16 Ağustos 2012 Perşembe

Kurana harici Rivayetlerede uyulur mu ?


İnsanlar tarih boyunca hep bir şeylere uymuşlar, yaşamlarını belli sistemlere göre ya da kendi kafalarında oluşturdukları sistem(sizliğe)e göre ikame etmişlerdir. Yaşam tarzının neye göre belirlendiği bazen önemli olmuşken çoğu zaman değersiz bir şey gibi görünmüştür. Kimse kendi inancını, ideolojisini objektif bir şekilde araştırarak kabul etmemiştir. Bu şekilde ki kabullerle, hazırcılıkla bulunan inançlar insanları kuşatmıştır. En saçma inanç yada hayat görüşü bile zamanla toplumun genelinin kabul ettiği bir yaşam tarzı olabilmiştir. Toplumun geneli tarafından da normal görülen herhangi bir inanç zaten toplum nazarında onayını almıştır ve yol o toplum için doğru görülmüştür.

İslam dinine baktığımızda durum bundan çok farklıdır. ALLAH insanlardan kabulle, hazırcılıkla, sorgusuz-sualsiz, araştırılmamış ve delil olmadan inanmayı istememiştir. ALLAH’ın istediği araştırarak, delil bularak ve delile göre inanmaktır. İşte ALLAH buna iman demektedir. İman ‘’inan gitsin’’ değildir. İman ‘babam böyle yapıyor’, ‘hep böyle’ demek değildir. ALLAH’ın mesajını ileten tüm peygamberler de insanları açık delillerle İslam’a çağırmışlardır. Hiç birisi ‘’ben böyle diyorum inanacaksınız’’ dememiştir.

12/108 De ki, “Benim yolum şudur: Açık bir delille ALLAH’a çağırırım, aynı şekilde beni izleyenler de… ALLAH Yücedir, ben ortak koşan birisi değilim.”

ALLAH’ın istediği delili olan şeye inanmamız ve ona göre yaşamımızı sürdürmemizdir.

Peygamber Hz. Muhammed’de delillerle insanları kendisine çağırmıştır. Ey insanlar gelin bana sorgusuz sualsiz inanın dememiştir. Delilini ortaya koyduktan sonra insanları ALLAH’a çağırmıştır. Ona rağmen Kur’an muhalifleri delil istiyorlar.

29/50 “Ona Rabbinden bir delil inmeli değil miydi?” dediler. De ki, “deliller ALLAH’ın katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.”

Bu isteğe karşı ALLAH; deliller benim katımdadır diyor. Deliller bana bağlıdır diyor. Ben olmadan delil olmaz diyor. Bunun ardından delilin adını adresini gösteriyor.

29/51 Bu kitabı sana indirmiş olmamız ve kendilerine okunması onlara yetmez mi? Bunda inanan bir toplum için bir rahmet ve öğüt vardır.

Tabi bu adres müşriklere yetmiyor ve bundan da hoşlanmıyorlar. Çünkü bunların derdi delille inanmak değil mevcut kabullerini korumak ve her ne gelirse gelsin reddetmek. Bir diğer dertleri ise kanlı canlı delil görmek istemeleri yada tüm zamanların müşriklerinin görmek istedikleri olağanüstü olaylar. Bu zihniyet peygamberin vefatından sonra istedikleri delilleri üretmiştir. Bu zihniyet peygambere Ay’ı yardırtmış, terini misk gibi kokutmuş, üzerinde bulut gezdirmiş vs vs daha burada anlatamayacağımız yüzlerce düzmece hikaye uydurmuştur. Çünkü bunlar gerçek delillerle tatmin olmazlar. Aynı zihniyet Hz. Musa’dan ALLAH’ı göstermesini de istemişti. Tüm bunlara rağmen ALLAH kuran muhaliflerine sadece tek delil gösteriyor: Sadece ve sadece KUR’AN.

Son peygamberin vefatından sonra kuranın yerine yüzlerce delil türemiş ve insanlar bu delil zannettiklerinin peşinden gitmişlerdir. Yeri gelmiş bu delil peygambere atfedilen bir söz olmuş, yeri gelmiş falanca filancaların önder zannettiği adına alim denen birileri olmuş, yeri gelmiş mezhep imamı denen insanlar olmuş. Delil olarak görülen bu insanlar kuranın yerini almış ve insanlar bu insanları kuranın önüne geçirmiştir. Sanki Allah bunlara bir delil indirmiş gibi alim, şeyh , molla olarak bilinen insanlara kutsiyet atfedilmiştir. Halbuki onlar birer insandır ve Allah ‘siz oturun bir şeyler yazın ve sizin dedikleriniz doğrudur’ dememiştir. O alim, molla denen insanlar sadece bir insandır ve ALLAH onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onların söyledikleri hiç kimseyi bağlamaz. Çünkü tek bağlayıcı olan Allah sözü olan kurandır. Onların isimlerinin başındaki sıfatlar sadece insanların ve atalarının taktığı sıfatlardır ve hiçbir geçerlilikleri yoktur.

53/23 Onlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir ve ALLAH onlar için hiç bir delil indirmemiştir. Kendilerine, Rab’lerinde bir yol gösterici geldiği halde, sadece kuruntuları ve kişisel arzularını izliyorlar.

Ruhbanlar mı Kuran mı?

Necm suresinin bu ayeti tüm bu sıfatlı sıfatsız(molla, alim, şeyh, aziz, keşiş) insanları bir kenara bırakarak bize yol gösterici olarak gelen Kur’an’ı izlememizi emreder. Bunun dışındakileri izlemek ALLAH’ın reddettiği bir yaşam biçimidir. Bu sıfatlı falancalara bu sıfatları kim taktı diye sadece beş dakika düşünülse doğru rahatlıkla bulunacaktır. Üstelik bu sıfatlı falancalar da insanlara göre göreceli bir halde arz-ı endam etmektedir. Birine göre alim olan diğerine göre sıfatsız ve sıradan olabiliyor. Bu kadar fazla cemaatleşmelerde zaten bundan kaynaklanmaktadır.

35/40 De ki, “ALLAH’ın dışında çağırdığınız ortaklarınızı düşündünüz mü; onlar yeryüzünde neyi yaratmışlar bana gösterin?” Yoksa onların gökte bir ortaklıkları mı var? Veya onlara bir kitap verdik de ondaki bir delile mi dayanıyorlar? Doğrusu, zalimlerin birbirlerine ancak aldatıcı sözler verirler.

Fatır suresindeki bu ayette açıkça delilin ne olacağı vurgulanmıştır. ‘Onlara kitap verdikte ona mı dayanıyorlar’ diyor. Demek ki delil sadece kitapla oluyor. Onun dışında otorite görülenler sadece yaldızlı sözler söyleyen ve terk edilmesi gereken kişilerdir.

52/38 Yoksa üzerine çıkıp (vahyi) dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyicileri açık bir delil getirsin.

Aynı şekilde bu ayette de delilin sadece vahiyle olacağı açıkça vurgulanmıştır.

Tüm bu yanlış inanış ve anlayışların temelinde insanlara ‘ALLAH’ın kafi gelmemesi ve ALLAH’ın yanında ikinci, üçüncü’ figürler görmek istemelerindendir. Bu hastalık tarih boyunca insanlarda görülmüştür. İnsanlar hep ALLAH’ın yanında mutlaka isim aramışlardır. Sadece Allah zikredildiğinde de şu ne olacak bu ne olacak deyip durmuşlardır. Dinin sadece Allah merkezli olmasını kabul edememişlerdir ve edememektedirler de. Dinin merkezine mutlaka çeşitli insanları almak istemişlerdir. Halbuki din sadece ALLAH’ındır ve tek anılması gereken ALLAH’tır. Onun yanında birilerini anmak ve onları sürekli ALLAH’ın yanında olmazsa olmaz görmek şirktir. Camilere, evlere Allah ile birlikte başka şahısların isimlerini yazıp asmak bu zihniyetin ürünüdür. Bunun nedeni de bunlara Allah’ın yetmemesidir.

39/36 ALLAH kuluna yetmez mi? Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. ALLAH kimi saptırırsa ona bir yol gösteren bulunmaz.

39/45 ALLAH tek başına anıldığı an ahirete inanmayanların kalpleri huzursuz olarak ürker. Fakat O’nun dışındakiler anıldığı zaman hemen yüzleri güler.

Burada kurandan başkalarını insanlara delil getirenlere, kardeşim hiç kimseyi bırakmadınız, hiç mi doğru söyleyen yok, şu yok, bu yok diyenlere birkaç soru soralım;

1. Allah tek başına anıldığı zaman neden huzursuz oluyorsunuz?

2. Allah size yetmiyor mu?

3. Falanca hazretleri, filanca alim dediğiniz insanlara uymanız gerektiğine delil olacak ALLAH’ın sözü olan Kur’an’dan deliliniz var mı?

4. Onlara o sıfatları Allah mı verdi yoksa siz ve atalarınız mı verdiniz?

5.Siz ve atalarınızın delil gördüğü adamlar din günü(hesap günü)nde sizleri Allah’ın elinden kurtarabilecekler mi?

6. Kur’an’dan mı sorumlusunuz yoksa sıfat taktığınız adamların söylediklerinden mi?

7. Eğer Kur’an’ı anlamıyoruz diyorsanız anlaşılmayacak bir kitaba Allah nasıl delil diyor?

8. Rabbinden bir delil üzerinde bulunan, işlediği kötülükler kendisine güzel gözüken gibi olur mu? (47/14)

Çözüm bellidir ve kurana teslim olmaktır. Zira tek delil kurandır. Onun dışındakiler birilerinin takıntıları ve takmalarıdır.

İnsan merkezli din anlayışının yerine Allah merkezli din anlayışının yerleşmesi dileğiyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder