Salat Kuran’ın en temel kavramlarından biridir. İnananların temel özelliği olarak anlatılmaktadır.

23/1-4 , Felaha ulaştı o müminler ki onlar salatlarında itaatkardırlar. Onlar boş şeylerden yüz çevirirler. onlar arınıp yücelmek için yaparlar. (zekatı verirler)
22/35 , Onlar öyle kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer. Başlarına gelene sabrederler, salatı ikame ederler ve kendilerine verdiğimiz şeylerden harcarlar.
24/37 , Onlar ne ticaretin ne de alışverişin kendilerini Allah’ın zikrinden , salatı ikame etmekten ve zekat vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar ,kalplerin ve gözlerin ters döneceği bir günden korkarlar.
35/29 , Allah’ın kitabını okuyanlar ,salatı ikame edenler, ve kendilerine verdiğimiz rızıkdan gizli ve açık sarf edenler, asla zarara uğramayacakları bir ticaret umarlar.
98/5 , Oysa kendilerine dini yalnız Allah’a halis kılarak , Allah’ı birleyenler olarak ona kulluk etmeleri,salatı ikame etmeleri, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din budur.

Salatı ikame etmeyenlerin durumu ise şöyle özetleniyor.
19/59 , Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki salatı zayi ettiler , şehvetlerine uydular. Azgınlıklarının cezasını çekecekler.
74/41-47 , Suçlulardan sorarlar sizi yakıcı ateşe ne sürükledi? Derler ki : Biz salat edenlerden olmadık,yoksula da yedirmezdik, ceza gününü yalanlardık, sonunda bu haldeyken ölüm bize gelip çattı.
75/31-32 , Ne doğruladı , ne de salat etti. Fakat yalanladı ve yüz çevirdi.

Allah’ın bu kadar önem verdiği salat ve salatı ikame etmek kavramları ne manaya geliyor? Kavramlar önce kelime manaları ile kullanılıp daha sonra kavramlaştıklarında kelime manaları unutularak yeni manalar yüklenebilmektedir. Kuran indiği dönemde kelime manasıyla anlaşılan ve Kuranın yüklediği mana ile kavramlaşan sözler daha sonra dar kalıplara sıkıştırılmak suretiyle gerçek manalarından soyutlanabilmektedir. Kuran ışığında salat kavramını incelerken de dar kalıplar,dogmalar ile meseleye yaklaşmamak için salatın kelime manasına ve bu manaların Kuran’da kullanılma örneklerine bir göz atalım.

Salat : Arkasından gitmek, arka çıkmak, destek olmak, dua etmek (çağırmak) manalarına gelmektedir.
İkame etmek : Ayağa kaldırmak , yeniden diriltmek , icra etmek demektir.

33/56 , Allah ve melekler resule salat ederler (arka çıkar, destek olurlar) ey müminler siz de ona salat edin (arka çıkın destek olun) selam edin (güvenliğini sağlayın)
33/43 , O (Allah) sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için salat etmektedir (destek olmakta, yardım etmektedir) , melekler de. O (Allah) müminlere rahmet eder.
9/103 , Onların mallarından bir miktar sadaka al ki onları temizleyesin , arıtasın ve onlara salat et.(destek ol,arka çık) Senin salatın (desteğin) onları yatıştırır. Allah işitendir, bilendir.
11/87 , Ey Şuayip dediler senin salatın mı (arkasından gittiğin, arka çıktığın şeymi) sana babalarımızın kulluk ettiklerinden yahut mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi emrediyor. Oysa sen yumuşak huylu ve akıllısın.
20/14 , Muhakkak ki ben ben Allah’ım benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et benim zikrim için salatı ikame et. (desteğini ayaklandır )
29/45 , Kitaptan sana vahyedileni oku ve salatı ikame et . (Onun arkasından giderek ona desteğini ayaklandır.) Çünkü salat ( vahyin arkasından giderek ona destek olmak ) kötü ve çirkin şeylerden alıkoyar. Allah’ın zikri (Kuran) elbette en büyüktür.
3/38-39 , Orada Zekeriya rabbine dua etmişti. Rabbim demişti bana katından temiz bir nesil ver. Sen duayı işitensin.Zekeriya mihrapta kalkmış salat (dua ) ederken melekler nida etti “Allah sana Allah’dan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, kendine hakim ve Salihlerden bir nebi olarak Yahya’yı müjdeler.

Yukarıdaki ayetlerin üzerine biraz düşünelim. ( 47/2 Onlar Kuran’ı düşünmüyorlar mı?Yoksa kalpleri kilitli midir?)

33:56. Allah ve melekleri, resule çok salat ederler. Ey müminler! Sizde ona salat edin selam edin

Allah’ın resulü Hz. Muhammet kendisine indirilen vahyi insanlara duyurmaya ve Allah’ın dinini yaymaya başladıktan sonra gerek müşrikler gerek münafıklar ona karşı savaş açmışlar ve onunla mücadeleye girmişlerdir.

22:72. Âyetlerimiz açık açık kendilerine okunduğunda, kâfirlerin suratlarında hoşnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine âyetlerimizi okuyanların neredeyse üzerlerine saldırırlar.
68:51. O inkâr edenler Zikri (Kuran’ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da “Hiç şüphe yok o bir delidir” derler.
41:26. İnkâr edenler: Bu Kuran’ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın. Umulur ki bastırırsınız dediler.

Allah resulü bir konuda karar verdiğinde ona muhalefet ederek fitne oluşturmaya çalışan münafıklar var. Hatta bunlar bir mescit kurarak fitneyi yaymaya çalışıyorlar.

9:107. (Münafıklar arasında) bir de (müminlere) zarar vermek, (hakkı) inkâr etmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resûlüne karşı savaşmış olan adamı beklemek için bir mescit kuranlar ve: (Bununla) iyilikten başka bir şey istemedik, diye mutlaka yemin edecek olanlar da vardır. Halbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.

Böyle bir ortam var ve Allah ile melekler resule salat ediyorlar. Ve müminlerde resule salat ederek onu Esenlik,güvenlik altına alıyorlar. Aynı zamanda Allah müminlere de salat ediyor.

33/43 , O (Allah) sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için salat etmektedir (destek olmakta, yardım etmektedir) , melekler de. O (Allah) müminlere rahmet eder.

Şimdi bu salatın bir tezahürünü Kurandan nakledelim.

8:9. Hatırlayın ki, siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da, ben peş peşe gelen bin melek ile size yardım edeceğim, diyerek duanızı kabul buyurdu.
8:10. Allah bunu (meleklerle yardımı) sadece müjde olsun ve onunla kalbiniz yatışsın diye yapmıştı.Zaten yardım yalnız Allah tarafındandır. Çünkü Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.
8:11. O zaman katından bir güven olmak üzere sizi hafif bir uykuya daldırıyordu; sizi temizlemek,şeytanın pisliğini (verdiği vesveseyi) sizden gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak ve savaşta sebat ettirmek için üzerinize gökten bir su (yağmur) indiriyordu.
8:l2. Hani Rabbin meleklere: “Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; Ben kâfirlerin yüreğine korku salacağım; vurun boyunlarına! Vurun onların bütün parmaklarına! diye vahyediyordu

Resulün sağlığında müminlerin ona salat ve selam etmeleri ona arka çıkmak destek olmak ve onu güvenlik altına almak olarak anladık . Peki şimdi resule salat ve selam etmek nasıl olacak diye bir soru akla gelebilir. Hz. Muhammet’e saldırılar, onu olduğundan farklı gösterme eğilimleri devam etmiyor mu? Onun adını kullanarak din tahrif edilmiyor mu? Öyleyse onun risaletine sahip çıkarsak ve onun ahlakıyla ahlaklanırsak ancak böylelikle ona salat etmiş oluruz diye düşünüyorum. Onun risaleti: Kuran, ahlakı ise kuran ahlakı idi.

9:103. Onların mallarından sadaka al; bununla onları temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. ve onlara salat et . Çünkü senin salatın onları yatıştırır. Allah işitendir, bilendir.

Allah’ın resulü Hz. Muhammet müminler ile daima dayanışma içinde olmuştur. Her konuda onlarla istişare etmiş onlara destek olmuş yani salat etmiştir. Allah’ın resulünün desteğini arkasında gören bir mümin için bunun ne kadar önemli olduğu tartışmasızdır. Her insan gibi Allah’ın resulü de ölmüştür. (21:34-35) Onun salatını kazanmak için onun risaletine (Kuran’a ) tabi olmak ona salat etmek yani arkasından gitmek gereklidir.

11:87. Dediler ki: Ey Şuayb! Babalarımızın kulluk ettiklerini, yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana salatın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!

Ayette geçen hadiseyi şöyle bir gözümüzde canlandıralım. Şuayip AS. Allah’ın kendisine vahyettiklerini toplumuna iletiyor. Onlara babalarınızın kulluk ettiği tabi olduğu şeylerden vazgeçin ölçü ve tartıda hile yapmayın. Öksüzün, yetimin, yoksulun hakkını yemeyin . Allah’a kulluk edin .Allah’ın vahyine tabi olun diyor. Toplumun ileri gelenleri şaşkın ey Şuayip diyorlar sen halim selim bir insandın bizim işlerimize karışmazdın sana ne oldu da böyle oldun sana salatın mı böyle yapmanı bizim düzenimizle uğraşmanı emrediyor? diyorlar. Dikkat edersek burada salat din anlamını çağrıştırmaktadır. Şuayip AS.ın Arkasından gittiği, arka çıktığı destek olduğu Allah’ın emirleri, Allah’ın düzenidir. Yani onun dinidir.

20:14. Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah’ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et; benim zikrim için salatı ikame et.?

Allah’ın zikri için salatı ikame etmek emrediliyor. Peki Allah’ın zikri nedir

54:17-22-32-40. Andolsun biz Kuran’ı öğüt (zikir) alınsın diye kolaylaştırdık. öğüt (zikir) alan yok mu?
36:69. Biz ona (Peygamber’e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. O sadece bir öğüt (zikir)ve apaçık okunandır.

Zikir öğüt manasına geliyor. Allah’ın öğüdü yani kurandır.

15:9. Zikri (Kuran’ı) kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.


Allah’ın zikri: Kuran olduğuna göre kuran için salat etmek nasıl olacaktır? Elbette ki Kurana tabi olmak, hükümlerini yerine getirmek ve onun için mücadele etmek ile Allah’ın zikri için salat edilmiş olacaktır.

Allah’ın her şeye gücü yeter. O ol dediği zaman her şey olur. Öyleyse onun kitabının, onun değerlerinin destek olmaya, arka çıkmaya ihtiyacı da yoktur. Ancak insanların imtihan için dünyaya gönderilmeleri uygun görülmüştür. Salatı ikame etmeleri, zekatı vermeleri, karşılaştıkları müşküllere sabretmeleri imtihanı kazanmak için yapmaları emredilen şeylerdendir.

29:2. İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece “İman ettik” demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
29:3. Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
29:45 Kitab’dan sana vahyedileni oku ve salatı ikame et.(onun arkasından giderek ona desteğini ayaklandır.) Muhakkak ki, salat, ( vahyin arkasından gitmek ) hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ın zikri elbette en büyüktür. Allah yaptıklarınızı bilir.

Allah’ın zikri için salat etmeyi emreden Allah bunun nasıl olması gerektiğini de tarif ediyor. “Kitaptan sana vahyedileni oku !” Kitabı bilmeyen ,onunla donanmayan bir insan nasıl onun için salat edecek? İnanan bir insan kendisini vahiy ile muhatap kabul eder ve onun arkasından giderse bu yaptığı eylem ona hayasızlık ve kötü işler yapmaya müsaade eder mi? Kuran 103:1-2-3- Asra and olsun ki İnsan hüsrandadır , ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hak ile ve sabır ile tavsiye edenler müstesnadır.” diyecek ve ona tabi olan mümin iyi ameller yerine kötü ve çirkin işler yapacak mümkün mü?

43:36-37-38Kim Rahmân’ın zikrinden: Kuran’dan gafil olursa ona bir saptırıcıyı musallat ederiz. Artık o onun arkadaşı olur. O saptırıcılar bunları yoldan çıkardıkları halde bunlar kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.


Kişi Kuran’ı okurken dahi ondan gafil, habersiz olabilir. Eğer düşünerek, anlayarak ve öğüt alarak okumuyorsa



3:38. Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin, dedi.
3:39. Zekeriyya mihrapta kalkmış salat (dua) ederken melekler ona şöyle nida ettiler: Allah sana, kendisi tarafından gelen bir Kelime’yi tasdik edici, efendi, iffetli ve Sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler.


Şu ana kadar salat kavramının arka çıkmak arkasından gitmek destek olmak manalarının üzerine vurgu yapıldığını gördük. Salatın birde dua manası vardır. Dua genel manada çağırmak, davet etmek anlamına özelde Allah’ın yardımını çağırmak, Allah’a niyaz etmek anlamına gelir. Zekeriya AS. Mihrapta salat ederken melekler ona nida ediyorlar. Burada Zekeriya AS. niyaz halinde olduğu anlaşılıyor.

7:55. Rabbinize boyun bükerek gizlice dua edin . O haddi aşanları sevmez.
25:77. De ki: duanız olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin? Yalanladınız onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!

2:186. Kullarım sana, beni sorarsa : Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin duasına karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar. 
Salatı ikame etmek nasıl mümkün olur?

16:89. Sana bu kitabı , her şeyi açıklayan , Müslümanlara yol gösterici rahmet ve müjde olarak indirdik.
6:105. Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki, “Sen ders almışsın” desinler de biz de anlayan toplum için Kuran’ı iyice açıklayalım.

Öncelikle her şeyi açıklayan ve müslümanlara yol gösterici olan Kuran’ın eğitimini almamız gerekir. Bu eğitim aklederek, düşünerek, özümseyerek Kuran’ı okumamız ve onun furkan özelliğini kazanma gayretlerimiz ile oluşacaktır. Allah’ın bize gönderdiği mesajı öğrenmeden onun emir ve yasakları doğrultusunda bir hayat sürdürmemiz,salatı ikame etmemiz nasıl mümkün olabilir?

21:45. De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zamanbu çağrıyı duymazlar.
6:19. Bu Kurdan bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu.
25:1. Âlemlere uyarıcı olsun diye kuluna Furkan’ı indiren, Allah, yüceler yücesidir.
8:29. Ey iman edenler! Eğer Allah’tan korkarsanız O, size furkan var eder. (iyi ile kötüyü ayırdedecek bir anlayış verir), suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.

Yukarda salatı ikame etmek için bir eğitimin gerekliliğinden bahsetmiştik. Bu eğitimin iki boyutu vardır. Birincisi ilim, ikincisi tatbikat . günümüzde işin ilim kısmını halletmek nispeten kolay . Kuran tasnif edilmiş bir kitap olarak elimizde , çoğumuz okuma yazma biliyor, kendi lisanımızda bir Kuran meali temin ederek Allah’ın mesajını öğrenebiliriz. Birde Kuran’ın indiği yılları gözümüzün önüne getirelim. Allah resulü vasıtası ile bir din gönderiyor,Resulün sağlığında ayetler inmeye devam ediyor, inananların elinde tasnif edilmiş bir kitap yok ve Allah zikrim ( Kuran ) için salatı ikame edin , onunla uyarın, onunla hayatınıza yön verin buyuruyor. Kuranı nasıl öğrenecek ve öğretecekler? Birde toplumun yapısına bakalım. Köleliğin ve feodal yapının hakim olduğu bir toplum. İnsanlar birbirlerine kulluk ediyor, rüku (boyun eğmek) ve secde (itaat etmek) ediyor, el etek öpüyor. Allah’ın resulü ve Kuran ise kula kulluğu kaldırmak için gönderiliyor.
Yukarda anlattığımız ortamda dua manasına da gelen salatın bir tatbik şeklinin Allah’ın resulü tarafından müslümanlara öğretildiğini görüyoruz. Müslümanlar Allah’ın resulü önderliğinde günün belli vakitlerinde bir araya gelerek Allah’a dua ediyorlar,rüku ve secde ediyorlar, onu tesbih ediyorlar (yüceltiyorlar) ve hem de Kuran’ı tedris ediyorlardı. Çeşitli sebeplerle Allah resulünün cemaatine katılamayan müminler ise bu eylemi ya kendi aralarında birleşerek yada ferdi olarak yerine getiriyorlardı.

62:9. Ey iman edenler! Cuma günü salat için çağırıldığınızda hemen Allah’ın zikrine (öğüdüne) koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.
62:10.Salatı bitirdiğinizde artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan isteyin. Allah’ı çok anın (zikredin)umulur ki kurtuluşa erersiniz.

Çeşitli uğraşlar içersinde her zaman bir araya gelemeyen müminlerin hiç değilse haftada bir gün bir araya gelerek salat etmeleri emrediliyor. Farsça dan dilimize giren namaz kelimesiyle ifade edilen dua manasındaki bu salatı ifa ederken özel bir hazırlık yapmamız da emredilmektedir.

5:6. Ey iman edenler! Salat için kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, başlarınızı meshed ve topuklara kadar ayaklarınızı . Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî birleşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.

Dua mahiyetindeki bu özel salatın tatbikinde Köle sahibi bir müslümanın kölesiyle aynı safta durması, boyun eğmenin, itaat ve teslimiyetin yalnızca Allah’a yapılabileceğini simgeleyen rüku ve secdeler, sadece Allah’ı yücelten ifadeler ve Kuran tedrisi hep genel manadaki salata hazırlık olarak yapılmaktaydı. Kulun Acizliği ve Allah’ın yüceliği ön plana çıkarılarak Allah’a teslimiyet manasına gelen islamın ihyası için mücadelenin bir simgesi haline gelmişti.

Müslümanlar kuranı düşünerek, öğüt alarak okumayı, onun terbiyesine girmeyi ihmal edince, zikrim (Kuran) için salatı ikame edin emrini unutunca namaz da özünü kaybederek sadece bazı şekillerden ibaret bir tatmin aracı haline geldi. İman iddiasında bulunan insanlar Allah resulü gibi Kurana tabi olmadıkça iman etmiş olmayacaklarını bilmeli, salatı ikame ederken (genel manada ) salat etmeliler. (özel manada)

49:14. Bedevîler “İnandık” dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama “Boyun eğdik” deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah’a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
49:15. Müminler ancak Allah’a ve Resûlüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte doğrular ancak onlardır.
29:45. Kitaptan sana vahyedileni oku ve salatı ikame et. Çünkü salat kötü ve çirkin şeylerden alıkoyar. Allah’ın zikri (öğüdü) elbette en büyüktür. Allah ne yaptığınızı bilir.

Günümüzde Müslümanların durumu genellikle bedeviliktir. Bedevilikten kurtulmadıkça gerçek manada Salatı ikame edemeyeceğimizin şuurunda olmalıyız.


Kendi durumumuzun sağlamasını yapmak için ise salatın bizi kötü ve çirkin şeylerden alı koyup koymadığına bakmalıyız.


Bazı ayetler ve düşündürdükleri
107:1. Dini yalanlayanı gördün mü?
107:2. İşte o, yetimi itip kakar;
107:3. Yoksulu doyurmaya teşvik etmez;
107:4. Yazıklar olsun o salat edenlere ki,
107:5. Onlar salatlarından gafildirler. Onlar yanlış salatta ısrar ediyorlar.
107:6. Onlar gösteriş yapanlardır,
107:7.Ve hayra da mâni olurlar. Bağlılıktan alıkoyarlar.

Dikkat edersek dini yalanlayanın salatından bahsediyor. Kuran’ın indiği yıllarda ayetin muhatabı olan Mekkeli müşriklerin salat ettiğini anlıyoruz. Allah bizi salat eden müşrik olmaktan korusun.
Buradaki salat öncelikle batıl olan atalarının dinine arka çıkmak yanlış olduğunu idrak etse de atalarından kendisine miras kalanı savunmak sonrada onun fenomenlerini yerine getirmek anlamlarına gelmektedir.

2:170. Onlara “Allah’ın indirdiğine uyun” dense “hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuza uyarız derler.
8:35. Onların Beyt yanındaki salatları ıslık çalıp el çırpmaktan ibaretti şimdi azabı tadın!

Ayette onlar diye mescidi haramın koruyucusu olduklarını söylen, hacılara su veren, Kabe yi temizleyen, Allah’a inanan, hz. İbrahim’in salatını sürdürdüklerini iddia eden insanlardan söz ediliyor. Günümüze uyarlarsak yetim hakkı yiyen, insanlara zulmeden , Allah’ın zikrinden “Kuran’dan” gafil yaşayan, din ile dünyayı ayıran sonrada namaz kılan insanlar için “Onların salatları yatıp kalkmaktan ibarettir.” diyebiliriz. Tabi ki bütün hayatında salatı ikame eden , dine arka çıkan , Kuran’ın arkasından giden sonrada namaz kılan müminleri kastetmiyorum.

17:110. De ki: “İster Allah diye çağırın(davet edin), ister Rahman diye çağırın(davet edin). Hangisiyle çağırırsanız nihayet en güzel isimler onundur. Salatında bağırma onda sesini fazla da kısma ; ikisinin arası bir yol tut.

Ayette kastedilen namaz ise namazlarda sesiz okumak suretiyle bu emir tamamen çiğneniyor demektir. Eğer geniş manada salat kastediliyorsa dine davette salattır ve ayette de davetin şekli anlatılmaktadır.

31:17. (Lokman As. ın vasiyeti ) Yavrum! Salatı ikame et, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.
31:18. Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.
31:19. Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.

Lokman As. oğluna salatı ikame etmesini (Allah’ın emirlerini, dinini ayağa kaldırmasını) vasiyet ederken dikkat etmesi gereken şeyleri de anlatıyor. Salatı ikame ederken iyiliği emredip kötülükten vazgeçirecek, başına gelenlere sabredecek, insanlara yanağını bükmeyecek, bağırıp çağırmayacak. 17:10. Salatında bağırma” ayeti ile birlikte düşünelim.

10:87. Biz de Musa ve kardeşine: Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın ve evlerinizi kıble yapın,(yönelinecek yerler yapın)salatı ikame edin. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! diye vahyettik.

Musa As. Firavuna gönderiliyor, Firavun yalanlıyor. Firavun ve kavminin kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için kavminden bir gurup gençten başkası Musa’ya iman etmiyor.(10:83.) : “Allah’a dayandık. Ey Rabbimiz! Bizi o zalimler topluluğu için deneme konusu kılma!”(10:85.). Ve bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar!” diye dua ediyorlar.(10:86) Bunun üzerine Musa ve kardeşine : Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın ve evlerinizi kıble yapın,(yönelinecek yerler yapın)salatı ikame edin.” emri geliyor. Evlerine yönelen (evlerinde organize olan ) bu müminler ne yapmakla salatı ikame etmiş olacaklar?

14:37. “Ey Rabbimiz! Ben zürriyetimden bir kısmını senin Beyt-i Harem’inin (Kâbe’nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vâdiye yerleştirdim. Rabbimiz salatı ikame etsinler diye. Sen de birtakım gönülleri onları sever yap ve onları çeşitli meyvelerle besle ki şükretsinler.
2:125. Biz, Beyt’i (Kâbe’yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahim’in makamından bir salat yeri edinin İbrahim ve İsmail’e: Tavaf edenler, akifler, rükû ve secde edenler için evim’i temiz tutun, diye emretmiştik

Hz. İbrahim Beytullah’ı inşa ediyor. Niye? Toplantı ve güven yeri olsun diye. Zürriyetinden bir kısmını bu bölgeye yerleştiriyor. Niye? Salatı ikame etsinler diye. Toplantı ve güven yeri olan Beytullah ve çevresinde salatı ikame etmenin ve haccın manası nedir? Bir sultanın saltanat sürdüğü, beytül malın Allah’ın rızası doğrultusunda kullanılmadığı, Müslümanların kongrelerini gerçekleştiremedikleri, kıyam etmedikleri müddetçe Müslümanlar salatı ikame etmiş, haccetmiş olurlar mı?

5:106 Ey müminler, birinize ölüm gelince vasiyet sırasında sizden olan iki adil kişi, aranızda şahitlik etsin yada yeryüzünde yolculuk ederken başınıza ölüm musibeti gelmişse sizden olmayan iki kişi (şahitlik etsin) Eğer şüpheye düşerseniz o iki şahidi salattan sonra alıkor, “Bu vasiyet karşılığında hiçbir şeyi satın almayacağız, akraba (menfaatine) de olsa; Allah (için yaptığımız) şahitliği gizlemeyeceğiz, (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz” diye Allah üzerine yemin ettirirsiniz.

Sizden olan, sizden olmayan tabirlerinin kuranda mümin,mümin olmayan manasında kullanıldığı tesbiti ile baktığımızda mümin olmayan kişinin salatını namaz olarak algılayabilir miyiz?

Salat dua manasına gelir demiştik. Dua da davet manasına geldiğine göre Yusuf (as)ın zindan arkadaşlarına yaptığı davetin bir benzeri kastedilerek bu da salat olarak isimlendiriliyor diye düşünüyoruz.