29 Şubat 2012 Çarşamba

Tarihden Ders Çıkarmak: Adem

 ANA SAYFA É


Bakara-213.ayette insanların bir tek ümmet olduğu, aralarında ayrılık oluşması sonucu peygamberlerin gönderildiği bildirilir. Peygamber gönderilmesi için insanların olması lazım.
 Furkan-59. ayette Allah’ın yeri, göğü ve ikisi arasındaki bulunanları 6 günde yarattığı belirtilir. Yani bunlar belirli evrelerden geçerek yaratılmıştır. İnsanda dahil tüm canlılar yer ile gök arasındadır ve bu yüzden evresel yaratma içinde bulunduğunu düşünüyorum.

Ali İmran-59. ayette Hz. İsa’nın durumunun Hz. Adem’in durumu gibi olduğu belirtilir. Hz. İsa’nın bir anneden doğduğu, Hz. Adem’inde bir anneden doğmuş olabileceğini düşünmemize sebep oluyor. Allahın yaratması “ol” der gibidir. Ama insan zamana bağlı olduğu için bunu belir bir süreye yayılmış olarak görür.

Bakara-30. ayette geçen “melekler” kelimesinin Allahın sözünden çıkmayan güçler olduğu kanaatindeyim. Çünkü meleklerin Rab’e karşı hiçbir itirazı olamaz. Bunu yapabilecek bir tek varlık vardır. Oda insan UZUVLARI ve yönetim güçleri . Melekler Hz. Adem’e tabi olurlar (2. Bakara-34). Şeytan(umutsuzluk melekesi iblis)’ın yine meleklerden. Hz. Adem’e tabi olmayı gururuna yediremez. Toprak olarak yani cahil olarak gördü ve kendisindeki bilginin daha üstün olduğunu düşündü. Bu bilgi nedir? Lanetli ağaç(huld ağacı) diye tarif edilen şeydir. (hepsi birer temsil sanatı ve intak sanatı)

 Araf-20. ayette geçen iki melek ifadesinin kıraatinin iki melik(güç) olması muhtemeldir. Bu ayete baktığımda ağacın iki meliklikle ilgili olduğunu düşünüyorum.

Taha-120. ayetle de bu iki melikliğin ne olduğunu biraz daha açar. Birinci meliklik (hükümdarlık), huld ağacı diye belirtilen mistik (gnostik) bilgi (ruhani bilgi), ikinci meliklik dünya hükümdarlığı, malı mülküdür. 

Kuran ins (insan) ve cin şeytanlarından bahseder. Cin şeytanlarının insanın duygularıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Şeytanın ben ateşten yaratıldım demesi(ki o yapının özelliğini anlatır) insanın kendine hakim olamasıdır. Kızgınlık şehvet, öfke, ne yapacağını bilememek, umutsuzlık insanın içini yakar ve „nar“ ateşe benzer.

 Bakara-213. İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak elçiler gönderdi ve beraberlerinde, insanların ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm vermek üzere hak kitaplar indirdi. Oysa kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra, birbirlerine karşı olan 'azgınlık ve kıskançlıkları' yüzünden anlaşmazlığa düşenler, o (kitap) verilenlerden başkası değildir. Böylece Allah, inananları, hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izniyle eriştirdi. Tanrı kimi dilerse onu doğruya yöneltir.
  
Furkan-59. O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Rahmandır. Bunu (bundan) haberi olana sor.

Al-i İmran-59.Şüphesiz, Tanrı katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona 'Ol' demesiyle o da hemen oluverdi.

Bakara-30. Rabbin, meleklere şöyle demişti: "Yeryüzünde (birisini) halife yapacağım (caılün)". Melekler de: "Orada bozgunculuk yapacak (yüfsidü), kan akıtacak (yesfiküddima) birisini mi (halife) yapacaksın? Halbuki biz seni hamdinle yüceltiyor (nüsebbihu) ve kutsuyoruz (nükaddisu)"dediler. "Sizin bilemeyeceklerinizi ben bilirim"dedi.

Bakara-34.Ve meleklere, "Adem'e secde edin"dedik. İblis dışında (hepsi) secde ettiler, o ise diretti / yüz çevirdi (eba), büyüklüklendi / böbürlendi (vestekbere) ve kafirlerden oldu.

Araf-20. Şeytan, kendilerinden 'örtülüp gizlenen çirkin yerlerini' açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan olmamanız içindir."

Taha-120. Sonunda şeytan ona vesvese verdi; dedi ki: "Sana sonsuzluk ağacını(huld ağacı) ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?"

Kehf-50. Hani meleklere: "Adem'e secde edin"demiştik; İblis'in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi, (böylelikle) rabbinin buyruğundan dışarı çıkmıştı (fefeseka). Bu durumda beni bırakıp onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. (Bu,) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercih) değiştirmedir.

Hz. Adem’i Sümerli olarak düşünüyorum. İnsanlar din konusunda ayrılığa düştüklerinde Hz. Adem nebi olarak gönderilmiştir. Bilgi, ağaçlar ve meyveler şeklinde simgeleniyor. İblis ise ateş…, bu Meleklerden biri olan Şeytan’ın öğretisi yasaklanır. Şeytan’ın öğretisi ben ateşim ve topraktan üstünümdür. Bu Şeytan Öğretisi gizlenerek devam etmektedir.

Bakara.31. Ve O [senin Rabbin], Âdem'e o isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere sundu ve “Hadi, haber verin Bana şunların isimlerini, eğer doğru kimseler iseniz”dedi.

İlk yazıyı Sümerler bulmuştur. Resim yazısıdır. Adem’in okuduğu isimler resim yazısındaki isimlerdir. Allah’ın Adem’e öğrettiği; yazı ve uygarlığın temellerini oluşturan keşiflerdir. Yani bugünkü uygarlığın kurucusu Allah’tır ve Hz. Adem zamanında Mezopotamya’da başladı. İlk yazının Mezopotamya’da bulunduğu, uygarlığın Mezopotamya’da başladığı gayet iyi bilinmesine rağmen insanların kavmiyetçi duygularına seslenilerek yanlış taraflara yönlendirilmişlerdir. Avrupalılara uygarlığın kökeni Antik Yunan, Türklere Orta Asya, Araplara ise din sizinle başlıyor denilerek uyutulmuşlardır. 

3. Ur Hanedanlık Dönemi Mezopotamya’sında uygarlığı öğretenin Enki olduğu yazılır. Enki, yeryüzünün efendisi, toprağın efendisi anlamına gelir. Tevrat’ta Adem’in anlamı kızıl topraktır. Mezopotamya’da toprak killi, yani kızıl renktedir. Enki Şeytan figürüdür. Şeytan öğretisinin ne olduğuna bakmak isteyen Sümer çağındaki Enki figürüne ve sonraki dönemde bu dinin devamı olan Mardukçuluğa baksınlar. Bu din değişik toplumlarda başka adlarla anılmıştır. Baalçilik gibi. İslam öncesi Arap dinide bu dinin devamıydı. Günümüzde bu dinin devamı Yezidiliktir.    

Yunus.5.O Allah’dır ki, güneşi bir ışık ve ayı da bir nur yaptı (büyüyüp küçülen) miktarlar ve ölçüler tayin buyurdu, ki senelerin sayısını ve hesabı bilesiniz. Allah, bunları ancak hak ve hikmet olarak yarattı. Allah, anlayacak bir topluluk için âyetlerini açıkça beyan ediyor.

“Ayı bir nur yaptı”ay bir ışık kaynağı değildir. Güneşten gelen ışığı yansıtır. İnsanın emrindeki meleklerde Allahın bilgisini yansıtırlar yani Allah’ın nurunu yansıtırlar. Yani Melekler Allah’ın gücünün yansımalarıdır.  Şeytan ve cin topluluğu ateşten yaratılmıştır. Kendi ışıkları yani kendi bilgileri var zannederler ve bu yolda yürürler. Allah’ın nurunda, yani vahiy ışığında yürümezler.   

İster tek tanrılı dinler olsun, ister çok tanrılı dinler olsun kaynağını Mezopotamya olarak düşünüyorum. Mezopotamya ve çevresindeki çok tanrılı dinler sır dinleridir. Cinlerle temas kurma, ruhlarla temas kurma, gökselle temas kurma, büyücülük, falcılık, olayların arkasındaki hakikatları bilme yani gaybı bilme gibi öğeler barındırır. İster ismi Şamanlık olsun, ister Kabalacık olsun, isterse Tarikat aynı temel üzerinde kuruludur. Şamanlar bir tür meditasyonla kendilerinden geçerek ruhlarla temas kurar, tarikat ayinlerinde ise yine bir tür meditasyonla gökselle bağlantı kurarlar. Tarikat şeyhleri hakikatları bilir yani gaybı bilir. Oysa Kuran’da gaybı bilmenin yalnızca Allah’a özgü olduğu yazılıdır. Gayb kelimesi yerine hakikat kelimesinin kullanılması hileden başka bir şey değildir. Düşünürseniz olayların arkasındaki hakikatları biliyorum demekle gaybı biliyorum demenin aynı olduğunu görürsünüz. Şamanla tarikat şeyhinin farklı kıyafetler giymesini farklılık olarak görüyorsanız, şekilciliğe çok önem veriyorsunuz derim. Cin ve şeytan topluluğu, yukarda ki anlattığım şeylere uyanlardır. İster kendilerine Şamanist desin, ister Yahudi desin, ister Hıristiyan, isterse Müslüman. Farkı yoktur. Bu Şaman tiplemesinde şamanlık babadan oğla geçer. Şamanın gücü doğuştandır ve gücünü oğluna aktarır. Bu babadan oğla geçen dinsel düzende, soyun ilk kişisi acaba kimdir, merak ediyorum?

Tarikatlarda toprak dişil olarak alınır. Maddi dünyayı temsil eder ve hor görülür. Sır dinlerinde gizli ayinler yapılır ve kadınlar bu ayinlere katılamaz.

Tarikatlar; Hıristiyanlarla ve Yahudilerle temas etmekten hiç çekinmiyor. Buna da dinler arası diyalog diyorlar. Devlet içinde çöreklenip çıkar peşinde rahatlıkla koşabiliyorlar. Savunmaya gelince biz olayların arkasındaki hakikatları biliyoruz, siz bilmezsiniz. Sonrada Allah, aşk, sevgi diyerek toplumu uyutmaktalar. Düşünmeyin biz her şeyi biliyoruz, yalnızca söylediğimizi yapın. Halk koyun olmuş, çobanlar koyunları gütmekte. Dini afyon olarak kullanıyorlar ve toplumu uyutuyorlar. Devlet adamları ise iktidar hırsıyla gaflet, dalalet, hatta hıyanet içerisindeler.

Babil dininde bir üçleme vardır. Güneş, ay, İştar yıldızı. Bu üç elemen Mezopotamya kabartmalarında çok sık olarak karşımıza çıkar. Antik Çağların temel elementlerinden olan Su, Ateş ve Toprak; sonraki dönemlerde simya şeklinde devam etmiştir. Bu üç temel elemente hava elementi dördüncü olarak eklenmiştir. Üç temel elementin kaynağı Babildeki Marduk dinidir. Evrendeki her şey bu üç temel elementten yapılmıştır. Üçgen şeklinde simgelenir. Güneş ateşle=hırs (el-lat), ay suyla=bilgelik (uzza), İştar yıldızı toprakla=üretkenlik (menat) simgelenir. Aslında simgeledikleri güneş tanrısı, tanrı Enki* ve Tanrıça İştardır. Dördüncü element hava, bu üçlüye sonradan eklenmiştir ve Enlil’i simgeler.  Bilgeliği normal bir bilgelik olarak algılamayın. Çünkü babilde bilgelik büyücülük, falcılık, gnostik öğreti şeklindeydi. İştar tapınaklarında fahişelik yapılırdı. Bu da ibadetleri oluyordu. Üç temel element günümüz astrolojisindede mevcuttur. Babil kökenlidir. Marduk yani şeytana tapma dininde bulunur.

Güneş/ateş kültü Hıristiyanlık içerisine nüfus etmiş vaziyette. Üçleme tanrı anlayışı var. Hz. İsa’nın resimlerinde başının etrafına güneş halesi konmuş. Nedense Hz. İsa’nın doğum günüyle güneş tanrısının doğum günü aynı ve Hıristiyanlar bunu kutluyor.(Kurana göre ise Hz. İsanın doğum günü hurmaların olgunlaştığı zamandır. Doğum sancısında, Hz.Meryeme Hurma dallarını silkeleyip taze olgun hurma dökülmesinden bahsederek sapkın inançları deşifre eder.)

Şeytan öğretisi toplumun her yanına sinmiş vaziyette. Şeytan-cin toplumunu; insan ve onun öğretisini devam ettiren kişiler olarak görüyorum. İnsan dururken ayriyeten bir şeytana ihtiyaç yok zaten. Olmayan şeytanı aramak, bazılarının gizlenmesi için en iyi ortamı oluşturuyor. Tıpkı sabiliği kullanmaları gibi.

Yezidilik tarih boyunca kendisini kamufle etmeyi başarmıştır. Önceleri sabiler olarak kendilerini tanıtmışlar, sonraları da Müslüman olarak. Bu yüzden birçok kişi onları Müslümanlıktan kopmuş bir fırka gibi algılamıştır. Şeytana tapma dini; Marduk/Baal dinidir.

Sâffât 124,125,126. Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" mi çağırıyorsunuz?" dedi.

Emevi soyundan tasavvufçu Şeyh Adi Yezidiler arasında özel öneme sahiptir. Şeyh Adi nedeniyle bir dönem Müslüman bile ilan edilirler. Abdülkâdir-i Geylânî, Ebû Necîb Sühreverdî, Ebü'l-Vefâ el-Hulvânî, Hammâd ed-Debbâs, Ahmed er-Rifâî, Ahmed ez-Za'ferânî ve Akil el-Menbicî gibi devrinin tanınmış simalarıyla görüşür. Tarikat Şeyhlerinin Yezilikle ne ilişkisi var?! Devrin meşhur tasavvufçuları Şeyh Adi’den ders alır ders verirler. Şeyhler dokunulmaz olduklarından kimse bunları sorgulamak ihtiyacı duymuyor.

 Maalesef olmayan Şeytan’ı aramak, olan Şeytan’ı gizliyor.

Kuranda geçen Adem tüm insanlıktır. Bize anlatılan adem olayı her insan için geçerlidir.
Men edilen ağaç Kuranda yavaş yavaş açıklanır. İki Meliklik; birincisi sonsuz yaşam ki bilinçsiz her insan bin yıl yaşamayı arzuladığını kuran der, ikincisi mal-mülk  olarak alınıyor ki insan malı çok sevdiğini Kuran çoğu kez hatırlatır.  Buda Şeytan’ın Hz. Adem’e yaptığı vaat. Sonsuz yaşam vaadi Tanrılaşmak isteği. İkincisi ise,  Adem bir unutmaması gerekenler ki  unutmuş, diğer mal ve destekci çoğaltarak güç sahibi olmaya çalışmak. Bunu da savaşarak, ezerek, haksızlık yaparak yapar. Dünyevi Meliklik için savaşır, zulmeder. (ABD ve İsrail gibi) Dolayısıyla takva elbisesinden sıyrılmıştır. Allah tarafından Adem ve Şeytan bulundukları mevkilerden indirilir. Böylece diğer insanlarla arasında savaş devam etmiş, üstünlük yarışında birbirlerinin kanını dökmüşlerdir. Kim gibi Ademin iki oğlu gibi..(Tevratta Habil-Kabil olarak geçer.)

Ademoğlu bu yanlışlardan tövbe ederek  eski mevkiine tekrar döner. Şeytan ise kıyamete kadar ertelenerek eski mevkiini tekrar alır. Artık kıyamete kadar sürecek kavimlerin üstünlük yarışları ve savaşları başlamıştır.

Tarih içerisinde belirli bir zamana kadar Sümer kentleri barış içerisinde yaşarken, sonraları her kent kendi üstünlüğünü kabul ettirebilmek için savaşır. Gılgamış Destanında da görüldüğü gibi erkek nüfusunun azalmasına sebep olur. Ele geçirilen kentlerin halkları köleleştirilir. Eskinin eşitlikçi, barışçı toplum yapısı bozulmuş, despotluk, kölelik kurumları oluşmuştur.

***
 Bazı yazarlar Eski Sümer kentlerini komünal, sosyalist bir yaşam olarak görür. Tapınaklarda rahipler geçmiş bilgileri, gelecek nesillere aktarmaktadırlar. Aynı zamanda tapınaklar, tarım ürünlerinin depolandığı ve halka tekrar dağıtıldığı yerlerdir. Kıtlık durumunda bu depolar kullanılır. Rahiplerin kent yönetiminde söz sahibi olmaları yanında, yaşlılar meclisi ve gençler meclisi bulunur. Yani demokrasi vardır ve bu antik Yunandan çok daha öncedir. Beklide dünyevi Cennet denilen şey budur.

 Kentler arası üstünlük yarışının yarattığı diğer bir sonuç, her kentin kendine ait bir tanrının olmasını istemesi, böylece müşrikliğin doğmasıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder