10 Mayıs 2012 Perşembe

İHSAN ELİAÇIK VE ARKADAŞLARI

Ana Sayfa

İhsan Eliaçık ve ASHABI ( yani arkadaşları; yazıyı okumayan başlayan ve arapça bilmeyenler bir şok geçiriyor) çoğumuzun cesaret edemediği bir işe soyundular. Onları bu kutlu yolculukta tüm içtenliğimizle ve iyi dileklerimizle salat etmek(salavat, desteklemek; ikinci şok) boynumuzun borcudur. Çıktıkları yolu İslami sol, sosyalist İslam gibi yaftalarla küçümsemek yerine ne dediklerini anlamak daha doğru olacaktır. Bizde çok kısa biçimde bunu deneyeceğiz.

Birincisi ve en önemlisi İhsan Eliaçık ve arkadaşları(demeogoji olmasın diye ashabı demiyoz) küfre, zulme ve sömürüye savaş açtıklarını söylüyorlar. Burada en önemli unsur olarak ve çok da isabetli bir bakışla iktisat meselesini merkeze almışlar. Yani milleti parayla ezen zenginlerin meşruiyetini sorguluyorlar.

İhsan Eliaçık ve arkadaşları faizciliğin Allah ve resulüne savaş açmak olduğunu haykırıyorlar. Bu hareketi müslümanlara dönük bir huruç olarak değerlendirmek akıl dışıdır. İhsan Eliaçık ve arkadaşları müslümanları kafirlere, büyük tefecilere, büyük zalimlere benzeme konusunda uyarıyorlar. Hepsi bu. Yoksa bu insanların ortalıkta ellerinde kaleşnikofla zebellah gibi katiller dolaşırken üstünde meyve bıçağı, çakı filan var diye iki tane çocuğa çullandıklarını düşünmek anlamsız. Eliaçık ve arkadaşları dev gibi kudurmuş Firavunlar dururken yalapşap ticaret yapan birkaç şirkete kafayı takmış değiller. Böylesi, esas zalime ses çıkaramadığın için iki tane garibana abanmak ve böylelikle adamdan sayılmaya çalışmak olurdu ki ne İhsan Eliaçık’a ne de herhangi bir müslümana bu türden bir haysiyetsizliği yakıştıramayız.

İhsan Eliaçık ve arkadaşları faizciye, tefeciye, kapitlasit zalime yani KOÇ’a, SABANCI’ya, ECZACIBAŞI’na savaş açtıklarını tüm toplum huzurunda ikrar ediyorlar.

Basit bir hesap yapalım. Yaşadığmıız ülkede dolaşımdaki paranın tamamını 100 lira olarak düşünelim. Bu yüz liranın doksan lirasını ilk beş yüz firma elinde bulunduruyor. Rakamla 100’de 90. İhsan Eliaçık ve arkadaşları bu 90 liranın haramiler, soyguncular, Allah düşmanları tarafından gasp edildiğini haykırıyor. Bu paraların yüzde sekseninin (rakamla %80’inin) faaliyet dışı gelir olarak kazanıldığını söylüyor.

Yani İhsan Eliaçık ve arkadaşları diyorlar ki KOÇ, SABANCI, ECZACIBAŞI, CİNER, AYDIN DOĞAN ve diğer büyük patronlar haramidir, soyguncudur, haindir, Allah düşmanıdır. Allah ve resulüne savaş açmışlardır. Kazançları gayri meşrudur. Kanımızı emmektedirler. Başka bir takım işler de yapıyor gibi görünseler de bu firmaların tümü tefecidir. Bunları söyleyebilen kaç kişi var memlekette İhsan Eliaçık’tan başka? Eliaçık bir sürü alakasız teferruattan zihnimizi kurtarıp esas dolaba, ketempereye dikkat çekiyor. Diyor ki bu cinayeti haykırmadan hiçbir şey konuşulamaz.

Bizler kendi payımıza İhsan Eliaçık ve arkadaşlarını cesaretleri dolayısıyla içtenlikle kutluyor ve destekliyoruz("salavat ediyoruz" yazmadık şok geçirmeyin). Eminiz Eliaçık, KOÇ’u, SABANCI’yı, ECZACIBAŞI’nı, CİNER’i, DOĞAN’ı ve diğerlerini kazançlarının kaynağını ve kaçta kaçının faiz geliri olduğunu, o kazançlarının ne kadarını devlete para satmak yoluyla cebimizden çaldıklarını açıklamaya mecbur edecektir.

O günleri de göreceğiz inşallah.

Daha da ilerisi kendi adımıza biz, İhsan Eliaçık ve arkadaşlarını çok kararlı da görüyoruz. KOÇ’un, SABANCI’nın, ECZACIBAŞI’nın ve diğer tefecilerin kirli ve gayri meşru servetlerini başlarına yıkacaklar. Müslüman tüccarları da onlara benzememe, zalim olmama yolunda uyarıyorlar haklı olarak. Yoksa dertleri dev gibi semiren zulüm çarkında küçük bir dişli ancak olabilen birkaç müslüman görünümlü zenginin serveti değildir.

İhsan Eliaçık ve arkadaşlarının esas derdi adına kapitalizm denen tefe düzeni ve bu düzenin baş tefecileridir. Onlar günümüzün Ebu Cehil’lerine, Ebu Leheb’lerine dikilip kafa tutacak kadar, servetlerinin pislikten ibaret olduğunu haykıracak kadar, KOÇ’un, SABANCI’nın, DOĞAN’ın, CİNER’in, ECZACIBAŞI’nın ve diğer büyük tefecilerin kapitalist zulüm düzeninin putlarına dönüştüklerini haykıracak kadar cesur bir söylemi dillendiriyorlar. Bu mücadelelerini onların medyasında yapmaları da ayrı bir yüreklilik göstergesidir. Faizi, zulmü, tefeciliği ve tefecileri gözlerinin içine baka baka telin ediyorlar. Bu haramzade imparatorlukların göbeğinde diyorlar ki ‘canınıza okuyacağız!’

Mülkü gaspeden, paramızı çalan, tüm toplumun ırzına geçen kapitalist pisliklere karşı sol bir jargonla bezeli de olsa girişilen bu çaba takdire şayandır. İhsan Eliaçık’ın derdinin müslümanlarla olduğunu söylemek, Eliaçık’ı müslümanlar arasında fitne çıkarmaya çalışmakla suçlamak filan en iyimser ifadeyle ayıptır. Adam tecavüze uğrayan, iğdiş edilen, sömürülen topluma karşı sorumluluğunu yerine getirerek esas sömürgeciye karşı, alçak tefeciye karşı bayrak açmış. Arada o pisliklere benzemeye çalışan müslümanlara da laf edecek tabi. O kadar olur.

İhsan Eliaçık ve arkadaşları faize, faizciye, tefe düzenine karşı, KOÇ’a, SABANCI’ya, DOĞAN’a, CİNER’e ve diğer benzerlerine karşı nasıl ve ne kadar hassas olmamız gerektiği konusunda hepimize bir uyarıyı seslendiriyor. Faiz düzeninin, tefe düzeninin nasıl bir zulüm olduğunu anlatıyorlar. Bu büyük haykırışı gölgelemeye kemsenin hakkı yok. Bugüne kadar herkes antikapitalistmiş gibi görünen ağızlarla genel laflar söyledi. Ezilenin yanındayız dediler, mazlumun yanındayız dediler, zulme sömürüye karşıyız dediler. Ama ilk defa bir grup, açık açık tefecilere, büyük zalimlere, esas oyunculara, düzenin kurucu ve büyük oyuncularına kafa tutmaya cesaret edebildi. Bugüne kadar her ideolojik veya siyasi grup yuvarlak ve kocaman anti emperyalist söylemlerle günü kurtardı, konuyu geçiştirdi. Bu grupların yaptıkları en birinci sınıf işin seviyesi de solculara yalakalık yapmaktan öteye geçemedi. Kavramlar, süslü laflar, mevzi ve küçük düşmancıklar üretildi ve bu işler her zaman kapitalist büyük tefecilerin işine yaradı. İlk defa olmak üzere İhsan Eliaçık ve arkadaşları KOÇ’a ve benzerlerine karşı açık bir mücadele çağrısı yapıyor. Lafı evirip çevrimeden, kavramlara, ideolojik saçmalıklara, mevzi detaylara boğulmadan tefe düzenini ve o düzenin omlazsa olmaz önemli putlarını hedef tahtasına koyuyor. Bir takım sol gruplar da onların etrafında toplanıyorlar haliyle. Ne desin adamlar müslümanlara, evinize dönün mü desin?

Müslüman siyasetçilere ve cemaatlere de diyorlar ki, siz iktidara geldiğiniz halde hiçbir şey değişmedi. Aksine bu adını saydığımız tefeci canavarlar daha da devleşti, zalimleşti, servetleri katladı. İşte halkçılık budur. İhsan Eliaçık ve arkadaşları her kahvede, her cami avlusunda dile getirilenleri yüksek bir sesle toplumla paylaşıyor.

KOÇ’a, SABANCI’ya, ECZACIBAŞI’na, DOĞAN’a, CİNER’e, kısacası kazancını, servetini devlete para satmaya borçlu tefecilerin tümüne artık uyku haram. İhsan Eliaçık ve yürekli arkadaşları var! On liramız varsa millet olarak, dokuz lirasını çalan bu üç beş soysuzun korkulu rüyası olacaklar. KOÇ’a benzemeye çalışan müslümanları da uyaracaklar tabi. Hepsine, bu mücadeleye girişen tüm yürekli mücahitlere selam. Eski antiemperyalist numaralar gibi uyutmak, uyutulmak yok! Uyumak yok!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder