17 Temmuz 2012 Salı

Dinci iftiranın tarihsel tahribatı


İnsanlığın, özellikle Müslüman kitlelerin zaaf noktalarını anlamak için Kur’an’ı iyi okumak gerekir. Kur’an sadece insanlığın ayağının kaydığı noktalara dikkat çekmekle kalmaz, kendi mensuplarının ayak kayma noktalarına da dikkat çeker. Çeker ki, gerçek müminler kendilerini tehlikelere karşı koruma tedbirleri alsınlar.
Müslüman ümmetin temel zaaf veya sürçme noktalarından biri ve hatta birincisi iftiracılıktır. Kur’an, bu ümmet kadar iftirayı dinleştiren ve ileri götüren bir camiadan bahsetmiyor.
 
Müslüman ümmetin iftira zaafını anlamak için daha ilk neslin bizzat Peygamberi’ne yaptıklarına bakmak yeterlidir. İlk ve en saygın nesil, en büyük ve en ağır iftirayı bizzat Peygamberi’n eşine yapmıştır:
 
Kur’an’ın Nur suresinde sayfalarca anlatılan ünlü ifk (iftira) olayını iyi öğrenin.
 
Hz. Peygamber’in eşine, zina işlemekle itham edilip ağır ve zalim bir iftiraya uğramıştır. Peygamber ailesi sarsılmış, Hz. Peygamber hayatının en kederli günlerini yaşamış, ümmet içinde büyük çalkantı vücut bulmuştur. Ve Kur’an, ümmetin bu en büyük zaafının hangi büyük yıkımlara yol açacağını ve nasıl bir insanlık suçu olduğunu sayfalarca anlatmıştır.
 
Kur’an, kamu haklarından mahrumiyet cezasının en ağırını iftira suçu için öngörmüştür. İftiracılar ebedî lanetle lanetlenir ve o andan sonra söyledikleri sözlerin doğruluğuna asla inanılmaz.
 
Tarih bize göstermektedir ki, İslam dünyasında din üzerinden saltanat ve çıkar sağlayanlar, hasımlarını yenik düşürmede en çok iftiraya başvurmuşlardır. Din üzerinden siyaset yapanların tenezzül ettikleri iftiralar insanın aklını ve kanını donduracak alçaklık ve ağırlıktadır. Din çapulcuları, hasım ve rakiplerini mağlup etmek için sadece dostlarını, yakınlarını iftira malzemesi olarak kullanmakla kalmazlar, bizzat kendi mahremlerini de meydana sürerler.
 
Kendilerini ‘Allah’ın avukatı’ gibi gören dinci müfterilerin bu alandaki düşüş ve tenezzüllerini, hiçbir dinsiz ve ateistte görebilmiş değiliz. Hiçbir ideoloji sapığı, İslam üzerinden siyaset yapan siyaset dincilerinin tenezzül ve tevessül ettikleri iftira suçlarına tenezzül etmemiştir.
 
Türkiye’de yaklaşık bir asırdır sahnede olan dinci siyasetlerin ve bunların kotarıcısı din çapulcularının iftira konusunda neler yapabileceklerini anlamak için son otuz yıla daha dikkatlice bakmalıyız.
 
‘FÎ SEBÎLİLLAH FESAT’ VEYA İFTİRA DİNCİLİĞİ
 
‘Allah yolunda fesat’ anlamındaki bu tabiri, kara yürekli fesat mollasını tanımlamak için, İslam’ın büyük vicdanı Muhammed İkbal kullanmıştır.
 
İkbal’e göre, kara mollanın dini, “Allah yolunda” diyerek fesatçılık yapmaktır. Fesat mollası sanır ki, yaptıklarına ‘fî sebîlillah’ yaftası yapıştırınca onlar melanet ve suç olmaktan çıkıp sevap olacaktır.
İşte kara yobazın bir alçaklığı da budur. Yani kendi suçlarının başına bir “Allah yolunda” ekleyerek onları günah olmaktan çıkarmak...
 
Fesat mollası ekiplerinin, namıdiğer dincilerin profesyonel iftira kadroları, iftirayı ‘Allah rızası’ gerekçesi öne sürerek yapan namussuzlardır. Onlar, dinin en büyük suç ilan ettiği bir kötülüğü, bir el oyunuyla, ibadet diye pazarlamanın şeytanî yolunu bulmuşlardır.
 
Siz, dincilerden akıllı olabilirsiniz ama onlar sizden kurnazdır. Yani sizin aklınız, onlarınsa şeytaneti yüksektir.
Kara yobazın başarı sırlarından biri de bu şeytanî kurnazlık, yani namussuzluktur.

 
Kaynak: yurtgazetesi.com.tr

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder