18 Temmuz 2012 Çarşamba

Ebu Leheb'lerin İnancı


Ebu Lehebler  Allah’a inanırdı, üstelik cüppeli ve sakallı idiler.


Her gün zemzem suyu içer hurma yerlerdi. Dahası, bu şeyhlerden ve hazretlerden daha iyi Arapça bilir ve konuşurlardı.


Onlar da kutsadıkları kişilerin, evliyaların, nebilerin şefaatine inanırlardı, ölülerden yardım beklerlerdi.


 Onlar da Allah adına bir sürü haramlar ve helaller uydurup onlara inanırlardı.


 Onlar da kılı kırk yararak halkı uyduruk cahili ibadetlerle oyalarlardı. Nitekim Mekkeli müşrikler Allah adına şeriatler koyan din adamlarını izlerlerdi (bakınız: 41:21).


 Mezhepci idiler (bakınız:  6:159; 30:32).


 Kadınları aşağı görürlerdi. Allah ve elçileri adına uydurulmuş her hikayeye inanırlardı.


Ebu Leheb  de “nakil” diye Allah’ın verdiği en büyük nimet olan” akla” düşman idiler.


 Kelle sayılarını kıble edinmiş idiler.


Onlar da Allah’ın ismi tek başına zikredilince hoşlanmazlardı (bakınız:  39:45).


İşin ilginci müşrik olduklarını da inkar ederlerdi; kendilerini muvahhit sayarlardı. (bakınız:  6:23; 6:148; 16:35).


Akılsızlığı, cehaleti ve şirki savunan cüppeli ve cüppesiz din adamları eğer bu akılsızlıklarıyla Muhammed nebi döneminde yaşasaydılar kesinlikle Ebu Cehillerin yanında yer alır ve Muhammed nebinin mezhepsiz olduğunu, ataların dinine ihanet eden bir mürtet olduğunu, evliyalara hakaret ettiğini iddia eder ve Muhammed’in öldürülmesi için açılan kampanyayı desteklerdi.


Eğer İsa döneminde yaşasalardı Ferisilerin yanında yer alırlardı;


Musa döneminde yaşasalardı Samirileşirlerdi.


Ortalıkta din adamı, hacı ve hoca diye gezinen ve SADECE Allah’a özgülenmesi gereken dini cahili hurafeler ve şeytani öğretiler ile karıştırarak şirk dinine çeviren tipleri mahkum ediyor.


Ali imran 80 Ve size, denetçileri (melekleri, tek başına ayetleri) ve nebileri rabler (erbab,efendiler, öğretici) edinmenizi de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, size hiç inkârı emreder mi?


4:116 ayet bize Şirkin en basit tanımı: Allah’tan başkasının da sana yardım edebileceğine inanmaktır. Allah’a ortak koşanlar kendilerinin Allah’a ortak koşmadığını zannederler  (bakınız: 6:22-23)


Tevbe 31        Din bilginlerini, din adamlarını ve Meryem oğlu Mesih’i ALLAH’ın dışında rabler (erbab,efendiler, öğretici) edindiler. Oysa, yalnız tek İlah’a hizmet etmekle emredilmişlerdi. O’ndan başka ilah yoktur. O, eş koştukları kimselerden de çok Yücedir.


Din sadece Allah’ındır (bakınız: 98:5). Falanın filanın fetvalarını din edinmek şirktir. Ayrıca  bakınız: 42:21.


53:19-23 ayetleri okuduğumuzda anlarız ki, Mekke müşrikleri, soyut bir putperestlik anlayışına sahiptiler. İbrahim döneminde yaygın olan heykellere tapma biçimindeki putperestlik İbrahim’in mücadelesi sonucunda biçim değiştirmek zorunda kaldı. İbrahim’in yolunu izlediklerini sanan Mekke müşrikleri, Tanrı’ya yakın sandıkları denetçilerin ve ölmüş evliyaların isimlerini şefaat amacıyla anıyorlar (bakınız: 39:3) ve kendilerini tektanrıcı sanıyorlardı (bakınız:  6:23; 16:35). Muhammed nebiden sonra, peygamberle birlikte birçok arkadaşını ve “evliyaları” putlaştıran ve şefaatleri için onların isimlerini anan müşrikler, kendileriyle Mekke müşrikleri arasındaki benzerliği kaldırmak için onların heykellere taptıklarını uydurdular. Ne var ki hayalî heykellerin biçimi konusunda ihtilafa düştüler. Kuran’a göre Mekke müşrikleri İbrahim’in kurduğu Mescid’de namaz kılıyor, hac ediyor, oruç tutuyorlardı (bakınız:  8:35; 9:19,45,54; 2:199)


Son olarak 66:3 ayete bakarsak Son nebi ile ilişkili olarak “Hadis” (söz) kelimesi iki kez kullanılır. Biri 66:3. ayette diğeri ise, 33:53 ayetindedir. Burada, Nebiden işitilen Hadisin başkalarına yayılması eleştiriliyor, 33:53 ayetinde ise, Hadislerin dinlenilmesi eleştiriliyor. Geleceği bilen Allah, Hadis, Sünnet ve İcma denilen üçlemeyi Kuran’a şirk koşanları her yönüyle mahkûm etmektedir. (bakınız:  33:38; 45:6.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder