29 Şubat 2012 Çarşamba

TEMİZLİK KONUSUNDA HADİSLER



Elbise ve Beden temizliğinin, İslam dininde ki önemi büyüktür.
 Buna rağmen, bu konuda tiksindirici iftiralarda bulunmuşlardır.

Örneğin:

564- Ebu Sa’idi’l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a:
“Ey Allah’ın Resûlü! Biz senin için Budâ’a kuyusundan su alıyoruz. hal bu ki onun içerisine (ölmüş) köpeklerin leşleri, kadınların hayız bezleri, insan pislikleri atılıyor, ( ne yapalım, su almaya devam edelim mi?)” diye sordular. Şu cevabı verdi:
“Su temizdir, onu hiçbir şey kirletmez.” (K.S. 3494 C.10 S.317 Akçağ, alıntıları: Ebû Dâvud, Tahâret 34,(66); Tirmizi, Tahâret 49,(66); Nesâi, Miyâh 2,(1,174). )

“Bu, Ebû Dâvud’un metnidir. Ebû Dâvud der ki: “Kuteybe İbnu Said’i işittim. Suyun en çok olduğu durumda kasıklara kadâr çıkar” dedi. “Azaldığı zaman?” dedim. “Avret mahallinin (dizinin) altına düşer” dedi. Ebû Dâvud der ki: Budâ’a kuyusunu ridam ile bizzat takdir ettim. Üzerine ridâmı gerdim. Sonra ridâmı ölçtüm. Kuyunun genişliği altı zirâ idi. Bahçenin kapısını bana açan kimseye: “Kuyunun süre gelen yapısı hiç değiştirildi mi?” diye sordum. Bana “Hayır” dedi. Kuyunun içindeki suyun rengini değişmiş gördüm.” (K.S. C.10 S.317 Akçağ. )

565- İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı dinledim. Kendisine çöl bir arazide bulunan bir sudan ve ona uğrayan hayvan ve vahşilerden soruluyordu. Şöyle cevap verdi:
“Eğer su iki kulle miktarında olursa pislik taşımaz!” (K.S. 3495 C.10 S.320 Akçağ; alıntıları: Ebû Dâvud, Tahâret 33,(63,64,65); Tirmizi Tahâret 50,(67); Nesâi, Miyah 3,(1,175); İbnu Mâce, Tahâret 75,(517,518). )

Kulle veya Cerra testi demektir. Suyu hiçbir şeyin kirletemeyeceğini iddia etmeleri temizliğin inkarı demektir. Bu iddialarına rağmen sistemleri gereği bu rivayetlerine ters düşecek rivayetlerde uydurmuşlardır. Bundan amaçları öbür rivayetlerinde olduğu gibi, temizlik konusunda da Müslümanları kargaşaya sürüklemek istemeleridir, örneğin:

566- Abdurrahman İbnu Hasane radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, elinde kalkan gibi bir şey olduğu halde bize doğru geldi ve onu yere bıraktı. Sonra onun gerisine çömelip ona doğru küçük abdest bozdu. Yanımızdakilerden biri:” (Resûlullah’a) bakın, tıpkı kadınlar gibi abdest bozuyor” dedi. Aleyhissalâtu vesselâm bu sözü işitmişti.
“Beni İsrâil’in arkadaşının başına geleni işitmedin mi” dedi ve devam etti: “Onlara idrar bulaşınca, bıçakla idrarın değdiği yeri kazıyorlardı. Arkadaşları onları bu tatbikattan yasakladı. Bu adam, yasaklaması sebebiyle kabrinde azâba uğradı.” (K.S. 3555 C.10 S.373-374 Akçağ, alıntıları: Ebû Dâvud, Tahâret 11,(22); Nesâi, Tahâret 26, (1,26,28). )

567- Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bir kaba, köpek banmışsa, onun temizlenmesi, yedi kere su ile yıkanmasına bağlıdır, hatta bunların ilki toprakla olmalıdır.” (K.S. 3523 C.10 S.351 Akçağ, alıntıları: Buhari, Vudû 33; Müslim, Tahâret 97, (279); Muvatta Tahâret 35,(1,34); Ebu Dâvud, Tahâret 37,(71,72,73); Tirmizi, Tahâret 68,(91); Nesâi, Miyâh 7,(1,176,177). )

Bir taraftan iki testi miktarı suyu bile, köpek leşleri, insan pislikleri, kadınların hayız bezleri gibi şeylerin pisletmediklerini, suyun temiz olduğunu, onu hiçbir şeyin kirletemeyeceğini iddia ederken. Diğer taraftan idrarın değdiği yeri bıçakla kazımanın gerektiğini ve av hayvanı olarak tuttuğu av yenen köpeğin ağzını bandığı kabın, ilki toprakla olmak üzere yedi defa yıkanması gerektiğini iddia etmek açık bir çelişkidir.

468- Dâvud İbnu Sâlih İbni Dinâr et-Temmâr, annesinden anlatıyor: “Efendim beni, Hz. Aişe radıyallahu anhâ’ya bir miktar yemekle gönderdi. Gelince Hz. Aişe’yi namaz kılıyor buldum. Bana, elimdekini koymamı işâret etti. (Ben de bıraktım). Ancak bir kedi gelerek üzerinden yedi.
Hz. Aişe radıyallahu anhâ, namazdan çıkınca, kedinin yediği yerden yemeği (bir miktar) yedi. Sonra da şu açıklamayı yaptı: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselam: “Kedi necis değildir, o sizi çokça dolaşan birisidir” demişti. Ben ayrıca, “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın kedinin artığıyla abdest aldığını gördüm.” (K.S.3526 C.10 S.353 Akçağ, alıntısı: Ebû Dâvud, Tahâret 38,(76). )

İddia ettiklerine göre, lağım faresi yakalayan kedinin ağzı temizdir. Fakat bıldırcın avlayan köpeğin ağzı necistir. Bu hususta yalan söylediklerine dair Kur’an’dan örnek verecek olursam, mealen:

- Sana kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: “Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. Allah’ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların, sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah’ın adını anın. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. 5/4
Yalnız şunu belirteyim ki: Bir pisliğe bulaşmadığı müddetçe, köpeğin ağzı temiz olduğu gibi, kedinin de ağzı temizdir.

569- Lübâde Bintu’l-Hâris anlatıyor: “Hz. Ali’nin oğlu Hasan radıyallahu anhümâ, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın kucağında idi, elbisesine akıttı. Ben atılıp:
“Ey Allah’ın Resûlü (yeni) bir elbise giy. İzârını da bana ver yıkayayım!” dedi. Cevaben:
“Kız çocuğunun idrarı olsa yıkanırdı; ancak erkek çocuğun idrarı su ile çilemek suretiyle temizlenir!” buyurdular.” (K.S. 3507 C.10 S.336 Akçağ, alıntısı: Ebû Dâvud, Tahâret 137,(375). )

İdrar idrardır, ha erkek çocuğuna ait olmuş, yada kız çocuğuna ait olmuş fark eden nedir ki, temizlik yönünden fark iddia ediyorlar. Bu rivayet kız çocuğuna düşman olup, onları diri diri toprağa gömen zihniyetin eseri asılsız bir iddiadır.

570- Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm iki lanetten korkun buyurdular. Ashab:
“İki lânet de nedir? diye sorunca, açıkladılar:
“İnsanların yollarına abdest bozanla, gölgelerine abdest bozanlardır!” (K.S. 3538 C.10 S.363 Akçağ, alıntıları: Müslim, Tahâret 68,(269); Ebû Dâvud, Tahâret 14,(25). )

İnsanların kullandıkları iki testi miktarı suya pisliğin zarar vermediğini tahdis etmeleriyle, yollara veya gölgeliklere abdest bozanların lanetleneceklerini iddia etmeleri çelişkidir.

571- Ebu Vâil’den gelen bir rivâyet şöyle: “Ebu Musa radıyallahu anh küçük abdest (bozma) hususunda çok titiz davranır (üzerine sıyrıntı değmemesi için âzami gayreti gösterirdi. O kadar ki,) küçük abdestini bir şişe içerisine bozar ve: “Beni İsrâil’den birinin bedenine sidik değecek olsa, adam kirlenen derisini bıçakla kazırdı” derdi.
(Bunu işiten) Huzeyfe radıyallahu anh dedi ki: “Arkadaşınızın titizliği bu kadar ileri götürmemesini tercih ederim. Ben, “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la bir beraberliğimizi hatırlıyorum. Beraber yürüyorduk. Derken bir kavmin bir duvar gerisindeki küllüğüne rastladık. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, tıpkı sizden birinin ayakta bevletmesi gibi durup ayakta bevletti. .......... (K.S. 3549 C.10 S.369-370 Akçağ, alıntıları: Buhari, Vudû 62,60,61, Mezâlim 27; Müslim, Tahâret 9,(13); Nesâi, Tahâret 24,(3,25). )

572- Hz. Aişe radıyallahu anhâ’dan rivâyete göre şöyle derdi: “Size kim, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın ayakta bevlettiğini söylerse, sakın onu tasdik etmeyin. O, daima çömelerek abdest bozardı.” (K.S. 3553 C.10 S.373 Akçağ, alıntıları: Tirmizi, Tahâret 8,(12); Nesâi, Tahâret 25,(1,26). )

Yukarıdaki iki rivayetin bir birleriyle çelişkili oldukları açıktır.

573- İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ölmüş (ve terkedilmiş) bir koyuna rastlamıştı.
“Bunun derisinden faydalanmıyor musunuz?” buyurdular. Oradakiler:
“Ama bu meytedir (leştir, istifâdesi câiz değildir)” dediler. Aleyhissalâtu vesselâm:
“Meytenin yenmesi haramdır!” buyurdular.”
Bir başka rivâyette: “Bunun derisini alıp debbağlıyarak istifâde etmiyor musunuz?” demiştir. (K.S. 3531 C.10 S.357 Akçağ, alıntıları: Buhari, Büyû 101, Zekât 61, Zebâih 30; Müslim, Hayz 100,103,104, (363,364,365); Muvatta, Sayd 16,(2,98); Ebû Dâvud, Libâs 41,(4120,4121); Tirmizi, Libâs 7,(1727); Nesâi, Fera’ ve’l-Atire 9,(7,171,172) . )

574- Abdullah İbnu Ukeym radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ölümünden bir ay önce Cüheyne kabilesine şöyle yazdı:
“Meytenin ne deri ne de sinirinden istifade etmeyin.” (K.S. 3534 C.10 S.359 Akçağ, alıntıları: Ebû Dâvud, libâs 42,(4127, 4128); Tirmizi, Libâs 7,(1729); Nesâi, Fera’ ve’l- Atire 10,(7,175). )

Yukarıdaki iki rivayetin bir birleriyle çelişkili oldukları açıktır.

575- . ... Ali (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur.
“Kim kıl dibi kadar bir yeri yıkamayıp cünüp bırakırsa ona (terk edilen yere veya bu yeri yıkamayıp terk eden kişiye) şöyle böyle (veya şu kadar süre) azap edilir.”
Ali (r.a) “Bunun (bu şiddetli azabı duyduğum) için (üç defa) başıma (saçıma) düşman oldum” der ve saçını tıraş ederdi. (Ebû Dâvûd, K.Taharet (1), Bâb 98 H.249 C.1 S.448 Şamil, ayrıca: İbn Mâce, taharet 106, )

576-. ... Cübeyr b. Mut’im’den rivâyet edildi ki:
Sahabe-i Kirâm (r.a.) Rasûlullah (s.a.)’ın yanında cünüplükten dolayı yıkanmaktan bahsettiler. Rasûlullah (s.a.) her iki ile de göstererek “Bakın ben başıma üç defa (üç avuç) dökerim” buyurdu. (Ebû Dâvud, K.Taharet (1), Bâb 97 H.239 C.1 S.432 Şamil. )

Evvelki rivayette hiçbir kıl dibi yıkanmadan bırakılamaz diye tahdis etmişken, sonra ki rivayette cünüplükten yıkanmak için üç avuç suyun yeterli olacağını tahdis etmeleri çelişkidir. Üç avuç suyun değil insan vücudunu yıkamaya yeterli gelmesi, bir çok insanın yalnız saçını dahi ıslatmaya yeterli gelmez, İslam Dininde yıkanmanın manası bu değildir, çocukların bile anlayabileceği gerçek manada yıkanmadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder