 )

      YEMM: El ile oluşturulan birikinti su anlamında olup, sahil oluşturan yapı anlamındadır. "yemm” (يَمّ) kökünden türemiş olup, sözlükte “kastetmek” anlamına gelmektedir. Bu kelime, "teyemmüm" (yönelmek, kastetmek) masdarından türetilmiştir. Çünkü su arayanlar, ona yönelirler.

(A’raf; 136, Ta Ha; 39, 78, 97, Kasas; 7,  40, Zariyat; 40)

Ta Ha;  77-79: Ve ant olsun, Musa’ya “Yetişilmekten korkmayarak ve haşyet duymadan kullarımı geceleyin yürüt(İsr/ أَسْرِ ) de kendileri için ( فَاضْرِبْ لَهُمْ طَرِيقًا فِي الْبَحْرِ يَبَسًا ) kurumuş deniz(BAHR) içindeki yoldan götür!” diye vahyettik. -    Firavun ordularıyla hemen onları takip etti de (YEMM: el ile oluşturulan su) baraj kendilerini kaplayan şey oluverdi.  -  Ve Firavun kavmini saptırdı ve doğru yolu göstermedi.

      "Deniz içinden kuru yol" ifadesi olarak yanlış çevrilen Ta-Ha 77. ayetteki ibare "kurumuş bahr içinde yol" anlamındadır. İsrailiyat etkisi ile bu ifade bir çokları tarafından es geçilmektedir.

Şuara 63;  Bunun üzerine Musa'ya: 'Asanla denize(BAHR) vur(DARBE)' diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik İNFİLAK (انْفَلَقَ) ederek, her parçası kocaman bir kütle gibi oldu.
         Bu ayetlerde Musa’nın kavmini gece  yola çıkartmakta;  Firavunun kendinin zannettiği nehirler üzerinde kurulu barajların (infilak) yıkılarak,  kuru bahr yatağı su ile kaplanması  vahyedildiği, sonrada onları izleyen Firavunun, ordusuyla birlikte o "yemm" suları ile boğulduğu safhalar nakledilmektedir.



         Şuara 63. ayette göz ardı edilen ve yanlış çevrilen nokta ise, "her parçalanan (fırka) "كُلُّ فِرْقٍ" ile "koca bir kütle" "كَالطَّوْدِ" gibi ibaresidir. Çevirmenler "koca dağ gibi" diye çevirdikleri ibare Kuranda Hûd  42. ayette "dağlar gibi (كَالْجِبَالِ)" "cibal" diye bir örnek vererek, yaptıkları yanlışı Kuran yüzlerine vurmaktadır.
        

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder