29 Şubat 2012 Çarşamba

ORUÇ KONUSUNDA HADİSLER



 824- Ebu Sa’id (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Üç şey vardır orucu bozmaz: Hacamat olmak (kan aldırmak), kusmak, ihtilam olmak.” (K.S. 3133 C.9 S.448 Akçağ, alıntısı: Tirmizi, Savm 24,(719). )

825- Râfi’ İbnu Hadic (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: “Hacamat ettiren de, hacamat eden de orucunu açmıştır.” (K.S. 3138 C.9 S.451 Akçağ, alıntıları: Tirmizi, Savm 60,(774); Ebû Dâvud, Savm 28,(2367); İbnu Mâce, Savm 18, (1679,1680,1681). )

Bu rivayette diğer rivayetin aksine, değil hacamat ettiren, hacamat edenin dahi orucunun bozulacağını tahdis etmeleri bir çelişkidir.

826- Hz Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) oruçlu olduğu halde hanımlarından birini öperdi.” (Hz. Aişe bunu söyleyip sonra güldü.) (K.S.3141 C.9 S.451 Akçağ, alıntıları bir sonraki rivayetle birlikte. )

827- Bir başka rivayette şöyle der: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) oruçlu iken mübaşerette bulunurdu, O, nefsine hepinizden çok hakim idi.” (K.S. 3142 S.453 Akçağ, alıntıları: Buhari, Savm 24,23; Müslim, Sıyâm 62-65,(1106); Muvatta, Sıyâm 14,(1,292); Ebû Dâvud, Savm 33,(2382-2386); Tirmizi, Savm 31,(727-729). )

Bu iki rivayette eşlerle öpüşme ve öpüşmenin ötesinde de sevişmenin orucu bozmadığını iddia ettiler.

828- “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın azadlılarınadan Meymune radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a oruçlu iken, oruçlu hanımını öpen adam hakkında sorulmuştu: “İki sininin orucu da bozulur!” buyurdular.” (K.S. 6522 C.17 S.165 Akçağ, alıntısı: İbn-i Mace 1686. )

Bu rivayette orucun öpmeyle bozulacağını iddia etmeleri açık bir çelişkidir.

829- Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir seferdeydi. Etrafına insanların toplandığı bir adam gördü, ona gölge yapıyorlardı.
“Nesi var?” diye sordu.
“Oruçlu biri!” dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
“Seferde oruç birr (Allah’ı memnun edecek dindarlık) değildir!” buyurdular.”
Bir rivayette: “Seferde oruç birr’den değildir” demiştir.” (K.S. 3206 C.9 S.511 Akçağ, alıntıları: Buhari, Savm 36, Müslim, Sıyam 92,(1115); Ebu Dâvud, Savm 43,(2407); Nesâi, Savm 48,(4,176). )

830- Ebu’d-Derdâ (radıyallahu anh) anlatıyor: “Biz çok şiddetli sıcak bir mevsimde, Ramazan ayında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte sefere çıktık. Hararetin şiddetinden herkes elini başına koyuyordu. Aramızda oruçlu olarak sadece Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile İbnu Ravâha vardı. (K.S. 3209 C.9 S.513 Akçağ, alıntıları: Buhari, Savm 35; Müslim, Savm 108,(1122); Ebu Dâvud, Savm 44,(2409.)

Bu iki rivayetin ilkinde, seferde oruç tutmak Allah’ı memnun edecek dindarlık değildir derlerken, ikincisinde, Resûlullah’ın şiddetli sıcağa rağmen seferde oruç tuttuğunu rivayet etmeleri bir çelişkidir.

831- Amr İbnu Ümeyye ed-Damri (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir sefer dönüşü Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a uğradım. Bana: “Ey Ebu Ümeyye, sabah yemeğini bekle (beraber yiyelim)” buyurdular. Ben:”Oruçluyum” dedim.
“Öyleyse gel yaklaş, sana yolcudan haber vereyim (de dinle!” dedi ve devamla:) “Allah Teâla Hazretleri yolcudan orucu ve namazın yarısını kaldırdı” buyurdu.” (K.S. 3210 C.9 S.513 Akçağ, alıntısı: Nesâi, Savm 50,(4,178). )

Bu rivayette yolcunun Oruçtan muaf olduğunu tahdis etmeleri ile Namazın yarısının yolcu için kaldırıldığını iddia etmeleri, Kur’an’a uygun değildir. Namazın kısaltıla bilmesi için tehlikenin var olması şarttır. Ayrıca Oruç için muafiyet değil, Allah tarafından kolaylık olmak üzere ruhsat verilmiştir. Bu konuda Kur’an’dan mealen:

- Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı; ta ki korunasınız. 2/183
- Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). İçinizden kim hasta, yahut seyahatte olursa, (tutamadığı günleri) başka günlerde tutsun. Gücü yetmeyenlere de, bir yoksulu doyuracak fidye gerekir. Fakat kim gönül rızasıyla hayır işlerse, bu kendisi için daha iyidir. Ve oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır. 2/184Görüldüğü gibi muafiyet değil, ruhsat tanınmış olup, seferde veya hastalık durumunda gücü yetenin oruç tutması tutmamasından kendisi için daha hayırlıdır. Uçakta seyahat edende yolcudur, hafifçe bir tarafı ağrıyanda hastadır. Sağlığın bozulması tehlikesi yoksa, oruç tutmak, tutmamaktan daha hayırlıdır.

832- Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim üzerinde oruç borcu olduğu halde ölürse, velisi ona bedel tutar.” (K.S. 3220 C.9 S.521 Akçağ, alıntıları: Buhari, Savm 42; Müslim, Sıyâm 153,(1174); Ebu Dâvud, Savm 41,(2400). )

Bu rivayette, bir kimsenin veli sıfatıyla başka bir kimse yerine oruç tutabileceğini tahdis ettiler.

833- İmam Mâlik’e ulaştığına göre İbnu Ömer (radıyallahu anh), bir kimsenin diğer bir kimse yerine oruç tutmasını veya bir kimsenin başka bir kimse yerine namaz kılmasını münker addederdi.” (K.S. 3222 C.9 S.523 Akçağ, alıntısı: Muvatta, Sıyâm 43,(1,303). )

Bu rivayette, bir kimsenin başkası yerine oruç tutamayacağını rivayet etmekle evvelki rivayetle çelişkiye düşmüşlerdir. Ayrıca evvelki rivayet Kur’an’la da çelişmektedir. Zira İslam Dininde âmeller şahsi olup; kimse kimsenin yerine oruç tutamaz, namaz kılamaz, hacca gidemez. Eğer bir kimse, başka bir kimse yerine âmel işleyebilseydi, yani işlediği bu âmel o kimse için geçerli olmuş olsaydı, insanın hayattayken yerine getirmesi gereken en öncelikli farz iman etmesidir. O zaman, Müminler, kafir olarak ölen akrabaları yerine iman eder ve onların Mümin olmalarını sağlıya bilirlerdi, Hal bu ki böyle bir olay İslam Dininde mümkün değildir. Zira insana çalıştığından başka bir şey yoktur. Bu konuda Kur’an’dan mealen:

- Yoksa kendisine haber mi verilmedi: Mûsâ’nın sahibelerinde (yazılı) olan, 53/36

- Ve çok vefâlı İbrahim’in (sahibelerinde yazılı olan şu gerçekler): 53/37

- Ki hiçbir yük sahibi, (âmel yönünden) başkasının yükünü yüklenemez. 53/38

- İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. 53/39

- De ki: “Allah her şeyin Rabb’i iken ben O’ndan başka Rab mi arayayım? Herkesin kazandığı yalnız kendisine âittir. Kendi yükünü taşıyan hiç kimse, bir başkasının yükünü taşımaz. Sonra dönüşünüz Rabb’inizedir; (O) ayrılığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir.” 6/164

- Ve öyle bir günden korkun ki, o gün hiç kimseden şefâat (aracılık, iltimas) da kabûl edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım yapılmaz. 2/48

834
- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ramazan ayında, hasta veya ruhsat sahibi olmaksızın kim bir günlük orucunu yerse, bütün zaman boyu oruç tutsa bu orucu kaza edemez.” (K.S. 3226 C.9 S.526 Akçağ, alıntıları: Buhari, Savm 29; Tirmizi, Savm 27,(723); Ebû Dâvud, Savm 38,(2396). )

835- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a bir adam geldi ve: “Ey Allah’ı Resûlü, helak oldum” dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
“Seni helak eden şey nedir? diye sorunca:
“Oruçlu iken hanımıma temas ettim” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah’la aralarında şu konuşma geçti:
“Azad edecek bir köle bulabilir misin?”
“Hayır!”
“Üst üste iki ay oruç tutabilir misin?”
“Altmış fakiri doyurabilir misin?”
“Hayır!”
“Öyleyse otur!” Biz bu minval üzere beklerken, Aleyhissalâtu vesselâm’a içerisinde hurma bulunan bir büyük sepet getirildi.
“Soru sahibi nerede?” diyerek adamı aradı. Adam:
“Benim! Buradayım! deyince, Aleyhissalâtu vesselâm:
 “Şu sepeti al, tasadduk et!” dedi. Adam:
“Benden fakirine mi? Allah’a yemin ediyorum, Medine’nin şu iki kayalığı arasında benden fakiri yok! Cevabını verdi. Bunun üzerine Resûlullah güldüler ve:
“Öyleyse bunu ehline yedir!” buyurdular.” (K.S. 3227 C.9 S.527-528 Akçağ, alıntıları: Buhari, Savm 29,31, Hibe 20, Nafakât 13, Edeb 68,95, Kefaretu’l-Eymân 3,4 Hudud 26; Müslim, Sıyâm 28,(1,296,297); Ebu Dâvud, Savm 37,(2390,2391,2392,2393); Tirmizi, Savm 28,(724). )

Bu rivayette, evvelki rivayetin aksine, mazeretsiz yenilen orucun iki ay üst üste oruç tutmakla kaza edilebileceğini rivayet etmeleri bir çelişkidir. Evvelki rivayette bütün zaman boyunca Oruç tutsa kaza edemez demişlerdi.

836-. ... Peygamber (s.a)’in ashâbından birisi, “Rasûlullah şöyle buyurdu’ demiştir:
“(Kasıtlı olmadan) kusanın, ihtilâm olanın ve kan aldıranın orucu bozulmaz.” (Ebû Dâvud, K.es-Sıyâm (14), Bâb 30,31, C.9 S.232 H.2376 Şamil, ayrıca: Tirmizi, savm 24. )

837-. ... Ma’dân b. Talha’dan rivâyet edildiğine göre, Ebû-d-Derdâ ona Resûlullah (s.a.)’ın (kendi isteği olmadan) istifrâ edip, orucunu açtığını haber vermiştir.
Ma’dan şöyle der:
Dimeşk mescidinde Peygamber (s.a.’ın âzatlısı Savbân (r.a)’la karşılaşıp kendisine;
Ebû-d-Derdâ bana, Resûlullah (s.a.)’ın, istifra edip, orucunu açtığını haber verdi dedim.
- Doğru söylemiş, ona ab dest suyunu da ben döktüm, dedi. (Ebû Dâvûd, K.es-Sıyâm (14), Bâb 33 C.9 S.240 H.2381 Şamil, )

Bu rivayette kasıtlı olmadan kusanın orucu bozulur demelerine rağmen, evvelki rivayette bozulmaz demeleri bir çelişkidir.

838-. ... Rasûlullah (s.a.)’ın hanımlarından birisinin şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
“Peygamber (s.a.) Zilhiccenin dokuz günü, aşure günü ve her ay ayın ilk Pazartesi ve Perşembe günleri (olmak üzere) üç gün oruç tutardı. (Ebû Dâvûd, K.es-Sıyâm (14), Bâb 61 C.9 S.355 H.2437 Şamil, ayrıca: Nesâi, sıyâm 83. )

839-. ... İbni Abbas (r.a.)’dan, demiştir ki:Rasûlullah (s.a.);
“Kendisinde amel-i sâlih işlenen günlerin Allah katında en sevimlisi şu günlerdir-yani zilhiccenin (ilk) on günü-”
- Ya Rasûlullah! Allah yolunda cihad da mı (O günler kadar sevimli değildir.)?! dediler.
Efendimiz (s.a.);
“-Allah yolunda cihad da! Ancak canı ve malı ile cihada gidip de bunlardan bir şey döndürmeyen müstesna” diye cevap verdi. (Ebû Dâvûd, K.es-Sıyâm (14), Bâb 61 C.9 S.357 H.2438 Şamil, ayrıca: Buhari, İydeyn 11; Tirmizi, savm 51; İbn Mâce, sıyam 39. )

Tahdis etmiş oldukları rivayette, Zilhiccenin ilk on gününde oruç tutmanın, bir kimsenin şehit olup, ayrıca şehitlikle birlikte tüm malının gitmesi hariç, tüm iyi âmellerden (tüm sevap işleme hususlarından) daha üstün olduğunu rivayet ettiler.

840-. ... Aişe (r.anha)’dan; demiştir ki:
“Rasûlullah (s.a.)’ı Zilhiccenin on gününde oruç tutarken hiç görmedim.” (Ebû Dâvûd, K.es-Sıyâm (14), Bâb 62 C.9 S.359 H.2439 Şamil, ayrıca: Müslim, itikaf 9; Tirmizi, savm 50. )

Evvelki rivayetlerde, Peygamberin zilhiccenin ilk dokuz gününde oruç tutuğunu ve zilhiccenin ilk on günü orucunu, Şehitlik ve tüm malın birlikte gitmesi istisnası dışında tüm iyi amellerden, örneğin, Kadir gecesinde yapılan amellerden üstün tutup, buna rağmen bütün bu iddialarını görmezlikten gelerek, bu rivayette ise Peygamber hiçbir zaman böyle bir oruç tutmamıştır demeleri bir çelişkidir.

841- Hz. Ebû Hüreyre radıyallahu anh demiştir ki: “Hayır Kâbe’nin Rabbine yemin olsun! “Cünüp olarak sabahlayan kimse orucunu bozsun!” sözünü ben söylemedim. Bunu söyleyen, Muhammed aleyhissalâtu vesselâm’dır.” K.S.6527 C.17 S.167 Akçağ, alıntısı: İbni Mace 1702. )

842-...... Bize Ebû’l-Yemân tahdis edip şöyle dedi: Bize Şuayb ibnu Ebi Hamza, ez-Zuhri’den haber verdi. O şöyle demiştir: Bana Ebû Bekr ibnu Abdirrahmân ibn Hâris haber verdi ki, babası Abdurrahmân, Mervân ibnu’l-Hakem’e şunu haber vermiştir; Âişe ve Ümmü Seleme bu Abdurrahmân’a Resûlullah (S) ehliyle cinsi münâsebetten dolayı cünüp olduğu hâlde fecr ona erişirdi.Fecrden sonra Rasûlullah yıkanır ve orucunu tutardı, diye haber verdiler. ....... (Buhari, Kitâbu’s-Savm C.4 S.1792 H.34 Ötüken. )

Bu iki rivayet çelişkili olduğu gibi, son rivayet, Peygamberin ailesine saygısızlık içermektedir. Daha önce de örneklerini yazdığım gibi, evlilikteki cinsel hayatla ilgili konuları, Peygamberin eşleri ağzından hep erkeklerin duyup tahdis ettiklerini rivayet etmişlerdir. Peygambere bu gibi konuları, herhangi bir aileyi söz konusu etmeden soracak erkek sahabe veya Peygamberin eşlerinden soracak bayan sahabe yok muydu? Kasıtlı yazdıkları fazla izaha ihtiyaç göstermeyecek kadar açıktır. Ayrıca bu rivayetlerinde, Peygamberin fecir namazını kılmadığını da iddia etmişlerdir. Fecirden sonra yıkandığını söylemekle bunu iddia etmişlerdir, zira cenabetli olarak namaz kılınmaz, fecirden sonra da, fecir namazının vakti çıkmış demektir.

843- İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor:”Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Recep ayı orucunu yasaklamıştır.” (K.S. 6536 C.17 S.171 Akçağ, alıntısı: İbni Mace 1743. )

844- Abdullah İbnu Büsr es-Sülemi, kız kardeşi es-Sammâ (radıyallahu anhâ)’dan naklediyor: ”Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Cumartesi günü oruç tutmayın, ancak Allah’ın size farz ettiği şeyde o gün oruç tutarsınız. Biriniz yiyecek nev’inden bir şey bulamaz da sadece üzüm (asması) kabuğu veya bir ağaç çöpü bulacak olsa onu ağzında çiğnesin (ve yinede Cumartesi günü oruçlu olmasın).” (K.S. 3179 S.489, alıntıları:Ebu Dâvud, Savm 51,(2421); Tirmizi, Savm 43,(744); İbnu Mâce, Sıyâm 38,(1726). )

845- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Şaban ayı yarılandı mı artık oruç tutmayın.” (K.S. 3174 C.9 S.486 Akçağ, alıntıları: Ebu Dâvud, Savm 12,(2337); Tirmizi, Savm 38,(738). )

846- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Sizden hiç kimse, cuma günü oruç tutmasın. Ancak bir gün önceden veya sonradan oruç tutuyorsa bu takdirde cuma günü de oruç tutabilir.” (K.S. 3177 C.9 S.488 Akçağ, alıntıları: Buhari, Savm 63; Müslim, Sıyâm 147,148; Ebu Dâvud, Savm 50,(2420); Tirmizi, Savm 42,(743). )

Orucun tutulamayacağı günler adı altında bir takım rivayetler uydurdular. Buna rağmen şu rivayetleri çelişkili olarak rivayet ettiler.

847-. ... Resûlullah (s.a.)’ın hanımlarından birisinin şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
“Peygamber (s.a.) Zilhiccenin dokuz günü, aşure günü ve her ay ayın ilk Pazartesi ve Perşembe günleri (olmak üzere) üç gün oruç tutardı. (Ebû Dâvûd, K.es-Sıyâm (14), Bâb 61 C.9 S.355 H.2437 Şamil, ayrıca: Nesâi, sıyâm 83. )

848- Abdullah İbnu Amr radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın: “Nuh aleyhisselâm Ramazan ve Kurban bayramları hariç, yıl orucu tutmuştur” dediğini işittim.” K.S.6528 C.17 S.167 Akçağ, alıntısı: İbni Mace 1714. )

Bu rivayetlerle, evvelki rivayetlerin çelişkili oldukları açıktır. Zira her bir tam yıl içinde Recep ayı ve Cumartesi günleri mevcut olup, Nuh peygamberin bu günlerde oruç tuttuğunu tahdis ettiler. Peygamberin Zilhiccenin dokuz günü oruç tuttuğunu söylemekle farz olmamasına rağmen, cumartesi günü oruç tuttuğunu rivayet etmeleri diğer bir çelişkidir.

849- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.” (K.S. 3113 C.9 S.426 Akçağ, alıntıları: Buhari, Savm 5, Bed’ü-Halk 11, Müslim, Sıyâm 2,(1079); Nesâi, Sıyâm 5,(4,129). )

İddia ettiklerine göre Ramazan ayı girdiği zaman Cennetin kapıları açılıp, cehennemin kapıları kapanıp şeytanlarda zincire vuruluyormuş. Yalan rivayet uydurdukları, Ramazan ayında günah ve azgınlık içinde hayat sürdüren bir çok kimsenin varlığından da bellidir. Zira şeytanlar yalnız cinlerden değildir, insanlardan da şeytanlar vardır. Eğer Ramazanda şeytanlar zincirli iseler, Ramazana rağmen bir birlerini saptırmakla meşgul çok sayıda insanın varlığını neyle izah ediyorlar?

İnsanlardan da şeytanların olduğuyla ilgili olarak, Kur’an’dan mealen:

- Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabb’in dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle baş başa bırak. 6/112
Ayrıca, Oruç tutmak yalnız yemek yememek su içmemek olayı da değildir. Oruçluyken kadınlara cinsel yaklaşımla dokunmakta yasaktır.Bu konuda Kur’an’dan mealen:

- Oruç gecesi, kadınlarınıza yaklaşmak, size helâl kılındı. Onlar sizin elbiselerinizdir, siz de onların elbisesisiniz. Allah, sizin kendinize yazık etmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabûl edip sizi affetti. Artık şimdi onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için yaz(ıp takdir etmiş ol)duğunu talep edin, şafağın beyaz ipliği siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin, için; sonra tâ gece oluncaya dek orucu tamamlayın; mescitlerde ibâdete çekilmiş iken kadınlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın (yasak) sınırlarıdır, bunlara yaklaşmayın. Allah, insanlara ayetlerini böyle açıklar ki korunup sakınsınlar. 2/187Demek ki, kadınları öpmek orucu bozar, ayet mealinde görüldüğü gibi, önceden ramazan ayında geceleyin dahi kadınlara yaklaşmak yasaktı. Allah rahmetiyle gece yasağını, mescitte ihtikafta olanlar haricindekiler için kaldırdı. Gündüz yasağını oruç müddetince geçerli kaldı. Bu itibarla bu hususlara uymayan bütün rivayetleri asılsızdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder