5 Eylül 2012 Çarşamba

Anlayana; Ütülemek ...



Not: Kafa ütüleyecek bir yazıdır.

Evet, pantolonunuzu neden ütülüyorsunuz? Bu soruyu belki ilk anda yadırgayacaksınız. "Hoppala bu da nerden çıktı?" gibilerden şaşıracaksınız, anlamsız göreceksiniz. Hatta siz, dünyada ve ülkemizde yüzlerce önemli sorun varken, bu tip "eften-püften" konuların gündeme getirilmesinin pek sorumsuzca bir davranış olduğunu dahi ileri sürebilir ve bana gücenebilirsiniz. Belki de tam tersine, bu sorumuzun önemli meselelerle alakalı olabileceğini düşünerek şu satırları okumaya devam edeceksiniz. 

Evinizde ütünüz varsa pantolonunuzu arada bir ütülüyorsanız benim size yönelttiğim soru hiç de önemsiz değildir. Hele, hele konuyu çok basit bulduğunuzdan dolayı sorumuzun önemsizliğine karar vermişseniz kendinizi de suçlamış olursunuz. Zira, pantolonlarınızı ütüleme davranışınızı önemsizleştirdiğiniz ölçüde benim sualim önem kazanmaktadır! Nasıl mı? Açıklayacağım. 

Önce meselenin gayet basit ve önemsiz olduğunda anlaşıyoruz. Siz böyle iddia etmiştiniz ben de kabul ettim. 

Şimdi sıkı durunuz ve şu daha önemsiz sorularıma cevap veriniz: 


-Bu önemsiz iş için satın aldığınız ütüye maaşınızın kaçta kaçını verdiniz? 
-Ütünüzün aylık elektrik harcaması ortalama ne kadardır? 
-Elbiseleri ütülemek, sizin veya hanımınızın ayda kaç saatini almaktadır? 
-Ütünüz hiç kazaya sebep oldu mu? Mesela sizin veya çocuğunuzun bir yerini yaktı mı? Yahut gömleğinizi, pantolonunuzu hiç kavurdu mu? 
-Ütülemenin kumaşın daha çabuk yıpranmasına sebep olduğunu biliyor musunuz? 


Ve esas sorumuza geldi sıra: 
-Bu işi neden tekrarlayıp duruyorsunuz? 

Ben bu soruyu ilk defa geçen gün benimle aynı koğuşta kalan namazlı niyazlı bir mahkuma yönelttim: 


-Dayı, pantolonu terzihanede mi ütüledin? 
-Hayır, döşeğimin altına koymuştum da... 
-Peki, dışarıdayken pantolonunuzu ütüler miydiniz? 
-Tabii, sürekli... Hiç ütüsüz pantolon giymezdim. 
-Ama neden? 


İşte bu soruyu hiç beklememişti. "Neden?", "neden?" diye tekrarladı birkaç kez kendi kendine... Anlaşılan şimdiye kadar bu davranışın nedenini düşünmemişti. Cevap arıyordu. Nihayet, kayıp cüzdanını bulmuş gibi atıldı: 

-Temizlik için. 
-Demek temizlik için! Ve temizlik te "imanın yarısı" olduğuna göre ütü de bir ufaktan imanın gereği öyle mi! Yahu dayıcığım ütünün temizlik ile ne alakası var? Yoksa deterjanla, sabunla mı karıştırdın? Elbiseler ütüsüz olunca kirli mi oluyor? 

-Yani demek istiyorum ki ütü kırışıklıkları düzeltiyor. Güzel oluyor. Hem zevkler ve renkler tartışılmaz. 

-İyi güzel de dayıcığım, elbisenin kırışması, kumaşın kalitesine, cinsine bakar. Pamuktan yapılmış bir kumaşı ütülesen de giydikten sonra bir saat içinde kırışır. Zevkler tartışılmaz diyorsun. Kabul. Her insanın farklı farklı zevk anlayışı olabilir. Ama bana açıklayabilir misin, pantolon ütülemek bir zevk meselesi mi? Neden yüz milyonlarca insan hep aynı zevki paylaşıyorlar? Pantolon ütülemenin verdiği zevk ne biçim bir zevk ki herkes bunda ortaklaştı? 

Hadi şu soruma cevap ver: Diyelim ki ütüyü pantolonunun kırışıklığını gidermek için yaptın peki neden kumaşı katlayarak boydan boya birer çizgi çiziyorsun? Belden başlayıp paçalarda biten bu ütü çizgilerinin ne yararı var sana? Hem neden hiç üçer çizgi çekmiyorsun? Yahut enlemesine çizgiler çizmiyorsun? Ben şimdi pantolonumun her bir ayağına, beş santim arayla boydan boya üçer çizgi çeksem sen bana bunun nedenini sormayacak mısın? Hatta alay konusu yapmıyacak mısın? Ben de buna karşılık "Keyfim böyle istiyor, hoşuma böylesi gidiyor" diyebilirim; ama sizin de böyle bir bahane ileri sürmeniz inandırıcı olmaz. Zira kendinize has bir zevk anlayışıyla bağımsız olarak ütülemiyorsunuz. Kalabalıklara kapılıp gidiyorsunuz. Hem zevkler, insan hayatı boyunca mutlaka değişiklikler arzeder. Mesela, bir kişi hayatı boyunca saçlarını bazen sağa, bazan sola, bazan arkaya tarar, kimi zaman ortadan ayırmaktan hoşlanır, gâh uzatır gâh kısaltır. Ama her ne hikmetse pantolon ütüleme hevesi okul çağında başlar mezara kadar aynen devam eder! Bu ne müzmin ve ne de umumi bir zevktir! Tekrar soruyorum: Pantolonunuzu niçin ütülediğinizin gerçek sebebini mahzuru yoksa söyler misiniz? 

Dayı, kolay kolay beni atlatamayacağını galiba anlıyor ki mantıki bir bahane bulur: 

-Ütüsüz pantolon diz verir de ondan. 
-Doğru. Ütülü pantolon daha az diz verir. Çünkü ütüsü bozulur korkusuyla serbest hareket edemezsin, namazda secdeye giderken dizlerini hafifçe yere değdirirsin ve arada bir ütüsü bozulmasın diye pantolonunu çekersin. Kısacası ütülü pantolon, ayağında kartondan bir boru gibi seni cendereye alır. Haydi söyle, pantolonunun ayaklarına ütü ile çizdiğin iki çizgiyle kendini sebepsiz yere sınırlandırmanın ne anlamı var? 

Dayı, artık sıkılmıştır. Soruma cevap yerine teslimiyyet ifade eden bir soruyla karşılık verir: 

-Ne istiyorsun benden? 
-Hiiç, sadece pantolonunuzu niçin ütülediğinizi... 

Dayı düşünür, düşünür. Benim bu acaip merakımdan kurtulmak için Pantolon ütülemesinin gerçek nedenini tek kelimeyle açığa vurur: 

-Mecburiyet, yani mecburum. 

Kendisine buna neden mecbur olduğunu sormama gerek yoktu. Çünkü biliyordum bu mecburiyetin neden kaynaklandığını... 

*** 

Pantolonunuz ütülü ise bana kırılmayınız. Zira bu "neden ütülüyoruz?" sorusunu geçenlerde bir tesadüf eseri kendi kendime sorup üzerinde düşünmeseydim belki  ben de pantolon ütülemeye devam edecektim. Hem de niçin ütülediğimi, yararını ve zararını düşünmeden, bilmeden... 

Acaba ütü, bir israf, gösteriş ve tüketim toplumu olan Batı'nın bir modası olmasın mı? Tıpkı kimi ülkelerde resmiyet bile kazanan kravat gibi... Yaygınlaşmış ve süreklilik kazanmış şanslı modalardan... 

Bir sorunuz kendinize, çevrenizdeki tanıdıklara, yahut sokakta karşılaştığınız herhangi bir beyefendiye, sorunuz "neden ütülüyorsunuz?" diye... Alacağınız cevaplar çok ilginç olcaktır. Hele, bu damdan düşme sorunuzdan dolayı karşılaşacağınız tepkinin ortak karakterini iyice gözleyin. Pantolonlarını ütülemelerine makul bir sebep bulamamanın tedirginliğini hisse deceksiniz muhatabınızın söz ve mimiklerinde. Çekinmeyin, üstüne üstüne gidin, sıkıştırın karşınızdakini ve dilinin altında gizlediği baklayı çıkartınız. 

"Temizlik" derse, inanmayın. "Diz bırakmıyor" diye bir bahane ileri sürerse tatmin olmayın. "Zevk meselesi" deyip tartışmayı kesmek dilerse, zevklere örnek vererek, zevkin tanımını yaparak kabul etmeyin.
 
Pantolonu boydan boya çizgili beyefendiden (bu beyefendi bizzat kendiniz de olabilir) sonunda ünlemli bir itiraf alacaksınız. 

"Herkes ütülüyor da onun için!." 

İşte deminden beri aradığımız cevap... 

"Herkes" "herkesten" etkileniyor. Peki, pantolon ütülemeyi ilk icad eden ve bunu modalaştırarak insanların başına iş çıkaran uyanık ve uyanıklar "herkesi" nasıl bu derece etkiledi? Bunun sırrı nedir? 

Modalara karşı aşırı allerjileri olan ve söz sırası gelince moda aleyhinde acımasızca konuşan bizlerin bu ütü, kravat gibi yararsız alışkanlıkların neden israrlı takipçileri olduğunu neyle açıklayabiliriz? Dahası, bizlerin karşısına ütüsüz pantolonla yahut kravatsız çıkanlara hor bakmaya, gözle yahut sözle eleştirmeye hakkımız var mı? 

Sakın yanlış anlamayın beni. Size pantolon ütülememenizi söylemiyorum. Zira, kitaplardan nem kapan işgüzar polislerin ve savcıların cirit attığı bir ülkede böyle bir şeyi söylemek bile, halkı ütüye, kravata ve "dolayısıyla devlete isyana teşvike teşebbüsten" senelerce işkencehanelerde yatmaya sebep olabilir. 

Yukarıdaki paragrafla bu yoğurdu üfledikten sonra konumuza devam edelim. Evet, size, pantolon ütülemeyin demiyorum. Ali nasıl ütülememekte hürse Veli de ütülemekte hürdür. Ama yeter ki "ütüleme hürriyetinizin" perde arkasında kalabalıklara tutsak olmanın, herkeslere kapılmanın zafiyeti bulunmasın! Bunu size yakıştıramam. Evet "size"! Zira "siz"in diğer "siz"lerden ayrı bir özelliğiniz var. Bu yazıyı şu satırlara kadar okumanız, sizin araştırıcı, sabırlı, yeni fikirlere karşı toleranslı ve hatta cesur olduğunuzu gösteriyor. (Belki de sadece vaktinizin boş olduğunu...) Bu satırları sonuna kadar okumaya tahammül edemiyenler ise benim "siz" hitabıma haliyle dahil olamaz. 

Ne demiştim; size yakıştıramam. Ama eğer pantolon ütülemenizin herhangi bir yasal zorunluluğu var ise,yahut ekmek paranızı terzilikten kazanıyorsanız,yahut makul bir savunmanız varsa; kısacası "herkes ütülüyor da onun için" ütülemiyorsanız, size bir diyeceğim yok. 

Pantolon ütüsüyle kafanızı iyice ütüledikten sonra sadede gelelim: 

Rahat ve serbest hareket etmek istiyorsanız, aylığınız masrafınıza yetmiyorsa, hanımınızın iş yükünü bir parça olsun hafifletmek istiyorsanız ve en önemlisi, pantolon ütülemenize mantıki ve tatminkar bir sebep bulamadan sırf kalabalıkların etkisiyle bu işe devam ediyorsanız, haydi biraz cesaret. Satın şu ütünüzü bir hurdacıya! 

1 yorum: