7 Şubat 2012 Salı

Öfkelenmeyin ve Kibirlenmeyin


Öfkelenmeyin

Onlar, günahın büyüklerinden ve tüm iğrençliklerinden
uzak dururlar. Öfkelendikleri zamansa,
affetmeyi esas alırlar.42 Şura Suresi Ayet 37

Şüphesiz günlük yaşam içinde çeşitli sebeplerle öfkelenmekte
ve zaman zaman da öfkemize yenik düşerek sonu üzücü
olaylara sebebiyet vermekteyiz. Oysa gerçek manada inanan
kişi öfkesini de kontrol altına alabilen kişidir. Ayetlerde: “Öfkelerini
yutanlardır onlar, insanları affedenlerdir. Allah,
güzel düşünüp güzel davrananları sever.” (3/134) buyrularak
inananların affetmeyi esas aldıkları ve bu davranışlarının
güzel davranışlardan görülerek bu kişilerin Allah tarafından
sevildiği ifade edilmektedir.

Kibirlenmeyin

Kibirlenerek insanlardan yüzünü çevirme, yeryüzünde
kasılarak yürüme. Çünkü Allah, kurula-kurula kendini
övenlerin hiçbirini sevmez.31 Lokman Suresi Ayet 18

Kibir yani kendini beğenerek büyüklenmek ve kendini başkalarından
üstün tutmak şeytani bir özelliktir. İblis de Allah’ın
emrine rağmen Hz. Âdem’e secde etmemiş, kendisinin ondan
üstün olduğunu söyleyerek kibirlenmiş ve bu isyanı sebebiyle
Allah katından kovulmuştur (7/12). İnananlar ise tevazu sahibi
yani alçakgönüllü ve büyüklenmekten uzaktırlar. Her ne
nimet ve imkâna sahip olurlarsa olsunlar sahip oldukları sebebiyle
kendilerini diğer insanlardan üstün görmezler. Şüphesiz
yüce Allah imtihanı gereği insanların bir kısmını diğer bir
kısmından dereceler bakımından üstün kılmıştır (43/32).

Bazı üstün özellikleri sebebiyle kibirlenen kişiler ise farkında olmadan
amansız bir hastalığın pençesine yakalanmışlardır. Kibir,
insanı içten içe yiyip bitiren sinsi bir hastalık gibidir. Elde ettiği
başarıları kendine mal eden, sahip olduğu tüm nimet ve
imkânların kabiliyetlerinden kaynaklandığını zanneden, sürekli
olarak kendini övüp durarak her konuda kendini diğer insanlardan
üstün gören ve bir anlamda tüm dünyanın kendisi için
yaratıldığı düşüncesiyle züccaciye dükkânına giren fil misali
etrafını yıkıp döken insanlar, sahip oldukları kibirlerinin gözlerini
kör etmesi sebebiyle farkında olmasalar da son derece
aşağılık söz ve eylemler sergilerler. Bu noktada kula düşen sahip
olduğu üstünlükler sebebiyle büyüklenmek değil bu üstünlüğün
yüce Allah’ın bir lütfu olduğunu bilerek şükretmek, tevazu
içinde olmak ve sahip olduğu üstünlükleri Allah yolunda
hayırlı işler için kullanmaktır. Bununla beraber hiç şüphesiz
asıl önemli olan bu dünya hayatındaki üstünlük değil âhiret
yurdundaki üstünlüktür. Bu üstünlüğü sağlayacak olan ise insanların
Allah’a olan yakınlık ve bağlılıkları yani takvalarıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder