25 Nisan 2012 Çarşamba

ŞİRKİN ŞİFASI


TARİHİ ARKA PLAN ve KURAN BÜTÜNLÜĞÜNDE ŞİRK MANTIĞI

İnsanlık tarihi incelendiğinde ve tüm din tarihi incelendiğinde, Adem’den beri tüm kavimler “herşeyi yaratıp yöneten, herşeye gücü yeten, mutlak aşkın, görülmeyen tek tanrı’ya inanmaktadırlar”. Bunun istisnası yoktur.

Bu kavimler kendilerine bu İMANI öğreten Nebilerin ( selam hepsine ) ardından, o Tek ilah inancını hep korumuşlar, ancak geçen süreler içinde O Tek İlahın isminin altına çeşitli isimler eklemişlerdir. Bu isimlerin, “O TEK TANRI’dan aldıkları yetki ile, ya da O’ndan taşıdıkları bir parça sebebi ile, ya da O’ndan yaratıldıkları inancı ile KUTSAL olduklarını, İNSANÜSTÜ olduklarını, YETKİLERİ ve GÜÇLERİ olduklarını inançlaştırmışlardır.”

Ve bunun sonucunda, EN ÜSTTE O TEK TANRI ve altında,  bir taneden otuzbin taneye kadar yarı-tanrılar sisteminden oluşan “dinler” türetmişlerdir.

Ancak hiç kimse bu alt tanrılar için kendi başına bir şeyi yaratabilir, yoktan var edebilir yani o tek tanrı ile aynı özelliklere sahiptir dememiştir. Yeryüzündeki bu dinlerin hiç birisi ve hiçbir mensubu kendilerinin o tek tanrıya şirk koştuğunu yani MÜŞRİK olduğunu kabul etmez ve bunu şiddetle reddeder. O’nun TEK olduğunu söyler. Bir Hindu da, Bir Mecusi de, Bir Şintoist de Bir Hristiyan da ve tüm diğerleri de size bunu açıkça söyleyecek hatta bu sorgunuza bozulacaklardır.

Gerek tarihsel verilerden gerekse Kuran’daki anlatımlardan, genel olarak üç sınıf sahte tanrıların O TEK TANRI’ya nispet edilerek şirk ( ortak ) koşulduğunu görüyoruz. Bu kategoriler ve bu tip inanç sahiplerine göre onların “kutsal olmalarının delilleri” şu şekildedir :

1- Başta nebiler olmak üzere, salih insanlar, muttaki kişiler geçen süreç içinde, din adamları sınıfı o anda ve geçen süreç içinde : Bu kategoridekiler, O TEK TANRIDAN Vahiy aldıkları için, ve O’nun adına konuşma yetkisinde oldukları için KUTSALDIRLAR ve DİN HÜKÜMLERİ koyabilir ve değiştirebilirler. Bu yüzden insanüstüdürler, olağanüstüdürler ve kutsaldırlar. (Nebileri erbab edinmeyin Ali İmran 80)

2- Melekler ve/veya tabiat güçleri : Allah’ın tüm vahiylerinde kendi yarattığı kulları ve kendi başlarına hiçbir şeye güç yetiremeyecek sadece Allah’ın emirlerini yerine getiren varlıklar olarak tanımladığı melekler bir çok ümmet tarafından, Allah’ın kendi varlığından “birer parça” taşıdıklar gerekçesi ile ve kendi başlarına işler yapabildiklerine olan inanç ile KUTSALLAŞTIRILMIŞLARDIR. (Melekleri erbab edinmeyin Ali İmran 80, Din adamlarını erbab edinmeyin Ali İmran 64, Biribirinizi erbab edinmeyin Tevbe 31)
Bu inancın bir önceki aşaması ise animizm ve bir sonrakisi panteizmdir ( Vahdeti Vucud ). Bu inançlar da evrendeki her şeyin o tek tanrıdan bir parça taşıdığı ( Animizm ) ve hatta O’nun kendisi olduğu ( PANTEİZM ) düşüncesiyle Kutsallaştırılmışlardır. ( Allah’u es-SAMED in ne demek olduğu aşağıda buradan anlaşılacaktır )

3- Krallar ve hanedanları, Liderler, Ulusal Kahramanlar : Bu inançlar da, kendilerini yöneten kişilerin O TEK TANRI tarafından seçilerek atandığına, soylarının da kutsandığına, kendilerine dünyevi zaferler kazandıran ya da ülkeler, sistemler kuran  Liderler ve Kahramanların O TEK TANRI tarafından seçilmiş ve gönderilmiş ve görevlendirilmiş insan üstü varlıklar olduğuna inanarak Kutsallaştırılmış ve her söyledikleri, kanunları kuralları MUTLAK HAK olarak kabul edilmişlerdir.

Evet, işte şirkin bu kategorik durumu Adem’den beri tüm ümmetlerde görülmüş ve kendilerince koydukları bu gerekçelerle bu yarı-tanrılaştırdıkları isimlere Kutsiyet atfetmişler, onların tüm sözlerinin “DİN” olduğunu kabul etmişler ve kendilerine dünyada ve ahirette faydalar vereceklerine inanmışlar ve bu nedenle O TEK TANRI ile beraber bunların da isimlerinin tesbih edilmesi ve onlara da tazimde bulunulup onların da yüceltilmesi gerektiğini bir iman esası olarak tescil etmişlerdir. Onlar anılmadan, kabul edilmeden dinlerinin eksik olacağına iman etmişlerdir.
Şirkin, Adem’den beri hikayesi budur.

En son, MS.7. yüzyılda Mekke toplumunun içinden çıkmış Muhammed Nebi ( selam ona ) inen Vahiy ( el-Kuran ) o çağda ve toplumda yukarıdaki şirk kategorilerinin hemen hemen hepsini ya da bir kısmını bünyelerinde barındıran kureyşliler-hristiyanlar-yahudiler özelinde bu durumu açıklamış ve tüm insanlığa bir kere daha bu inançların uydurma olduğunu, o isimlere Allah’ın böyle yetkiler vermediğini, tüm varlıkların ( nebiler de dahil ) Allah’ın kulları olup imtihan olduklarını, dünyada ve ahirette kendilerine bir fayda ya da zarar vermeye hiçbir güç ve yetkilerinin olmadığını ve buna iman edip bu şekilde yaşamaları gerektiğini belirtmiştir. “işte dosdoğru din (ed-din, din ül qayyime )budur ancak insanların çoğu bilmezler” ( Rum 30 v.d. ) demiştir.

Kuran’ın tamamında anlatılan bu ŞİRK-TEVHİD açıklamasıdır, ve muhkem ve yalın halde İHLAS SURESİNDE özetlenmiştir. Bu surenin diğer adı da TEVHİD suresidir.

İHLAS SURESİ

rahman ve rahim allah adıyla

De ki : ( aynen tüm inançların söylediği gibi ) O ALLAH TEK’tir ( ama tümünüzün inandığı gibi paramparça bir tek değil ) ALLAH SAMED’dir  (Yani öyle TEK’tir ki O, parçalanamaz, bölünemez, en ufak bir parça koparılamaz, eklenemez, içinden bir şey çıkamaz, giremez, bölünmez bir bütün halinde tektir ) DOĞURMAMIŞTIR, DOĞURULMAMIŞTIR ( oğlu-kızı-kardeşi-eşi-anası-babası YOKTUR )HİÇ BİR ŞEY ONUN DENGİ-EŞİ-BENZERİ DEĞİLDİR ( o isimlere O’nun gibi muamele etmeyin, yüceltmeyin, tazim etmeyin, onlar da O’nun sadece kullarıdır, başka hiçbir şey değiller )( İşte O, öyle ) TEK’TİR.

***
Yeryüzünde, Adem’den bu güne bir dine sahip olup da ” ALLAH VAR VE TEK ” demeyen hiç bir kavim ya da kimse yok. Sorun demelerde değil, iddialarda değil. bunları “demek” de bir şey ifade etmiyor. Mesele, o tek allah’a teslim olmak ve gerçekten onunla birlikte başka isimleri anmamak, yüceltmemek, onlara bir takım güçler ve yetkiler tanımamak. Yani O TEK Tanrı’nın es-SAMED olarak TEK olduğuna iman etmek ve öyle yaşamak.

Şüphesiz ki ben, tüm benliğimi bir hanif olarak, gökleri ve yeri yaratan Allah’a adadım ve O’na teslim oldum yani ben müşriklerden değilim.

Selam hidayete tabi olanlaradır ve akibet, elbetteki muttakilerindir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder