29 Şubat 2012 Çarşamba

Tarihden Ders Çıkarmak: Hz. Talut, Hz. Davut, Hz. Süleyman

 ANA SAYFA É


Kral Talut
 Kuranda ismi geçer. İsrail oğullarının ilk bağımsızlık savaşını başlatan kişidir. Bu savaşın hangi kavme karşı verildiği yazmaz. Bu savaşta Hz. Davut, Calut’u öldürür.

 Tevrat’da Seul’e denk gelir. Filistinlilere karşı savaşmıştır. Savaşta Hz. Davut Golyat’ı öldürür.

 Asur kralı Ashur-uballit I (M.Ö. 1353-M.Ö. 1317), Mitannilere bağlıyken bağımsızlık savaşını başlatan kişidir. Mitanni hükümdarlarının lakabı Hani-Golbat’tır.

 Talut, Seul ve Asur-ubalitin I’in aynı kişi olduğu kanaatindeyim. Aynı zamanda Calut, Golyat (İbranicede c harfi bulunmaz) ve Golbat’ın aynı kişi olduğunu düşünüyorum.

Hz. Davut

 Aynı şekilde, Asur Kralı Adad Ninari I ile Kral Davud arasındaki benzerliklerde göz ardı edilmekte. Adad veya diğer bir okunuş tarzıyla Hadad, şimşek tanrısının ismidir deniliyor ve Asurlar’da bu tanrıya ait tapınağın bulunmadığı da ekleniyor.

 Asurca sözlükte “hadadu” kelimesi ‘kükreme’, ‘gürleme’ manasındadır. Ayrıca Asurca, Arapça gibi semitik bir dildir ve Arapçadaki demir anlamına gelen “hadid” kelimesiyle hadadkelimesi aynı köktendir. Adad Ninari I’in yaşadığı yüzyıl ile demir çağının başladığı yüzyıl aynıdır. Adad Ninari I, Mitaniler’e karşı bağımsızlık savaşını devam ettirmiştir. Mitanni hükümdarlarının lakabı Hani- Golbat’tır. Kuran’da Kral Davud ile ilgili ayetlere bakıldığında; ‘gür sesli olduğu’, ‘demiri kolayca işlediği’, bağımsızlık savaşında Calut’u öldürdüğü görülür. Asurluların Mitanilere karşı bu üstünlüğünün, ‘demir silah’ kullanımına bağlı olduğunu düşünüyorum. Arapçadaki Calut, İbranicede Golyat’tır. İbranicede “c” harfi bulunmaz ve yerine “g” harfi kullanılır. Arapçadaki Mecüc’ün İbranicede Magog diye yazılması gibi. Golyat, Calut ve Golbat kelimelerinin kök bakımından benzer olup, bu kişilerin aynı olması göz ardı edilmemelidir.

 Hz. Süleyman

 Adad Nirari I’nin oğlu Salman eser I ile Kral Süleyman arasındaki benzerliklerde oldukça fazladır. “eser” kral manasına gelir. Dolayısıyla ‘Kral Salman’ manasındadır. Eser kelimesiyle asur kelimesinin aynı kökten olduğu da unutulmamalıdır. Semitik dillerde sesli harflerin yazılmadığı, Arapça, Akatça ve İbranicenin semitik dil olduğu göz önüne alınırsa; Arapçadaki Süleyman, Asurcadaki Salman, İbranicedeki Solomon isimlerinin aynı kökten türemiş kelimeler olduğu görülür. Kuran Arapçasında “vav” ve “ye” harfleri uzatma harfi olarak da kullanıldığını bilirsek 3 dilde de yazılım “slmn” şeklinde olur ve büyük ihtimalle bu 3 kişi aynı kişidir (Adad ile Davud isimlerinde de kullanılabilir: dd şeklinde). Ayrıca Kral Süleyman’da Kral Salman gibi geniş bir krallık kurmuştur. Babaları olan krallarda birbiriyle uyumludur.

 Günümüz Tevrat’ına göre düşünürseniz Kral Süleyman’ın krallığı Filistin’de küçük bir krallıktır. Kuran’da ise, o zamana kadar kimsenin görmediği kadar büyük ve zengin bir krallıktır. 

Talut ve Hz. Davut

Akhenaten, MÖ. 14 yy yaşamış tek tanrı inancına sahip bir Eski Mısır firavunuydu. Tanrısının ismi Aten’di. Saltanatının beşinci yılında, Mısır panteonundaki tanrılar yerine Aten inancını yerleştirmeye yönelik dinsel reformlarını gerçekleştirmeyi planlayarak Orta Mısır’da yeni başkent Akhetaten’i kurdu. Ölümünden sonra ardılları tekrar eski inançlarına dönmüşler, Akhenaten dönemine ait bütün belgeleri yok etmişler, anıtlardaki yazıları ve kabartmaları kazıyarak silip yenilerini yapmışlardır. Akhetaten kenti terk edilerek lanetli topraklar ilan etmişlerdir. Bu şekilde Eski Mısır’ın tek tanrılı dönemine ait bütün izleri silmeye çalışmışlardır. Arkeologlar lanetli topraklara girip Akhetaten kentinin kalıntıları bulup kazdıklarında bu dönem açıklığa kavuşmuştur.

 Burada yazacaklarım daha önce yazdığımdan biraz daha farklı ve ilginç olacak. Hz. Talut’un gerçek kimliğinin Hitit kralı Muvattali II olduğunu düşünüyorum. Son yıllarda tarihçiler Muvattali II’nin tek tanrılı dine girdiğini yazar. Eski Mısır firavunu Akhenaten’a benzer şekilde kendisi hakkında direkt kayıtlar yoktur. Benim düşüncem tıpkı Akhenaten olduğu gibi bilinçli olarakMuvattali II döneminin izlerinin silinmeye çalışıldığıdır.

 Tarihteki ünlü Kadeş savaşı Muvattali II ile Ramses II arasında olmuştur. Ramses II Kadeş savaşını kazandığını ileri sürerek Mısır’ı anıtlarla doldururken, Hitit kayıtları bu savaş hakkında bilgi vermez. Eskiden, tarihçiler Ramses II’nin yazdıklarına bakarak Kadeş savaşını Mısırlıların kazandığını düşünmüşlerdir. Günümüzde ise savaşın sonuçlarına bakarak Hititlilerin kazandığını düşünüyorlar. Hititlerin savaşı kazanmalarına rağmen suskun kalmaları ilginçtir.

 Muvattali IIhakkında öğrendiklerimiz kardeşi Hattuşili III’ün yazdıklarına dayanır. Muvattali II’nin ölümünden sonra yerine oğlu Murşili III geçer. Hattuşili III yeğenine karşı ayaklanarak onu tahttan indirmiş, yerine kral olmuştur. Hattuşili III’nin yazdıklarına bakıldığında kendisinin ne kadar iyi bir insan olduğunu, yeğenine karşı haklı olduğunu, mecburen ayaklanıp tahtı ele geçirdiğini yazar. Hattuşili III’ün tarafsız olmasını, düzgün bilgi vermesini beklemek hata olur. Ayrıca kendisi Tanrıça İştar tapınağında rahiplik yapmış bir kişidir.

 Bakara.246.Mûsâ'dan sonra İsrâil oğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Peygamberlerine: "Bize bir hükümdar gönder, (onun önderliğinde) Allâh yolunda savaşalım." demişlerdi. "Ya size savaş yazılınca savaşmazsanız?" dedi. Dediler: "Bizler neden Allâh yolunda savaşmayalım ki; oysa biz yurtlarımızdan ve oğullarımızın arasından çıkarılıp sürüldük?" Fakat kendilerine savaş yazılınca, içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allâh zâlimleri bilir.

“oysa biz yurtlarımızdan ve oğullarımızın arasından çıkarılıp sürüldük?"Muvattali IIdöneminde Halep kentinin güneyinde Nahasse kentinin prensi Adad-Ninari’den bahsedilir. Bu dönemde aynı isimde Asur kralı Adad-Ninari(Hz. Davud?)’de vardır. Aslında bu iki kişinin aynı olduğunu, İsrailoğularının ata yurdu olan Mezopotamya’dan Nahasse kentine sürüldüklerini düşünüyorum.

Bakara.247.Peygamberleri onlara dedi ki: "Allâh Talût'u size hükümdar gönderdi." Dediler ki: "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyıkız, ona bol mal da verilmemiştir." Dedi: "Allâh onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı." Allâh mülkünü dilediğine verir. Allâh(ın lutfu) geniştir, (O, herşeyi) bilendir.

Muvattali II başkent Hattuşaş’ı ve yukarı ülkenin yönetimini kardeşi Hattuşili III’e vererek aşağı ülke denilen Torosların güneyine gider. Tarihçiler, Suriye bölgesini denetim altına almak istediği için savaş alanına yakın olmayı amaçladığını yazarlar. Bazı tarihçiler ise aslında sürgün edilmiş olabileceğini veya kardeşinin ve devlet adamlarının baskılarından dolayı bu yola başvurduğunu düşünürler. “ona bol mal da verilmemiştir” anlamı sürgün edildiğinden dolayı olabilir. “Biz hükümdarlığa ondan daha lâyıkız” burada ırk ayrımcılığı yapıldığını düşünüyorum.

 Bakara.248.Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin, Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz, bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır.”

Bakara.249.Tâlût, ordu ile hareket edince, “Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka.” dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.” dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir.”

 Bakara.249.unKadeş savaşını anlattığını düşünüyorum. Nahasse prensi Adad-Ninari, bu savaşa Hititlerin müttefiki olarak katılmıştır.Kadeş savaşında neler olduğunu internetten okumanızı tavsiye ederim.“Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir” nehir; durmadan akıp gelen su, bolluğu ifade eder. Savaş durumu olduğu için bunun yağmalama olduğunu düşünüyorum. “Ancak eliyle bir avuç alan başka” Kuran’da el soyut anlamıyla kullanılır. “Eliyle bir avuç alan başka”, “zorunlu ihtiyaç kadar alan başka”. Nehir hem yağmayı hem de Mitanileri ifade eder. Ayrıca Kadeş savaşı bölgesinde nehirde vardır. Mısır kayıtlarında Mittanni ülkesi naharina olarak geçer. Nehir anlamındadır.  Mısırlılar ile Mittaniler müttefiktir. Mittaniler bu savaşa katılmışmıdır?

 Kadeş barış anlaşmasıyla Mısır-Hitit savaşının sona erdiği yazılır. Anlaşma metnine bakıldığında barış anlaşmasından çok bir ittifak anlaşmasına benzer. Bu anlaşmayı yapan Muvattali II değil, kardeşi Hattuşili III’tür. Aslında Kadeş anlaşması, Mısırlılar ile Hititlilerin, tek tanrı inancındaki Asur’a karşı ittifak yaptığı anlaşmadır.   

 ***Tarihsel ve arkeolojik olarak, Kuran’la çelişmeden peygamberler tarihini ancak Mezopotamya tarihinde bulabilirsiniz. 

 ***Aslında İslam tarihi Hz. Muhammed’le başlamaz. İslam, Hz. İbrahim’den beri var olan bir dindir. Bazı yorumlarımı buna göre yapıyorum. Tüm Yahudilerin Hz. İbrahim soyundan olduğu, İslam dininin başka milletlere kapalı olduğu gibi Yahudi iddialarını göz ardı ediyorum. Hz. Musa, İsrailoğullarını 12 torun kabileye ayırıyor. Bu 12 kabilenin tek bir ırk olarak düşünmüyorum. Mezopotamya’da hakim olan kavim Sümerler ve Samilerdi. Hz. Yusuf döneminde de bu değişmemiştir. Sonradan gelen Amorit istilasından, Samiler kadar Sümerlilerde etkilenmiştir. Hz. Musa’nın bir kavmi İslam’a kabul edip diğerini kabul etmemesi mümkün değildir. Akat döneminde de Asur döneminde de yazı dili olarak 2 dil kullanılmıştır. Bunun 2 kavimli sistemden kaynaklandığını düşünüyorum. Hz. Talut döneminde İsrailoğulları kavramı içine Hititlerde katılmıştır.

 ***Kuranda geçen “hıtta” kelimesi. Kente girerken hıtta diyip secde ederek geçilecek. Asur koliniler çağındaki Hatti kentlerini çağrıştırıyor. Asurlular oraya secde edip tabi olarak girmek yerine tam aksini yaptılar. Faizcilik yaptılar. Borcunu ödeyemeyenleri köle olarak sattılar. Rüşvetçilik yaptılar. Kaçakçılık yaptılar.

 ***Muvattali II’nin tanrısının isminin şimşek, yıldırım, fırtına anlamında olduğu; batı Semitik toplumunun fırtına tanrısı Adad’a taptığı yazılır. Fırtına tayfun benzermiş gibi görünse de fark vardır. Belki çevirilerin tayfun tanrısı olarak yapılması daha uygun olabilirdi. Sümerlerde de Enlil tayfun, fırtına tanrısı olarak geçer. Daha öncede belirttiğim gibi ateist tarih anlayışını benimsemiyorum. İnsanların başlangıçta tek tanrılı dine inanırken, ortak koşmalarla çok tanrılı dinlerin oluştuğunu düşünüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder