29 Şubat 2012 Çarşamba

Tarihden Ders Çıkarmak: HZ.YUSUF

 ANA SAYFA É


Onbir Yıldız, Güneş ve Ay

 
Fig.1: Güneş, ay ve onbir yıldızı  gösteren bir silindir mühür.

 Yusuf.4. Hani bir zaman Yûsuf, babasına: "Babacığım demişti, ben (rü'yâda) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm, bunların bana secde ettiklerini gördüm." demişti.
Tefsir yapılırken güneş ve ayı Hz. Yusuf’un babası ve annesi, on bir yıldızın ise kardeşleri olduğu iddia edilmekte. Oysa Mezopotamya’da güneş, ay ve on bir yıldızla ilgili çok sayıda kabartma ve silindir mühür bulunur. Bunun bir kanıt olduğu kanaatindeyim. Hz. Yusuf, Mezopotamya’ya geldiğinde,on bir yıldız, güneş ve ay bir kült olarak bulunuyordu. Anlayacağınız güneş, ay ve on bir yıldıza tapan Sümerliler Hz. Yusuf’un hükümdarlığını benimsemiş, onun önünde secde etmişlerdir. Bunların daha iyi araştırılması gerektiği kanaatindeyim.

 Mezopotamya 11 yıldızla ilgili kabartmalarla dolu iken, bazıları bir silindir mühre bakarak 12. gezegen Marduk, uzaylılar efsanesini yaratıyor. Gerekçe, 11 yuvarlak simgenin biraz ilerisinde bir küçük çıkıntının olması. Bu şekildeki simge yalnızca bir tane. Peki diğer silindir mühürler ve kabartmalarda 11 yıldızın olduğu niye söylenmez.

 Kral Hz. Yusuf

 Kuranda Hz. Yusuf’un vezir olduğu geçer. Kral olduğunun da geçtiğini düşünüyorum.

 Yusuf.69. (Kardeşleri), Yûsuf'un yanına girince, (Yûsuf, öz) kardeşi(Bünyami)n'i yanına aldı ve: "Ben senin kardeşinim, onların (bizim hakkımızda) yaptıklarına üzülme!" dedi.

Yusuf.70. Onların yüklerini hazırlatırken su tasını (öz) kardeşinin yükünün içine koydu. (Kervan hareket ettikten) sonra bir ünleyici şöyle seslendi: "Ey kervan, siz hırsızlarsınız!"
Yusuf.71. Bunlara döndüler: "Ne kaybettiniz, (ne arıyorsunuz)? dediler.

Yusuf.72. Dediler ki: "Kralın su tasını kaybettik (onu arıyoruz). Onu getirene bir deve yükü (mükâfât) var. Ben buna kefilim"

Yusuf.100. Ana babasını tahtın üstüne çıkardı ve hepsi onun için secdeye kapandılar (önünde saygı ile eğildiler. Yûsuf): "Babacığım, dedi, işte bu, önceden (gördüğüm) rü'yânın yorumudur. Rabbim onu gerçek yaptı, bana iyilik etti; zira şeytân, benimle kardeşlerim arasına fitne soktuktan sonra O, beni zindandan çıkardı, sizi de çölden getirdi. Gerçekten Rabbim dilediği şeyi çok ince düzenler. O, (her tedbiri) bilen, her şeyi yerli yerince yapandır."

Yukarıdaki ayetlerde kaybolan su tası Hz. Yusuf’un değil, kralın su tası olarak geçer. Bunun Hz. Yusuf’un Kral olduğuna bir delil olduğunu düşünüyorum. 100. ayette geçen  Hz. Yusuf’un anne ve babasını tahta çıkarması, çok daha kuvvetli delildir. Taht da yalnız hükümdar oturur. Bir vezirin böyle bir iş yapması, hükümdarın yerinde gözü var anlamına gelir ki, kellesinin gideceği hemen, hemen kesindir. Hz. Yusuf’a 11 kardeşi, anne ve babasının secde ettiği yazılır. Ayete bakıldığımızda hiç de öyle bir sonuç çıkmıyor. Anne ve babasının secde ettiği iddiasını biraz garip buluyorum.

 İnsanın aklına bir soru daha geliyor. Hz. Yusuf nasıl kral oldu.

 Hz. Yusuf Nasıl Kral Oldu ?

 Yusuf.21. Onu satın alan Mısır'lı (hazine bakanı Kıtfir), karısı(Zeliha'y)a: "Ona iyi bak, belki bize yararı dokunur, ya da onu evlâd ediniriz!" dedi. Böylece biz Yûsuf'a o yerde güzel bir imkân verdik ki ona düşlerin yorumunu öğretelim. Allâh, buyruğunu yerine getirendir, ama insanların çoğu bilmezler.

Bu ayetten anlaşılacağı gibi Hz. Yusuf’u alan çift, çocuksuzdu. Yusuf süresi tam olarak okunduğunda, bu çiftin şehrin önemlilerinden olduğu rahatlıkla anlaşılabilir. Veliaht olabilir diye düşünüyorum. Çocuksuz bir kralın öldüğünde evlatlığı kral olabilir.

 Daha çok düşündüğüm, Hz. Yusuf’un gerçektende yasal kral olması. Hz. İbrahim’in Kiş kentinden ve babasının da hanedan sınıfından olduğunu düşünüyorum. Kral Aga’nın ölümünden sonra, Kiş kentinde Hz. Yusuf dışında hanedandan kimse kalmadı. Hz. Yusuf’un anne ve babasını tahta çıkarmasını sembolik olarak almıyorum. Hz. Yusuf’tan önce tahta çıkması gereken Hz. Yakup’tu. Onun ölümüyle de tahta oğlu geçer.  

 Asurluları, Akatlıların devamı olarak düşünüyorum. Akat devletinin yıkılmasından uzun yıllar sonra bile Akatçanın yazı dili olarak kullanılmasını, Asurluların Akatlıların devamı olmasına bağlıyorum. Asur kralları listesinde Sargon’un isminin geçmesi ayriyeten bir delildir. Arkeolojik olarak Akat şehrinin yerinin bulunamamasının sebebi olarak, isminin Asur olarak değiştirilmesine bağlıyorum.

 “İsrail”veya “Asuril”in kelime anlamına gelince, “sar” kral manasındadır. Başına, “a-“  öneki gelmiş. Bunun kelimeyi isim yaptığını düşünüyorum. “-il” son eki tanrının demektir. “Tanrının Kralı” ve/veya “Tanrının Krallığı” olduğu kanaatindeyim. Hz. Yakup’un lakabı olmasının sebebi tahta oturması.

Kök olarak “ašru” kelimesini düşünürsek,bu kelime“bölge, alan” anlamında. Bu anlamdan tanrının bölgesi anlamı çıkabilir. Yani vaat edilmiş topraklar

  Notlarım:
 "Ben Agade’nin kralı büyük kral Sargon!
Annem yüksek bir rahibe idi, babamı bilmiyorum.
Yüksek rahibe annem beni gizlice doğurdu.
Beni bir kamış sepete koydu, onu ziftle kapladı.
Beni nehre bıraktı, dışarı çıkamayacaktım.
Nehir beni sürükleyerek su çekici Akki’ye götürdü.
Akki beni sudan çıkardı, kendi oğlu gibi büyüttü beni. "

 Sümerce şiir. Bazıları bu şiire dayanarak Yahudilerin Babil sürgünü sırasında bu hikayeyi ve benzeri Mezopotamya hikayelerini alarak Tevrat’tı yazdığını iddia ederler. Kuran’da Tevrat’tı kopya etmiştir diye iddialarını sürdürürler. Bu şiiri okuduğunuzda zihninizde canlanan Sümerler Hz. Yusuf ve Hz. Musa’dan önce yaşamıştır düşüncesi. Sizi bu şekilde çelişkiye sürüklerler. Oysa Sümerce Sümerlerden çok sonra bile yazı dili olarak kullanılmıştır. Bu şiir Asur kralı Asurbanipal’in kütüphanesinden elde edilmiş bir tablette yazar. Asurluların bazı dönemlerde tanrı Marduk tapınımı olmuştur. Marduk kültünün batı Samilerinde karşılığı tanrı Baal’dir. Yahudilerin kendileri de bazı dönemlerinde Baal kültüne taptıklarını kabul ederler. Asurluların Asurbanipal devrinde Marduk ve İştar tapınaklarının gücü son derece fazlaydı. Asurbanipal yazıtında İştar benim annemdi der. Tarihçilerin genel kanısı, kendisinden büyük kardeşlerinin olmasına rağmen kral olarak seçilmesinde İştar mabedinin rolü olduğudur. Benim görüşüm, bu şiir sapkın Asurbanibal döneminde yazılmıştır.  

  Akatların Sami kökenli olmasını biraz garip karşılıyorum. Kral Sargon’un Arabistandan göç etmediğini bütün tarihçiler kabul ederken, Arabistandan Samilerin gelip Akat devletini kurduğunun iddia edilmesi tuhaf. Samiler, Kral Sargon öncesi Sümer kentlerine barışçıl olarak yerleşmişti. Olan şey Sümerceyle birlikte günümüzde Akatça olarak bilinen Sami dilinin yazı dili olarak kullanılmaya başlamasıdır. Yoksa Sümerce bırakılıp Akaçta konuşulmaya başlamamıştır. Bundan sonra 2.000 yıl boyunca da Sümerce ve Akaçta yan yana yazı dili olarak kullanılmaya devam etmiştir. Akat devletini Samiler kurmuştur tarzındaki yaklaşımı doğru bulmuyorum. 

  Uruk kentinde Samiler yaşıyordu. Uruk kentindeki Hz. Salih’in Sami kökenli olduğunu, Semud kavminin helakı sırasında Kiş kentine geldiğini düşünüyorum. Kiş kentine Sami yerlerşmesini Hz. Salih’e bağlıyorum. Gılgamış Destanında da belirttiğim gibi Akat ismi Sami kökenli değil Sümer kökenlidir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder