20 Şubat 2012 Pazartesi

Müddessir, 19 Sayısı, Mukattaa

 ANA SAYFA É

       

Müddessir, 19 Sayısı, Mukattaa



Hammurabi ve Hz. Musa devrinde Mezopotamya’nın yazılı dili Akatça ve Sümerceydi. Akatçada 19 sessiz harf, Sümerce 14 sessiz harf bulunur. İlk Tevrat’ın Akatça ve Sümerce olarak yazıldığını düşünüyorum. Müddessir süresinde geçen 19 sayısının Akadçadaki sessiz harf sayısıyla, mukattaa harfleri Sümercedeki harflerle ilişkili olabilir. Mukattaa harfleri 29 sürenin başında bulunur. Buda Arapçanın harf sayısıdır. Süre başlarında 14 harf kullanılmıştır. Peki önemi nedir. Kuran’da geçen doğru peygamberler tarihinin, Tevrat ve diğer kaynaklarda değiştirildiğini gösterir. Vaat edilmiş toprakların Filistin olmadığını gösterir.

Fig.1: Akad alfebesi

Araf.144. (Allâh) buyurdu ki: "Ey Mûsâ, Ben mesajlarımla ve konuşmamla seni insanların başına seçtim; sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol!"
Araf.145. Öğüte ve her şeyin açıklamasına dair ne varsa hepsini Mûsâ için levhalara yazdık: "Bunları kuvvetle tut, kavmine de emret, bunların en güzelini tutsunlar (bu en güzel buyruklar gereğince amel etsinler); size, yoldan çıkmışların yurdunu (nasıl târumâr ettiğimi) göstereceğim!"

Bu ayetlerde Tevrat’ın levhalara yazıldığı belirtiyor.

 Kuran parça, parça indirilmiştir. Ama parça, parça yorumlanmaması taraftarıyım. Müddessir süresini de aynı şekilde alıyorum. Baştan sona 19 sayısı, anlamı, 19 sayısının fitne aracı kılınması, bununla inanmayanların sapması, kitap ehlinden olanların imanının artması, sapanların ve imana erenlerin ahrette ki durumu anlatılıyor. 

 1-10 arasındaki ayetler daha çok Hz. Muhammed’i düşündüren ayetler. Bu süre Allah kelamı olarak Hz. Muhammed’in ağzından çıkmıştır. Uyarıcı ve peygamberdir. Başka ihtimaller de türetilebilir. “Müddessir”, olumlu anlamdan çok olumsuz olarak kullanılıyor olabilir. Her bir insanı muhatap alıyor olabilir. Beklide örtünün altında uyuyanları kastediyordur. Uyanmaları için bir ikazdır.

11-25 arasındaki ayetlerde 19 sayısına göre Kuran’ı ölçüp bundan sonuç çıkaranları anlatır. Bunlar 19 ile ölçerek, Kuran’ın bir kısmı veya tamamını insan sözü olarak değerlendirmişlerdir. Beklide gerçeklere sırt çeviren insanları anlatıyordur. Örtüye bürünüp uyuyanları.

 Müddessir.24"Bu dedi, rivâyet edilip öğretilen bir büyüden başka bir şey değildir."

Muhammed Essed , burada geçen büyü, sihir kelimesini bilinen anlamına ek olarak, “bilerek saptırma” yahut “yanıltma” manasında da değerlendirir. Reşat Halife Kuran’ı 19 sayısına göre ölçmüş, 2 ayetin sonradan eklenip saptırıldığını söylemiş, insan sözü olarak değerlendirmiştir. Kuran kendini nasıl korumakta görüyor musunuz?

Kuran’ın bir ayetini tartışmaya açmak demek, tüm ayetlerini tartışmaya açmak demektir. Bir ayetini yalanlayan, tüm ayetlerini yalanlamış olur. Farkı yoktur ama geçmiş din adamlarının tartışmaları bu konuda bir takım kötü kokuları da ortaya çıkarmaktadır. İster 19, ister başka sayılarla Kuran’ı ölçmeye çalışılmamalıdır. Tutan yönlerinin olması dikkate alınmalı, ama  tutmayan bir çok husta göz ardı edilmememlidir. Kuran bir zahiri (görünen, açık), birde batıni (gizli) anlamının olduğunu iddia etmek, kuranın açıklığına aykırıdır.

 
Kuranın bazı ayetlerinin anlamı, zamanı gelince ortaya çıkar. Özellikle Allah bununla neyi anlatmak istedi ifadelerinin geçtiği ayetleri, zorlama anlamlarla tefsir edilmeye çalışılmamalı, bilgisi Allah katındadır denmelidir. “Bilgisi Allah katındadır demek” ayetin anlamının hiçbir zaman ortaya çıkmayacağı değil, zamanı gelince ortaya çıkacağı anlamındadır.

Müddessir.26. Onu Sekar'a sokacağım.
Müddessir.27. Sekar'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Müddessir.28(Geride bir şey) Komaz, bırakmaz (her şeyi yakıp yok eder).
Müddessir.29. Durmadan deriler kavurur.
Müddessir.30. Üzerinde ondokuz (muhafız) vardır.
Müddessir.31. Biz ateş ashabını(sahiplerini) hep melekler yaptık. Onların sayısını da inkâr edenler için bir sınav yaptık ki, kendilerine Kitap verilmiş olanlar iyice inansın, inananların da imanı artsın. Kitap verilmiş olanlar ve inananlar kuşkulanmasınlar. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de: "Allâh bu misâlle ne demek istedi?" desinler. Böylece Allâh, dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlara bir uyarıdır.

 Sekar, yakıcı kelimesinden türetilir ve tefsirlerde cehennem anlamında kullanılır. Türkçe çevirilerde yakıcı, kavurucu ateş manasında da kullanılıyor. 28 ayetteki “Komaz” diye çevrilen kelime baki kelimesinin olumsuz şeklidir. Birebir çevirisi “baki (ilelebet) yapmaz”dır. “bırakmaz” ifadesinde “bırakır” kelimesi olumsuz olarak kullanılmış, bire bir çevirisinde “bırakmaz” anlamındadır. “Bırakmaz”ı tutup bırakmaz değil de,  geride hiç bir şey bırakmaz, tamamıyla yok eder veya başka bir şekle sokarak geride hiçbir şey kalmaz şeklinde algılanmalı.

 29’cu ayette geçen beşer ve levvaha kelimelerini Elmalı Tefsirin’den olduğu gibi aktarıyorum.
“beşer”, insan demek olduğu gibi, "beşere" nin çoğulu olarak derinin, özellikle insan derisinin dış yüzleri mânâsına da gelir. İnsana beşer denilmesi de bu yüzdendir.

“levvâha”, "levh" kökünden aşırılık ifade eden bir siğa(kip)dır. Levh; susamak veya güneşin ısısı, yahut susuzluğun bir adamın çehresini bozması, yani yakıp kavurarak karartmak veya ortaya çıkmak, şimşek çakmak, gözle görmek mânâlarına gelir ki, Levvâha kelimesinin bütün bu mânâlara ihtimali vardır. Deriye susamış, yahut hiç durmadan derileri kavuran, yüzler karartan, yahut hep beşer gözeten beşere saldıran mânâlarını ifade eder.

 Beşeri dış yüz, “levaha”yı ise yakıp kavurarak ortaya çıkarmak olarak düşünüyorum. Tevrat’ın indiği dönemde, Mezopotamya’da yazı kil tabletler üzerine yazılıyordu. Bu bilgileri verdikten sonra ne demek istediği konusuna gelebiliriz.

  Klasik tefsirleri inkar etmiyorum. Doğru olduğu kanaatindeyim. Aynı zamanda 26-30 arasındaki ayetlerin, 19 sayısının anlamına da değindiğini düşünüyorum. Çünkü üzerinde 19 var diyorsa, önceki ayetlerde neyin üzerinde 19 olduğunu açıklaması lazım. 30. ayeti önceki ve sonraki ayetlerle bağlantısız, havada kalan bir ayet olarak düşünmüyorum. Anlatılanın, kil tabletlerin üzerinde 19 harften oluşan Akatça ile yazılmış Tevrat olduğu kanaatindeyim. Genel kanı 19’un Kuran’la ilişkili olduğudur. Devam eden 31. ayette, bu sayıyla kitap ehlinin (Yahudi, Hıristiyan, Müslüman) inancını arttıracağını yazar. Yalnızca Müslümanların değil. Her üçünün de kabul ettiği kitap Tevrat’tır.

 Kil tablet balçıktan yapılır ve kurutulur. Sonra ateşe konularak pişirilir. Pişirmeyle tamamen değişime uğrar. Kurumuş balçıktan olan hali, geride eski halinden eser kalmayacak şekilde yok olur. Artık yeni hali kiremittir. Kiremit kurumuş balçığa göre daha dayanıklıdır. Ama kendisini sonsuz kılmaz. Yakarak ortaya çıkanın dış yüzünün üzerinde 19 vardır.

 Ayrıca Elmalı Tefsirine bakıldığında “levvaha”nın, “levh” sözünden türediği görülür. Hz. Musa’ya indirilenlerin levh’e yazılması gibi. Yani Tevrat levvaha’nın üzerindedir.

 Genelde çevirilerde, 30-31. ayetler birleştirilip cehennemin 19 meleği olduğu yazılıyor. Bu 19’un neyin üzerinde olduğunu açıklamaz. „aleyha“ kelimesiı kuran, hayvan üzerinde ve "ala(y)" olarakta giden gemiler için kullanır. Ayrıca melek kelimesi kuran ayetleri içinde kullanılmaktadır. Melekler kendilerine yüklenen bilgi dışında bir bilgiye sahip olmayıp bu bilgi insanın isimlendirmesi ile olmaktadır. Surede ölçük biçen(k-d-r, miktar)kişiden bahsedilmektedir, Bu kişi neyi ölçüp biçiliyor ki Allahda bir sayı ile ona nisbetle cevap veriyor. kuran açık anlaşılır bir kitapdır. Yeterki ilave bilgi katmayalım. Ayrıca Kitap ehlinin imanını nasıl arttırdığını hiç açıklamaz. Ama benim dediğim tarzda düşünüldüğünde, gerçektende peygamberlerin tarihte yaşadığı ispatlanır ve inanan kitap ehlinin inancı artmış olur. Dinler tarihinde sapkınlıkların nereden kaynaklandığı, peygamberlerin aslında kimler olduğu, vaat edilmiş toprakların gerçekte neresi olduğu, tek tanrılı dinlerden kopma sapkın inanç guruplarının neyi amaçladıklarını, Büyük Ortadoğu Projesi’nin ne olduğunu, Kürtlere neden İslam dışı sapkın inançların propagandasının yapıldığını, Kürtlerle Asurluların neden özleştirilmeye çalışıldığını, İsrail ve İsrail’i destekleyen ülkelerin neden Büyük Kürdistan’a destek verdiğini, Büyük Kürdistan’ın neden Asur yaşam alanlarına doğru kaydığını ve birçok şeyi açıklar.

 Mezopotamya tarihiyle ilgilenenlerin neredeyse tamamı inanmayanlar ve Yahudilerden oluşuyor. Ateistlerin iddiası;Yahudilerin Babil sürgünü sırasında, Mezopotamya yazılı belgelerini kaynak olarak alıp Tevrat’ı yazdığı; İncil ve Kuran’ın da Tevrat kaynaklı olduğudur. Dolayısıyla tek tanrı inanışında olanların kitapları, Mezopotamya yazıtlarından devşirmedir diye iddia ediyorlar. Benim iddiam ise, bu son derece normaldir. Çünkü peygamberler Mezopotamya’da yaşamıştır. Kuran’da da bununla  ilgili en ufak bir çelişki yoktur.

 Mezopotamya tek tanrılı dinlerle, çok tanrılı dinlerin mücadele ettiği bir alandır. Musevilik ile ilk topluluk oluşturulmuş, Hıristiyanlık ile eski Mezopotamya dinleri birçok yerden temizlenmiş, Hz. Muhammet ile de Orta Doğudaki son kaleleri yıkılmıştır. Günümüzde bazıları bu dinleri göklere çıkartarak yeniden diriltmeye çalışıyor.

 Son söz olarak diyebileceğim; Turan Dursun gibi karşınıza kalemle çıkmış kişilerin karşısına kalemle çıkılır, silahla değil. Yalanın karşısına doğruyla çıkılır, başka bir yalanla değil. Ancak dürüst olan doğrudan korkmaz, sahtekarlar değil. Din adına yalanı savunanın, her devirde bukalemun gibi renkten renge girenin, dün mazlumu oynayıp, bugün zalim kesilenin imanla ne alakası olabilir.

2 yorum:

  1. Değerli Kardeşlerim,

    Bu harflerin elbette çok farklı manaları ve içerikleri olabilir.
    Ama şuna kesinlikle emin olun ki Allah (C.C) manasının bilinmesini istemediği, murat etmediği bir şeyi asla Kur'an'a koymaz.
    Bu anlamsızdır.
    Allah (C.C), "anlamsızlıklardan münezzehtir".

    BU MANALARDAN BİRİSİNE CENAB-I ALLAH (C.C) MATEMATİK OLARAK ULAŞMAYI ÇOK ŞÜKÜR NASİP ETTİ...

    Koordinat Eksenli çalışma "Bu harfler neden kullanılmıştır?" sorusunun cevaplarından sadece biridir.
    Diğer anlamları varsa Allah (C.C) inşaalah zaman içerisinde o anlamları da farketmeyi ve açıklamayı müminlere nasip eder.

    MUKATAA HARFLİ SURELERİN KOORDİNAT SİSTEMİNE KONUMLANDIRILMASI ÇALIŞMASI

    Mukataa Harfli Surelerin "Mushaf sırasına göre" ve "Nüzul sırasına göre" Koordinata konumlandırılması neticesinde aşağıdaki grafikler ortaya çıkmıştır.

    "Mushaf sırasına göre" yapılan çalışmada çok net şekilde "Allah" Lafzı ortaya çıkmıştır.

    Konuyla ilgili tüm açıklamaları ve detayları görebileceğiniz adresler aşağıdadır.


    http://mukattaa.blogspot.com/
    http://secde-ayetleri-prostration-verses.blogspot.com/


    Önemli diğer nokta ise şudur.
    "Nüzul sırası ile yapılan çalışmada "ALLAH" Lafzı çıkmamaktadır."

    ACABA NEDEN?
    BU SORUNUN CEVABI GRAFİK ÇALIŞMASININ SEBEBİ VE ÇIKIŞ NOKTASINDADIR.

    GRAFİK ÇALIŞMALARININ SEBEBİ VE ÇIKIŞ NOKTASI
    1.) Kur’an-ı Kerim’deki 114 sureden 29’unun ilk ayetleri çeşitli Arapça harflerle başlar. “Elif Lam Mim, Ya Sin, Ha Mim” gibi… Bu harflerin ne anlama geldiğini yalnızca Yüce Allah (C.C.) biliyor.

    2.) Kur’an-ı Kerim, iniş (nüzul) sırasına göre sıralanmamıştır. Yüce Allah’ın (C.C) emriyle vahyin hemen akabinde, Cebrail (A.S) tarafından ayetlerin ve surelerin yerleri tek tek belirtilmek suretiyle “farklı şekilde tertip edilmiştir”.

    Şu an elimizde bulunan Kur’an-ı Kerim bu “Tertip üzerinedir”.
    ----
    1.) Sure başlarında “Mukataa harflerinin” kullanılması ve
    2.) Kur’an tertibinin, sure ve ayetleriyle vahiy esnasında “yeniden yapılması”, “Sıradan, anlamsız ve dikkate alınmaması gereken” bir işlem midir, yoksa “Bilinçli” olarak mı yapılmıştır?

    Koordinat Ekseninde yapılan Grafik çalışmasının amacı, bu çok önemli ve sebebi merak konusu olan 2 soruya (şayet “Bilinçli” bir eylemse), Matematik boyutta “Görsel” bir yanıtın olup olmadığıdır.

    Grafik çalışması, “mukayese ve değerlendirmelerin” en sağlıklı şekilde yapılabilmesi için iki türlü yapılmıştır.

    1. Elimizde bulunan Kur’an-ı Kerim’deki surelerin sıralamasına göre,
    2. Surelerin vahiy, (iniş, nüzul) sırasına göre,

    Bir konuyu önemle vurgulamak ihtiyacını hissediyoruz:

    Koordinat Düzleminde yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkan sonuçların, “Görünen sonuçlar” olduğu sizlerin de malumudur.
    Bu çalışmalarda “Toplama, Çarpma, Bölme ve Çıkarma” işlemleri yoktur.

    Ortaya çıkan “Grafik” neyse sonuç O’dur.

    Allah'a emanet olun...

    Mü'min Kardeşiniz.

    YanıtlaSil
  2. slm. Çalışmanız güzel olmuş. Nüzül sırası sağlam verilere
    dayanmamaktadır. Ama kuranın gerçek sıralamasına göre yapılmasına göre
    ki tespitler iç açıcı. Cebrail a.s. tabiri ise beni üzdü. Cibril
    kuranın cebr ayetleridir. Bu zorlayıcı ayetlere yahudiler karşı çıkmış
    ve düşman olmuşlardır.

    YanıtlaSil