29 Şubat 2012 Çarşamba

TARİH YALANLARI

 ANA SAYFA


Bir medeniyetin, ülke, ümmetin diğerlerine göre farkı; ALLAH’ı, insanı, tarihi nasıl algıladığıdır.
Çoğu insan, tarihi kendi doğruluğu içinde benimser. Sağlam “gerçek” ve “verilere” dayalı bir bilim dalı olarak görür.

Hâlbuki tarih, ideoloji ve çıkar ilişkileri içinde kişisel tercihlerin ürünü bir anlatıdır.

Öne çıkarma, geri bırakma, veri uydurma, veri çarpıtma, veri göz ardı etme gibi unsurlardan dolayı, tarih yazımı aslında bir hikâye yazımından öte değildir.

İşte bu nedenledir ki, yazının ve resmin bulunduğu zamandan günümüze kadar “hikaye” tarihleşmektedir. Aradaki zaman uzadıkça da destanlaşıp efsaneleşmektedir.

Batı dillerindeki “tarih” ile “hikâye” kelimesi aynı kökten gelmektedir (“history” ve “story”). Farklı disiplinlermiş gibi görünür, ama bugün de geçerli olan bir şey var ki: tarih yazarı ile anlatı yazarının söylem evreni aynıdır.

İlk tarihçi sayılan Herodot’tan beri tarihsel vesikalar, onun ve sonraki tarihçilerin yazdıkları, çoğu zamanvesayet altında yazıldı. Bu vesayetin bir kısmı mitoloji bir kısmı din bir kısmı da siyaset oldu. Sadece siyasi tarih ya da aristokrasi tarihi mahiyetindeki yazılanlar, antropologların karbon testleriyle takip etmeye çalıştıkları insanlık tarihi özelde kısa bir kayıtlı dönemi içerir. Kainatın var olma yaşıyla kıyaslandığında zaten çok önemsiz bir kesite şahitlik eder.

Ve her halükarda tarih ile hikaye arasında estetik yaklaşımdan öte, fazla bir fark yoktur. İkisi de “anlatı” ve kurgu özelliklerini taşırlar.

Aslında Herodot’un faydalandığı kaynakların çoğu zaten edebiyat ürünleri, efsane, destan türü malzemeler olup şifahi kültürün muhayyile ile birleştirdiği bir kurgu dünyasına dayanır ve o tarihin “babasıdır.”

Tarihin zaten “tarih öncesi” diye adlandırılan dönemi, kayıtlara geçmemiş olan dönem anlamında kullanılır ki, arkeolojik bulgular, karbon testleri bu tarihsel dönemi uzatmaya yönelik çabalardır.

Sümerlerde oluşturulan yazı ve takvim, daha sonra Akat, Mısır, Asur ve Babil ve Fenike medeniyetlerine uzanan, oradan eski Yunan ve Roma’ya sarkan bir silsileyi oluşturan tarih halkasının başlangıcıdır. Sonraki dönemlerde Tarihin başlangıcı, zaten oluşan yeni kültür ve anlayışlar doğrultusunda “yeni takvim”e göre yeniden ayarlanmıştır.

Bunu yaparken de yeni takvim ilan eden kültür, diğerini, kendinden öncekini silmek ve tarihin merkezine kendini koymak amacıyla yeni takvimler ihdas etmiştir. Buna örnek olarak Hintlilerin kullandığı takvimler, Hıristiyanların kullandığı Hz. İsa’nın hayatının başlangıcını esas alan takvim, Müslümanların kullandığı Hicri takvimdir.

Mevcut tüm tarihler olayların vuku bulduğu zaman dilimini temel alarak yazar. İşte o zaman dilimi önceki zamana göre kendi farkını oluşturma amacını taşır. Daha sonrakilerin onlarla ilgili yorumları ise, esas yönlendirici etken olarak karşımıza çıkar.

Tarih, galiplerin geçmişi yargılayıp mahkum etme aracıdır tarih çoğu zaman.  Hatta geçmişi tahrip etme silahı olur ve geleceğe yön verme de kullanılır. Sovyet Rusya’da belli bir dönem basılan gazeteler tamamen çıkartılıp yok edilmiş, yerine aynı tarihle ve farklı haberlerle o günü anlatan yeni sayılar basılmış ve bunlar sonradan “tarihsel” doküman olmuşlardır. Yakın çağ Türk tarihi de benzeri uygulamalarla inanırlık problemine dipnotlar düşmüştür.

Tarih elbette ki insanla başlar. İslam’da Allah’ın tarihselliği yoktur; O zaman ve tarih üstüdür.

İslam anlayışında Allah’ın  “Hayy” olması onu zamanlar üstü olmaklığını ifade ederken, zamanın onun varlığını bağlamadığını da ortaya koyar.

Zaman insanı bağlar.

İnsan zamanla var olan, zamana endeksli bir süreyi doldurup ölen varlıktır.

Zamanlar üstü olmak ilahi kitaplarda hep bir kendini ilah/rab görme unsurudur. Bunun içindir ki dini içerikli kitaplar, kitabeler ve anıtsal figürler yaptırılır. Firavunun kazıklı dikili taşları gibi, heykeller gibi…

“Pagan/Put” sayılan figürleştirmeler de aynı mantığı görmek mümkündür. Asıl mesele taş toprak, kitap değil, fikir ve saygı duyulmasıdır. Hakkında konuşmamak, hatta ona küfretmemektir.  

İşin aslı artık Toplumsal tarih ve takvimleri ciddiye almadan münferit tarih ve takvimleri yaşamak ve onları yazmak zamanı gelmiştir.

Beyhude yaşamların tarih yalanlarından kurtulması için başka bir yol varsa onu görmek lazımdır. Dinde bu hadisler ile gelen tarihselliği yıkmak ve dini 6. yüzyıldan 21. yüzyıla getirmekle olmaktadır. İslam alemi bu garabet durumdan KURAN ile kurtulacaktır. Terk edilmiş (mehcur) kuran yaşanılan kuran olmakla bu kurtuluş gerçekleştirilecektir. Yahudi tarihi ile yorumlanan Kuranla değil. Eksik bilgi Yalanın ta kendisidir.

Aksi halde, eski ve yeni yalanlar üzerine kurulan yeni yaşamların kendisi de eskileri kadar yalan olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder