18 Mayıs 2012 Cuma

Tek başına Ümmet: İBRAHİM



İbrahim Nebi’in kavmine ( Akad Uygarlığı – Mezopotamya – MÖ 2000 ler ) yaptığı Güneş-Ay-Yıldız teşbihli tebliğ maalesef yanlış anlaşılmakta ve yorumlanmaktadır. “İbrahim nebi sorgulayarak Allah ı buldu” şeklinde oldukça yanlış ve çelişkili bir yorum getirilmektedir.

Oysa mesele çok basit ve nettir. İbrahim nebinin yaşadığı zaman diliminden öncesinde Mezopotamya Sami toplulukları tahrif ettikleri İslam dinini günümüzde olduğu gibi  En Üstteki Yaratan Ve Yöneten Tek İlah inancının altına eşler-oğullar-kızlar-kahramanlar-evliyalar-nebiler-melekler- din adamları v.b. lerinden türettikleri sahte yarı-tanrılar, erbab ilave ederek, bunlardan en üstteki yaratan ve yöneten;

TEK TANRIYI : GÜNEŞ ( ŞAMEŞ)
KRALLARI : AY (SİN)
NEBİLERİ –KIZLARINI – RUHBANLARI - MELEKLERİ V.B. : YILDIZ ( İSTAR )

 sembolleri ile sembolleştirmişlerdir. O dönemde krallar başlarına taktıkları mihverlerin üzerine ay sembolünü koyarlar idi. Bu tanrının halifesi benim demeye getirirlerdi. (Firavun: Tanrı Ra’nın temsilcisi demektir.)

İbrahim nebi, bu semboller üzerinden sahte tanrı inançlarını çelişkileri ile birlikte yerle bir edip TEK TANRI inancını onlara hatırlatmaktadır. Zaten aşağıya alıntıladığımız ayetler dikkatlice okunursa konunun kalabalık bir grup önünde tebliğ yapıldığı ve onlarında İbrahim peygamber ile bu konuda çekişmeye girdiği açıkça görünecektir.

Tüm dinler tarihi ve arkeoloji kayıtları da,



( bkz. resim de Akad kralının başının üzerinde GÜNEŞ - AY – YILDIZ sembolleri – Louvre Müzesindedir) o sami toplulukların bu inanç şeklini apaçık bize göstermektedir.

İLGİLİ AYETLER:

O zaman ki İbrahim, babası Azer’e: “Putları ilahlar mı ediniyorsun?” Dedi. Şüphesiz ben, seni ve kavmini, apaçık bir sapıklık içinde görüyorum.”

Böylece Biz, İbrahim’e, yakin (ilim sahiplerinden) olsun diye, göklerin ve Yer’in melekûtunu( yönetimini) gösterdik.

Gece,  örtünce, bir yıldız gördü. Dedi ki: “Şu benim Rabb’imdir.” Ne zaman ki o(yıldız) kayboldu, dedi ki: “Ben kaybolup-gidenleri sevmem.”

Arkasından Ay’ı, doğarken görünce, dedi ki: “Bu benim Rabb’imdir.” O da kaybolunca dedi ki: “Şayet Rabb’im beni doğrultmazsa elbette ben, sapmış kavmimden olurum.”

Daha sonra Güneş’i doğarken gördü, dedi ki: “İşte bu benim Rabb’imdir. Bu en büyüğüdür.” Ancak o da kaybolunca, kavmine dedi ki: “Ey kavmim, doğrusu ben, sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım.”

Muhakkak ben TÜM BENLİĞİMİ,ŞİRKSİZ BİR ŞEKİLDE, gökleri ve Yer’i yaratana çevirdim yani ben müşriklerden değilim.

Kavmi, onunla mücadele etti. (İbrahim) dedi ki: “Allah, beni doğru yola iletti. Siz, O’nun hakkında, benimle mücadele mi ediyorsunuz? Ben, O’na şirk koştuğunuz şeylerden korkmuyorum, ancak, Rabb’imin dilemesi müstesna. Benim Rabb’im, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır, düşünmüyor musunuz?”

Sizler, Allah’ın indirdiği hiçbir delil olmaksızın, Allah’a ortak koşmaktan korkmazken; ben, sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım? Şayet biliyorsanız (söyleyin)! Bu iki fırkadan hangisi emniyete müstahaktır?

O iman edenler ve imanlarına zulüm(şirk) karıştırmayanlar, işte onlar, emniyettedirler ve hidayette olanlar onlardır.

Biz bu delillerimizi, kavmine karşı İbrahim’e verdik. Biz, dilediğimiz kimsenin, derecelerini yükseltiriz. Muhakkak, senin Rabb’in, Hâkim’dir, Âlim’dir. [EN'AM(6)/74-83]

Muhakkak Biz, önceden İbrahim’e, dosdoğru hakkı verdik ve Biz, onu bilenleriz. [Enbiya /51]


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder