3 Nisan 2012 Salı

Ey Akıl ve Gönül Sahipleri…

 

Yoklayalım içimizi; kendimizden yana olmadan, nefsimizi kayırmadan.

Bakmaktan değil, görmekten bahsediyorum.
Duymaktan değil, dinlemekten bahsediyorum.
Dil ile söylenenden değil, hal ile anlatılandan;
Yalnız akıldan değil aynı zamanda gönülden söz ediyoruz.

Aslında bunu söyleyen de biz değiliz:

…Ey akıl ve gönül sahipleri benden sakının. Bakara 197

Yüce Allah apaçık Kitabında, inananlara birçok defa bu şekilde hitap etmiyor mu?

Akıl ve gönül sahipleri…

1- Aklederiz; düşünürüz, anlarız, mukayese yaparız, icat ederiz, yazı yazarız, öğreniriz, ezberleriz…

2- Gönlederiz; severiz, bağışlarız, ümit ederiz, umarız, üzülürüz, seviniriz…
Birincisiyle hem kendi yaratılışımızdaki hem de evrenin yaratılışındaki sayısız delile bakıp iman ederiz. Kurandaki emir ve yasakları aklımıza yerleştirir, teorik olarak mükemmel insanlar olabiliriz. Oysa Kur’an dini uygulamak için yeterli olsa da sadece zihni besleyen sığ bir kitap değildir biliriz. Aslında biz aklederek, bilerek, bularak kendimizi ve birbirimizi şaşırtırız, Allah’ı değil. Çünkü O’nun ilim deryasının yanında, damladır vakıf olduklarımız.
İkincisiyle, akıl-gönül köprüsünü sağlam inşa eden, yalnız sözde değil, özde de bilen mükemmel kullar olabiliriz. Bildikçe kendini putlaştırmayan kullar.

İlmi ile birlikte hilminin de arttığı kullar,

Sıkıntı halinde Allah’a sığınan,

Ferahlıkta şükreden, Sahip olduğumuz, olmasını istediğimiz her şeyin bizden değil, fakat O’ndan olduğunu unutmayan,
Namazlarda huşu sahibi,

Sözlerinde, gözlerinde ve nihayet içinde kibir olmayan,
İnsanları sözleriyle ve gözleriyle incitmeyen,
Kur’an ahlakıyla ahlaklanmış güzel kul, örnek Müslüman…

Şüphesiz hüküm yalnız Allah’ındır..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder