1 Mart 2012 Perşembe

ŞİRK DİNİNİN TEMELİ


Şirk dininin temeli, bir grup insanı zenginleştiren, diğerlerini ise fakir bırakan ekonomik anlayıştır. Bu ekonomik sistem, var olabilmek ve varlığını sürdürebilmek için dine ihtiyaç duymaktadır. Zira din kadar insanları kendiliklerinden boyun eğmeye sevk eden güçlü hiçbir etken yoktur. Bu görevi daima, şirk dini, statükoyu muhafaza ederek yerine getirmiştir. Şirk dini bu görevi iki şekilde yapmıştır:

1-İnsanlara, egemen güç ve aileler sayısınca tanrı inancını aşılayarak…

2-Kendine mensup olan egemen sınıfa, alt tabakadaki insanlara karşı imtiyazlar sağlamak ve bu imtiyazları tarih boyunca muhafaza etmek suretiyle…

UYUŞTURUCU DİN

Din karşıtlarının da söylediği gibi, şirk dininin ana unsurları, cehalet, korku, ayrımcılık, sermayedarlık ve bir sınıfın insanlarını diğer insanlara karşı üstün tutmaktır. Din karşıtlarının bu değerlendirmesi, hak din için değil, şirk dini için doğrudur. Doğru olan bir şey daha vardır ki, o da şirk dininin, zillet, sıkıntı, çaresizlik ve cehalet içinde yüzen halkları, içinde bulundukları durumun kendileri, ataları ve çocukları için ilahi bir takdir olduğuna inandıran ve buna teslim olmaya çağıran bir uyuşturucu görevini görmesidir.

ŞİRK DİNİNİN HAREKET BİÇİMİ

Şirk dini tarih boyunca iki şekilde hareket etmiştir:

1-Dinler tarihinde görüldüğü gibi şirk dininin, kendine mahsus bir hareket çizgisi vardır. Bu hareket, Totem, tabu, mana, grup tanrısı, çok tanrıcılık ve ruhlara tapınma şeklinde bir seyir çizmiştir. Dinler tarihindeki bu şirk dinleri, aslında şirk dininin farklı tezahür biçimleridir.

2-Şirk dininin en tehlikeli, en sinsi olan ve insana ve hakikate en çok zarar veren şekli gizli şirktirBu, tevhid perdesi altında gizlenen şirk biçimidir. Tevhid peygamberleri şirke karşı çıktığı sürece şirk dini de onlara karşı çıkmıştır. Ne zaman ki peygamberler, muzaffer olmuşlar ve şirk dinine diz çöktürmüşlerse, şirk dini, tevhid dininin takipçileri arasında gizli bir şekilde varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Mesela Musa"ya (a.s) ve onun davasına karşı çıkan Bel"am-i Ba"ur, Musevî din adamları olan hahamlar ve İsa"yı (a.s) öldürmeye teşebbüs eden Ferisiler kılığında ortaya çıkıp iş yapmıştır.

Rahmetli Ali Şeriatinin muhteşem tespitleri, Sözde İslam kisvesi altında kendi şirk inançlarını benimsetmeye çalışan, Şeyh ve benzeri isimlere kutsal kimlikler verenler, öldüklerinde dahi olağanüstü güçler ile insanlara yardım edebilecekleri görüşleri ve bu görüşleri Kur’an ve Sünnet’e yamamaya çalışanlar İslam inancından değil bilakis Şirk dinindendirler.

İster bilinçli ve ister bilinçsizce bu inanç sistemi içerisinde olanlar bu sapkın anlayışları ile kendilerince. Müslüman adına layık yaşam sunduklarına inananlar asla İslam inancının vermiş olduğu berrak apaçık nurundan faydalananlar değil. Bilakis rabler edindikleri sapkın anlayış sahiplerinin dinindendirler ve Allah’a değil put edindikleri görünmez uçan kaçanların kullarıdırlar.

Bizler bizden önceki nesillere ilim ehline muvahhidlere saygı ve sevgi duyulmasına asla karşı değiliz. Karşı olduğumuz nokta ilim ehli gözüküp kendi batıl inanç sistemlerinde var olan şirklere sessiz kalarak onları yüceltmek, Allah’ın görmediği hesabı kıt aklımız ile görerek onları cennetlik veya cehennemlik ilan etme anlayışlarıdır.

Onlara sevgi ve saygımız Allah’tan onlar için af dilemek, ortaya koymuş oldukları hakikatleri almak yanlışları ise reddetmek olmalıdır.

Bugün yatırlar olarak bilinen geçmişte kalan ölü kişiler üzerinden, mülk edinme anlayışı sunan kurumlar koca-koca anıtlar dikerek, yapıtlar yaparak insanların saf inancından beslenerek şebekeler halinde yardım sanduklarından en iyi şekilde malı götürmektedirler. Bunun farkında olmayan cehil insanlar adeta bunlardan medet umarcasına onlara mektuplar yazmakta, dilekçeler vermekte sorunlarının çözülmesinde kendilerine dahi faydaları olmayan ölülerden çözüm beklemektedirler.

Asrımızın en büyük felaketlerinden biri olan Şeytan ordularının ve yardımcılarının Müslüman halkları zayıflatmak, İslamı yeryüzünden silmek gayesi ile yapıp ettikleri soykırımlar, zulümler, talanlara sessiz durarak, tekke ve medreselerde rabıta ile meşgul olmak Muhammedi misyona uygun değildir. Bilakis Muhammedi misyonu yeryüzünden kaldırmaya çalışan şer güçlere sessiz kalarak destek vermektir.


Ribat şer güçlere karşı daima birliktelik ilkesi ile karşı koymak. Allah’ın dininin yeryüzünde hâkimiyetinin evrensel değerler olan Hak, Adalet, Özgürlük, Namus ve benzeri kavramların hâkim olmasına yardımcı olmaktır…

Bizim gibi yaradılmış olanlardan medet ummak değildir. Bu tür anlayışlar ŞİRK dininin esaslarıdır. İslam ile hiçbir alakası yoktur olamazda.

Mitolojik uçuk kaçık bir takım kimlik sahibi kişilerden yardım beklemek, onları kendi ile Rabbi arasında vesile kılmak, onlar olmadan rabbe ulaşılamayacağı inancını taşımak ancak ve ancak ŞİRK dininin öğretisidir…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder