6 Temmuz 2012 Cuma

Hangi Kur'an ?



Evet, sen Kur'an diyorsun, ama hangi Kur'an? 

Cehaletin elinde teberrük edilip kutsanan bir nesne olan Kur'an mı?(bkn: FURKAN SURESİ 30

Yoksa çeyrek yüzyıldan daha az bir sürede, çölün dağınık ve düşman kabilelerini birleştirerek, dünyanın egemen güçlerini -Bizans, Sasani- çökerten, insanlığın kaderini ele geçiren, devrimci yapısıyla insanlık tarihinde yepyeni bir medeniyet ve kültür meydana getiren bir kitap olarak mı Kur'an?

 "Metni" terk edilip "cildi" revaç bulduğundan beri adı "okumak" anlamına gelen bu kitap, okunmaz oldu. 

Kutsama, teberrük ve mal kazanma işleri gördü. 

Toplumsal, ruhsal ve düşünsel mesele ve dertlerin cevabı bu kitapta aranmadığından beri, onda soğuk algınlığı, romatizma türünden bedensel hastalıkların şifası aranır oldu. 

Uyanıkken terk edip, yatarken başlarının üstüne asarak uyuduklarından beri, görüyorsun ki ölülerin hizmetine sunulmakta, ölüp gitmişlerin ruhlarına ithaf edilmekte ve sesi yalnızca mezarlıklardan duyulmaktadır. 

 Kur'an ve Sapma

Yol bulmanın tek çözümü (HİDAYET) ve amel etmenin kitabı olan Kur'an; Kupkuru bir yüceltme, takdis, tazim ve öpmek eylemi edilen bir kitap biçimine dönüştürüldü. Abdestsiz el sürmemek, bir kılıfa geçirerek aynanın kenarına veya duvarın yüksek yerine asmak... 

 Günümüz dindarları için dini amel; dini tavır  şu anlama geliyordu: Bireysel günahlardan arınmak, ibadetle ahiret için sevap devşirmek, Rasul ve imamlar ile salihlerin şefaatini kazanmak... 

 Peki; ya şirk, emperyalizmin zulumleri, aşağılanmış bilinçsiz bir zillet içindeki toplum…

Fakat Kur'an öğretisi bize Ahiret'teki kurtuluşun, bu dünyadaki kurtuluşa bağlı olduğunu, Cennetin yolunun, özgürlük, izzet, uyanıklık, bilgi ve bilinçten geçtiğini, bu dünyada zillet üzere ölenin orada zillet üzere kalkacağını, burada kör olanın orada kör olacağını, "zulme rıza gösteren zalimin ortağıdır" sözünü öğretti. Müslümanın yaşamı "akide ve cihad ile sağlamdır". Yol gösteren ayatler; Salih ameller olup bireysel kulluk, telkin ve uyuşturucu ibadetler değildir, Kur'an'ın getirdiği ruhbanlık değildir. 

İslam'ın en büyük görevi, 

* Her şeyden önce toplum ve düşüncedeki çöküş etkenlerini kökünden kazımaktır. 

* Taharet ve necasette yeni bir bölüm keşfetme, ziyaret yoluyla şehid sevabını kazanma, kelam-fıkıh çekişmeleriyle uğraşma yerine, silahını kapıp Fransız sömürgeciliğini, ABD ve siyonist emperyalizmini yok etmektir.

 ...Eğer Kur'an, kitap olsa, okunup anlaşılsa, gündemi İşgal etse; eğer mü'minlere, "O konuşuyor, hitabı sanadır, kulak vermeli, ne dediğini dinleyip kavramalısın" dense, kurtuluş bağışlar, izzete ulaştırır, uyandırıcı ve yapıcı olur. Kur'an bu gücü yalnızca geçmişte göstermiş değildir, bugün de böyledir. Salt geçmiş, Roma-Sasani emperyalizmine karşı değil, çağdaş/modern sömürgecilik ve emperyalizme karşı da bu gücü verir.

... Kur'an'ın tarihteki izleri araştırılmalı. Son yüzelli yıldır sömürgeciliğin Asya ve Afrika toplumlarındaki düşünsel, kültürel ve politik saldırılarına karşı koyuş yöntemlerini incelemeli. İşte bundan sonra tanır ve görürsün ki, bu kitap, düşünce, özgürlük ve adaletin kitabıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder