1 Mart 2012 Perşembe

HADİSLER NE ZAMAN YAZILDI ?



        Hadisler konusunda yapılan tartışmalarda rastladığımız en popüler sorulardan biri de hadislerin yazıya geçirilişiyle ilgili olanlar.

        Hadislerin peygamber döneminde yazıldığını söyleyenler olduğu gibi, buna şiddetle karşı çıkan ve bunun peygamberden 150-200 sene sonra yapılmaya başlandığını savunanlar bu tartışmanın iki ucunu oluşturuyor. Her iki tarafın da iddialarını destekleyecek “delil”leri var.

        Bütün bu tartışmalar yanlış bir sorudan hareketle yapılıyor. Burada sorulması gereken soru; “Hadisler peygamber döneminde yazıldı mı? ” sorusu değil. Yanlış bir soruya doğru cevap aramak ekseninde yapılan bu tartışmaların belli bir zaman sonra kısır döngüyle dönüştüğünü görüyoruz.

        Konuyla ilgili sorulması gereken doğru soru şudur; “Hadislerin yazıya geçirilişi Allah’ın isteğiyle mi olmuştur? ”

        Allah Neyi Yazdırttı? 
      Önce Kur-an’dan başlayalım: Kur-an, peygambere levhalar, tabletler veya yazılı sayfalar halinde verilmedi. Peygamber aldığı vahyi yazdı/yazdırdı. Bir başka değişle Kur-an’ın yazıya geçirilişi Allah’ın isteğinin bir sonucuydu:

87: 6 Seni okutacağız; sen de unutmayacaksın.
      Allah, Kur-an’ın bir kitap haline getirilmesini istemişti:

25: 32 İnkarcılar, “Kur-an, ona neden bir defada indirilmedi, ” dediler. Biz böylece onu belleğine yerleştirmekte ve onu belirlenmiş bir dizilişe göre okumaktayız.

11:1 Elif Lam Mim (Bu) öyle bir kitaptır ki, Bilge ve her şeyden Haberdar biri tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış ve sonra da açıklanıp detaylandırılmıştır.


        Kur-an’ın yazıya geçirilişiyle ilgili olan tarihsel verilere de bakarsak bu konuda peygamber ve arkadaşlarının titizlik gösterdiklerini görürüz. Bütün bunlar Kur-an’ın kitap haline getirilmesinin İlahi iradenin yerine getirilmesi amacına yönelik olduğunu gösterir.

         Kur-an, Yazı mı Söz Mü?

         Her ne kadar Kur-an’ın üslubu sözlü bir üslup da olsa, Kur-an’da geçen bazı kelimelerin imlaları vahyin görüntülü olduğunu ve peygamberin telaffuzuna göre değil, Allah’ın istediği şekle göre yazıldığını gösteriyor.

      Örneğin, "salat", "zekat", "hayat" kelimeleri "elif" harfi ile değil, "vav" harfi ile yazılır.

3: 96` da Mekke şehrinin ismi "Bekke" olarak yazılır.
7: 69` daki "bastatan" kelimesi "sad" ile değil "sin" ile yazılır.

Yine, besmelede geçen “bismi” kelimesiyle
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
96: 1 ayetinde geçen “bismi” kelimesi
اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ

arasında telaffuz açısından bir fark olmamasına rağmen farklı yazılmaları bu konuda üzerinde durulması gereken önemli delillerden biridir.

        Allah Hadis Yazdırtır mı?
        Hadislere gelince; Kur-an’da peygamberin sözlerinin yazılmasının Allah tarafından istendiğine dair herhangi bir ayete rastlayamıyoruz. Ayrıca hadislerin kendisi de peygamberin ve arkadaşlarının bu sözleri tıpkı Kur-an gibi yazdırmak, düzenlemek, bir araya getirmek, tashihleri yapmak ve onları kitaplaştırmak gibi bir girişimi olduğuna dair bir delil ortaya koymuyor. Fakat aynı hadis kitapları sahabelerin Kur-an’ın yazımıyla ilgili çok kapsamlı çalışmalar ortaya koyduğunu haber veriyor. (Buhari, “Menakib”, 4, h. 15; Beyhaki, es-Sunen, 2/4; Buhari, “Fedailu’l-Kur-an, b. 7, h. 24)

        Allah bize Kur-an’ın korunmasının garantisini verdiği halde hadislerle ilgili böyle bir garanti vermiyor.

15: 9 Zikri biz indirdik, elbette onu biz koruyacağız.

           Bu Hadisler Uydurma mı?

         Durum bu iken, aşağıdaki hadis kitaplarında geçen ve peygamberden rivayet edilen sözler için, “Bunlar uydurmadır” demek mümkün mü?

-Ebu Hureyre (r. a)’den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: “Mekke fethedildiği zaman Hz. Peygamber (s. a. v) kalktı ve bir hutbe irat buyurdu. Ebu Şah denen Yemenli bir adam ayağa kalkarak “Ya Resulallah! Bana (bu hutbeyi yazın)” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s. a. v) “Ebu Şah için (bu hutbeyi) yazın” buyurdu” ( Buhari, “ilim”, 40; Muslim, “Hacc”, 82; Ebu Davud, “Menasik”, 90, Tirzimi, “ilim”, 12, Ahmed b. Hanbel; VII, 82; İbn Abdilberr, 177-8)

-Ebu Hureyre (r. a)’den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: “Ensar’dan bir adam Hz. Peygamber (s. a. v)’in mescidinde oturur, Hz. Peygamber (s. a. v)’den hadis dinler, (hadis dinlemek) hoşuna gider ama ezberleyemezdi. Hz. Peygamber (s. a. v)’e bu durumdan yakındı ve şöyle dedi: “Ya Resulallah! Ben sizden hadis dinliyorum, hoşuma gidiyor, fakat ezberleyemiyorum. ” Bunun üzerine Hz. Peygamber (s. a. v) “Elinin yardımına müracaat et” buyurdu ve eliyle yazıyı işaret etti. ” ( Tirmizi, “ilim”, 12)

-Rafi’ b. Hadic (r. a)’den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (s. a. v)’e “Ya Resullallah! Biz sizden çok şey duyuyoruz. Onları yazalım mı? ” diye sorduk, Hz. Peygamber (s. a. v), “Yazın. Bunda bir mahzur yoktur” buyurdu. (Hatibu’l Bağdadi, “Takyidu’l-ilm, 72-3; Heysemi, I, 151)

-Abdullah b. Amr (r. a)’dan rivayet edildiğine göre kendisi Hz. Peygamber (s. a. v)’e gelerek, “Ya Resulallah! Ben sizin hadisinizi rivayet etmek istiyorum. Bunun için de eğer izin verirseniz, onu ezberlemekle birlikte yazı yazma yeteneğimden de yardın almak istiyorum” demiş. Hz. Peygamber (s. a. v) de şöyle buyurmuş: “Eğer sözkonusu olan benim hadisim ise, ezberlemekle birlikte sağ elinden de yardım iste”( Darimi, “Mukaddime”, 43)

Hadislerin yazımına izin veren rivayetler için ayrıca şu kaynaklara da bakılabilir:

1. Ebu Davut, “ilim”, 3; Ahmed b. Hanbel, VI, 68, 315, Darimi, “Mukaddime”, 43
2. el-Hakim, I, 106; el- Heysemi, I, 152: İbn Abdilberr, 122
3. İbn Şahin, “en-Nasih ve’l Mensuh”, 274; İbn Abdilberr, “Camiu Beyani’l İlm, 120
4. Ahmed b. Hanbel, VI, 203-4, el-Heysemi, VI, 219
5. Buhari, “ilim”, 39; Müslim, “Vesaya”, 20
6. Ebu Davud, “Zekat”, 4; Tirmizi, “Zekat”, 4; el-Hakim, I, 392


        Yukarıdaki hadisler için “elbette hadis uyduranlar, uydurdukları hadisleri korumak için başka hadisler de uydurmuşlardır” demek işin kolayına kaçmaktır. Bütün bu rivayetlerin doğru olduğunu ispatlamak tabi ki mümkün değil. Aralarında uydurma olanlar vardır. Ama, tüm bu rivayetler insanların peygamberin sözlerine karşı bir ilgi duyduklarını, bunları önemsediklerini ve ezberleyip yazıya geçirme isteği duyduklarını ortaya koymuyor mu?

Kur-an’dan Başka Yazılan Neler Vardı?

Peygamber döneminde Kur-an dışında hiçbir yazılı bilgi olmadığını söylemek ne ölçüde mümkün?

1. Said b. Cubeyr: “Abdullah b. Abbas’ın yanında yazı tahtalarında (elvah) yer kalmayıncaya kadar yazar; daha sonra nalınlarımın üzerine yazmaya devam ederdim. ” Demektedir. (İbn Hanbel, “Ilel” I, 50)

2. Sahabiye Selma, Abdullah b. Abbas’ın Peygamberin bazı fiillerini levhalar üzerine eşi Ebu Rafi’den yazdırdığını bildirmektedir. (İbn Sa’d, II, 371)

3. Mucahid b. Sa’id, Şa’bi’nin sadakat ve feraize dair üç tomar yazı malzemesini birine imla ettirdiğini gördüğünü bildirmektedir. (İbn Hanbel, “Ilel”, I, 340)

4. Ya’kup b. Ata babası Ata b. Ebi Rabah’ın sahifesini “Babam buradakilerin hepsini sahabeden işitmiştir. ” sözleriyle gösteriyordu. (İbn Ebi Hatim, Takdime, s. 39)

5. Ebu Hureyre’nin yanında onun hatırlayamadığı bir hadis nakletmiş olan tabiinin “Bunu senden işittim demesi üzerine, Ebu Hureyre “Öyleyse o hadis benim yanımda yazılı olmalı. ” cevabını vermişti. Tabii devamla “Beni evine götürdü ve Peygamberi’in hadislerinin yazılmış olduğu birçok hadis defterini gösterdi. İhtilaf edilen hadisi orada bulduk. ” demektedir. (İbn Abdilberr, Cami’u beyani’l-ilim, I, 74)

          Kur-an’a Göre Muhammed

         Peygamber yaşadığı toplumda örnek (33: 21), üstün bir ahlak anlayışına sahip (68: 4), Allah tarafından doğru yola iletilmiş (93: 7), hata da yapabilen (33: 37; 80: 1-10; 9: 43) bizim gibi bir insan (41: 6), aynı zamanda halklara rahmet olarak gönderilmiş (21: 107) Allah’tan vahiy alan bir kul (18: 1), aldığı vahyi tebliğ eden bir elçi ve son nebi idi (33: 40).

        İnsanlar onun yanında olmayı -bazen rahatsızlık verebilecek düzeyde de olsa- seviyorlardı (33: 53). Peygamber de çevresindeki insanlara karşı kibar, yumuşak kalpli ve affediciydi (3: 159)

        Bütün bu nitelikler, Muhammed’i sorumluluk alabilen (73: 5) bir insan yapıyordu.

       Muhammed’in bir başka özelliği de müminlere kendisini dinletebiliyor olmasıydı:

        Muhammed’in Tebliği

3: 159 Allah`ın sana bir bağışı olarak onlara yumuşak davrandın. Kaba ve katı yürekli olsaydın çevrenden dağılır giderlerdi… 
         Onu dinleyen insanlar toplumun değişik kesimlerine mensuptu ve her birinin söylenenleri algılayış seviyeleri farklıydı mutlaka. Onun sözlerinden, tebliğinden ve sohbetinden etkilenen bu insanların Muhammed’in sözlerini diğer insanlarla paylaşmaları, bu sözleri rivayet etmeleri, hatta yazı bilenlerin peygamberin konuşmalarından notlar almaları çok normal ve masum bir davranıştı ilk başta.

         Peygamberin buna karşı çıkması tam anlamıyla mümkün olmadığı gibi böyle bir uygulamaya gitmek için bir sebep de yoktu… hatta bu sözleri yazmak için izin isteyenlere gaybi bilmediğinden (6: 50) ses çıkarmıyordu da olabilirdi. Baskının, işkencenin, açlığın ve zorluğun her türlüsünü görmüş ilk dönem muvahhidlerinin hiç birisi peygamberin sözlerini suiistimal edecek insanlar değildi.

        İslam dini hızla yayıldı ve bir güç haline geldi. Bu dönem insanların kitleler halinde “müslüman” oldukları bir dönemdi. Her çeşit insan islam’ı kabul ettiğini ilan etmeye başlamıştı.

       Bir ümmi’nin (Tevrat ve İncil’i bilmeyen) birkaç kişi ile başlattığı davet kısa sürede devlet kuracak duruma gelince şeytan tüm hünerlerini göstermeye başladı.

38: 82 (Şeytan) dedi ki, “Büyüklüğüne andolsun, tümünü azdıracağım. ”
38: 83 “Ancak onlardan kendilerini sadece sana adayan kulların hariç. ”

        Gerisin Geri Dönenler

        İnananlar arasından şeytana uyup Allah’ın cennetini, dünyalık çıkarları için terk eden ve geriye dönenler oldu.

47: 25 Kendilerine doğru yol belli olduktan sonra geriye dönenleri şeytan ayartmıştır ve onlara ümit vermiştir. 
        Bazıları zaten baştan beri yalan söylüyordu ve inanmıyordu.

2:14 İnananlarla karşılaştıkları vakit, "İnanıyoruz, " derler; fakat şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında, "Sizinle beraberiz. Biz sadece alay etmekteyiz, " derler.

        Gösteriş meraklıları da vardı aralarında.

4: 38 Bunlar, mallarını gösteriş için halka verir. Allah`a ve ahiret gününe inanmazlar. Kimin arkadaşı şeytan olmuşsa çok kötü bir arkadaşa sahip olmuştur.
         Peygamber Düşmanları

         Allah, Kur-an ve Muhammed düşmanları iki farklı taktik izlemeye başladılar. Birinci grup bu düşmanlığı açıktan yaparken, ikinci grup bütün bu amaçlarına suret-i haktan gözükerek ve peygamberi buna alet ederek ulaşma yolunu seçtiler. Bunu yaparken komik ihtilaflar da sergilediler.

        Bu insanlardan bazılarının Kur-an’daki niteliklerine, yalanlarına, doğrularına, kafa karışıklıklarına, çelişkilerine kısaca değinelim ve daha sonrasında sözü Kur-an’a bırakalım.

1. Mal mülk düşkünleri (102: 1-2)

----a- Sa`d İbnu Ebi Vakkas anlatıyor: "Resulullah Veda Haccı senesinde, bende şiddet peyda eden bir ağrı sebebiyle yatmakta olduğum hastalığım için bana geçmiş olsun ziyaretine geldi. "Ey Allah`ın Resulü dedim. Gördüğünüz gibi ağrım çok şiddetlendi. Ben mal mülk sahibi bir kimseyim. Bana varis olacak tek kızımdan başka kimsem yok. Malımın üçte ikisini tasadduk etmek (sadaka vermek) istiyorum!" dedi. Hemen "Hayır, olmaz!" buyurdular. "Yarısı? " dedim. Yine "olmaz!" buyurdular. "Üçte biri? " dedim. "Üçte birini mi? Üçte bir de çok. Senin varislerini zenginler olarak bırakman, halka ihtiyaçlarını açan fakirler olarak bırakmandan daha hayırlıdır. Sen aziz ve celil olan Allah`ın rızasını arayarak her ne harcarsan -hatta bu, hanımının ağzına koyduğun bir lokma bile olsa- mutlaka onun sebebiyle mükâfaatlanacaksın" buyurdular. [Buharî Cenaiz 37, Vasaya 2, 3, Fezailu`l-Ashab 49, Megazi 77, Nafakat 1, Marza 13, 16, 43, Feraiz 6; Müslim, Vesaya 5, (1628); Muvatta 4, (2, 763); Tirmizî 6, (975); Ebu Davud, Vesaya 2, (2864); Nesâî, Vesaya 3, (6, 241, 243). ]

---b- Hz. Âişe anlatıyor: "Resûlullah buyurdular ki: "(Ey Âişe! Cennette) benimle olman seni mesrur edecekse sana dünyadan bir yolcunun azığı kadarı kifâyet etmelidir. Sakın zenginlerle sohbet arkadaşlığı etme. Bir elbiseye yama vurmadan eskimiş addetme. " [Tirmizî, Libâs 38, (1781). ]

---c- 6: 141 Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, zeytinleri ve narları -benzer veya farklı- yaratan O`dur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin ve hakkını da hasat gününde verin. Savurganlık yapmayın; O, savurganları sevmez.


2. Kadın Düşmanları 16: 58

a-Kocanın vücudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yalayarak temizlese yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz. [İbni Hacer El Haytemi 2/121: Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 239]

b-Resul-Ekrem buyurdular ki: -Bir erkek karısına “seni seviyorum” derse, bu söz gönlüne yerleşir.[Vesail, Ebvabu’l Mukaddemat, 3. Bab, 9. Haber, A. Meşkinı, İzdivaç Der İslam, s. 86’dan naklen).

c- Ey kadınlar topluluğu! Sadaka veriniz ve çok istiğfar ediniz çünkü ben cehennem halkının çoğunun sizler olduğunu gördüm. [Müslim, İman, 34/132: İbn Mace, Fiten 19/4003]

9: 71 İnanan erkekler ve inanan kadınlar birbirlerinin dostudur. İyiliği emrederler, kötülükten menederler, namazı gözetirler, zekatı verirler, Allah`a ve elçisine uyarlar. İşte onlara ALLAH rahmet edecektir. ALLAH Üstündür, Bilgedir.

3. Zalimler 6: 21

a- Allah benimle görüştü ve el sıkıştı. Elini iki omzumun arasına koydu öyle ki parmaklarının soğukluğunu iki göğsüm arasında hissettim. (İbn Hanbel 5/243)

b- Allah ahirette Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir. (Müslim, “İman”, 302, Buhari 97/24, 10/29, Hanbel 3/31)

c- 42: 11 …O`na benzer hiçbir şey yoktur. O, İşitendir, Görendir.


4. İlk ırkçı şeytan ve onun yoldaşları 7: 12

a- Araplar Arapların eşitidir. Mevali de Mevalinin. Ey Mevali içinizde Araplar ile evlenenler suç işlemiş olur. [Muttaki 8/24-28]

b- Küçük gözlü, kırmızı yüzlü ve suratları kalın deriden yapılmış kalkanlara benzer Türklere karşı savaşlar yapmadıkça hüküm günü gelmiş olmayacaktır. [Buhari, Cihad 95, 96; Müslim, Fitan 63, 64-66]

c-49: 13 Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve
birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. Allah yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. Allah Bilendir, Haberdardır.

Tehlike Farkediliyor
Tehlikenin farkına varan Peygamber, Ebu Bekir, Ömer; Osman, Ali ve önde gelen diğer insanlar bu konuda tedbirler almaya başladılar ve hadisçiliğe karşı önlemlere başvurdular.

İlk önceleri masumane bir şekilde yazılan ve rivayet edilen hadis notları bu kez toplatılmaya, yakılmaya, rivayetçilik yasaklanmaya başlandı. Bu işten belli bir rant sağlayan rivayet tüccarlarıyla mücadeleye girişildi.

Hadis rivayet edenlerden bir kısmı gönüllü olarak, bir kısmı cezalandırılarak bu işten el çektirilmeye çalışıldı.

Neden Hadis Uydurdular?

•Dini bozmak ve dejenere etmek
•Siyasi ayrılıklardan dolayı uydurmalar
•Dini eksik zannedip, kendince dini kurtaranların uydurmaları
•Dini sevdirmek için uydurmalar
•Mezheplerini, fikirlerini doğru çıkarmak için uyduranlar
•Zorlama altında uyduranlar
•Maddi çıkar sağlamak için uyduranlar
•Manevi çıkar sağlamak için uyduranlar
•Gelenek görenekleri dinselleştirmek için uydurmalar
•Diğer dinlerdeki uydurmaların dinimize taşınmasıyla oluşan uydurmalar

Alınan Önlemler


Peygamberin ve arkadaşlarının zaman içinde kurumsallaşan ve bir sektör haline gelip insanların Kur-an’ın dışında dini kaynaklar oluşturmaya başladıkları bu dönemde verdikleri mücadeleye dair bazı tarihsel verileri kronolojik başlıklar halinde kısacı değerlendirelim:

1. Peygamberin aldığı önlemler
Allah’ın elçisinden sözlerin yazmak için izin istedik, bize izin vermedi. [Tirmizi, Es Sunan, İlim, 11]

Biz hadis hazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve “Yazdıklarınız nedir? ” dedi. “Senden işittiğimiz hadislerdir” dedik. Hz. Peygamber: “Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar. ”[El, Takyid 33)

Zeyd b. Sabit’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber bize hadislerinden herhangi bir şeyi yazmamamızı buyurdu. [İbn Abdilberr, 108]

İbn Abbas’dan rivayet edildiğine göre o, Kur’an ve mektuplar dışında bir şey yazılmasını hoş karşılamazdı[Züheyr b. Harb, 90]

2. Ebu Bekir’in aldığı önlemler

Hz. Ebu Bekir, peygamberin vefatından sonra Müslümanları toplayarak şöyle demişti: “Sizler, Peygamberden hadis rivayet ediyorsunuz ve bu hadislerde ihtilafa düşüyorsunuz. Sizden sonrakiler ise daha fazla ihtilaf edecektir. Peygamberden hiçbir şey tahdis etmeyin. Size bir soru soran olursa, “Bilgimizle sizin aranızda Allah’ın kitabı var” deyin ve onun helal kıldığını helal, haram kıldığını haram kılın”[Zehebi, “Teskiretu’l Huffaz, I, 2-3]

Hz. Ebu Bekir vefat ettiği gece bir hayli huzursuz olmuş ve uyuyamamış, bunun sebebini soran kızı Hz. Aişe’ye sebebinin hadisler olduğunu söylemiş, sabah olunca da evde mevcut olan bütün yazılı hadisleri getirtip yaktırmış. [Zehebi, I, 5]

3. Ömer’ın aldığı önlemler

Hz. Ömer diğer şehirlerdeki sahabelere mektuplar yazarak ellerinde yazılı bulunan hadis mecmualarını yok etmelerini istedi. [İbn Abdilberr, 108]

Hadisler Ömer döneminde çoğalmıştı. Ömer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. Sonra bunların yakılmasını emrederek şunu söyledi: Kitap Ehli’nin Mişna’sı gibi Müslümanların Mişnası’dır bunlar. [İbn Sad/Tabakat 5/140]

Hz. Ömer Irak’a yolcuğa giden arkadaşlarına şöyle demişti: “Siz öyle bir ülkeye gidiyorsunuz ki halkı arı uğultusu gibi Kur-an okur. Hadislerle onları meşgul etmeyiniz ve yollarını saptırmayınız. [Hanbel, Kitabul Ilel 1/62-63]

Hz. Ömer şöyle der. “Ancak sizden önceki kavimleri hatırladım, onlar da kitaplar yazmışlardı ve Allah’ın Kitabı’nı bırakarak onlara sarılmışlardı. Allah’ın Kitabi’nı asla başka bir şeyle değiştirmem” başka bir rivayette “Ben yemin ederim ki, Allah’ın Kitab’nı hiçbir şeyle gölgelemem. ”[El Hatip, Takyıdull İlm Sayfa 50; İbn Sad, Tabakat, 3/206]

4. Osman’ın aldığı önlemler
Hz. Osman çok hadis nakletmelerinden ötürü Ebu Hureyre’yi Devş dağlarına göndermekle, Kab’ı Kırede dağlarına göndermekle tehdit etmiştir. [Tahzırul Havas 10b. ]

5. Ali’nin aldığı önlemlerHz. Ali’den rivayet edildiğine göre o yanında yazılı sahifeler bulunan kimseleri, bunlara müracaat etmekten sakındırmış ve “Sizden önceki insanlar, Rabb’lerinin Kitabını terk ederek alimlerinin sözlerine uydukları için helak olmuşlardır” demiştir. [İbn Abdilberr, 108]

6. Ayşe annemizin mücadelesi
•İbn Abbas’ın Allah’ın görülmesi hakkındaki rivayetine karşı çıkması. (Zerkeşi, IV Fasıl, 6. hadis)
•İbn. Ömer’ın “ailesinin ağlamasıyla ölünün azap çekeceğini” rivayetine karşı çıkması. (Zerkeşi, II. Fazıl, Hz. Ömer, 1. hadis)
•Ebu Hureyre’nin “Uğursuzluk üç şeydedir” rivayetine karşı çıkması. (Zerkeşi, VII Fasıl, Ebu Hureyre, 2. hadis)
•İbn Ömer’ın ölülerin işiteceğine dair rivayete karşı çıkması (Zerkeşi, V. Fasın, İbn Ömer, 10. hadis)

7. Hadis rivayet eden sahabelerin bundan vazgeçmeleri
Şeddad, İbni Abbas’a “Hz. Peygamber bir şey bıraktı mı? ” diye sordu. O da “Sadece Kuran’ın iki kapağı arasında olanları bıraktı” cevabını verdi. [Buhari, K. Fezailul Kur-an 16; Müslim K. Fezailus Sahabe 30, 31; Ebu Davud K. Fiten 1, Tırmızı K. Fiten 43]
İbn Mesud elinde bir hadis sayfasıyla geldi. Sonra su isteyerek sayfaları sildi, sayfanın yakılmasını emretti ve şunu söyledi: “Allah kime bir hadis sayfasının yerini bildirirse ve o da beni bundan haberdar etmezse Allah’a yemin ederim ki, Hindistan’da dahi olsa onu arar bulur ve yok ederim. [Ebu Reyye, Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması, s. 27]

8. Oluşturulan notların yakılması/imha edilmesine dair
Ebu Musa el Eşari’nin bir taraftarı, teşvik üzerine hocasının hadislerini yazmış; ancak o bunu öğrenince hepsini imha ettirmiş. [İbn Sad, IV, 112]

Ubeyde b. Kays, kitaplarının yakılmasına veya başka türlü imha edilmesine, vasiyetinde yer vermişti.
[İbn Hanble, Ilel, I. 104]

Ömer, Şam’a geldiğinde Zeyd b. Sabit’in diyete dair sahifesini sorup getirtti ve onu parçaladı.
[İbn Hanbel, Ilel, I, 206]

9. Kur-an’ın öngörüsü

45: 6 …Allah`tan ve ayetlerinden başka hangi hadise inanıyorlar?

12: 111 Bu, uydurma bir hadis değildir. Ancak kendinden önceki kitapların doğrulayıcısı, her şeyin detaylı açıklaması, inanan bir toplum için bir rehber ve rahmettir.

Sonuç


Hadisler dinin değil, tarihin kaynağı durumundadır. Tarih değerlendirilirken eldeki tarihi veriler bir bütün olarak ele alınır ve mesele analiz edilmeye çalışılır. Hadislerin yazımı konusundaki çeşitli verileri değerlendirmeye çalıştığımız bu yazıda vardığımız sonucu maddeler halinde özetleyelim.

1. Allah Kur-an’ın yazılı bir metin haline getirilmesini istemiştir.

2. Hadislerin yazımı Allah’ın ve Peygamberin iradesi dışında gelişmiştir
3. Kişisel notlar ve zararsız rivayetler zamanla kurumsallaşmış; gerek peygamber gerek arkadaşları insanların kişisel görüş, tavır ve menfaatlerini meşrulaştırmanın aracı haline getirilmeye başlanmıştır.
4. Peygamber ve Kur-an’ın mesajını iyi kavramış olan muvahhidler bu tehlikeli gidişe engellemek için gerekli önlemleri almaya çalışmışlardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder