8 Ekim 2012 Pazartesi

iNCELEME; Kör Saatçi



İnsan bir delil olmadan sevemiyorsa, gün olur bir delil ile sevmekten cayar.

Kör Saatçi kitabını anlatmaya başlamadan önce bu bilim kitabına yalnızca bilimi okumaya niyet ederek başladığımı söylemeliyim. Zira Kur’an’dan başka bir kitap hem ilme hem din esaslarına dair kaidelerini bir arada ve en doğru haliyle ifade edememiştir bugüne kadar. Eksik veya yanlışları muhakkak olmuştur. Kör Saatçi de canlıların evrimini anlatan ama din hakkındaki ifadelerinde yanlışları olan bir kitap.

Her şeyin bilgisini barındıran Kur’an-ı Hakim’den bir uyarıyı dikkate alarak okumaya başlamıştım evrimi. Yunus suresi 39. ayette mealen “bilgisini bilmedikleri şeyi yalanlıyorlar…” ifadesi geçer inanmayanlar için. Bilmeden yalanlamak münafıklığın bir alameti ise müminlerde bulunmaması gerekir. Türkiye’de evrime inananlar ve ateist olmayıp evrime inananlar ne kadar bilgiye sahip bu konuda bilmiyorum. Kitabı okuduktan sonra da bildiğim, evrime inanmıyorsak da gerçekten neye inanmadığımızı bilmediğimizdir.

Lisede anlatılan ya da ara sıra televizyon programlarında tartışılanlar ile evrim hakkında duymuşluğumuz var ise ve sadece “maymundan gelmedik” sözü ile evrime karşı çıkıyorsak bu zayıf bir savunma olur. Kulaktan duyma ifadeler ile reddediyorsak, evrimin bilgisini bilen birisinin söyleyeceği ilk söz “gerçekten evrim hakkında hiç bir şey bilmiyorsun” olacaktır. Ardından evrimi anlatacak ve inanmamızı bekleyecektir elbet. Evrimin bilgisini bilen birisi, bilgisini bilmeden yalanlayan birini kolayca ikna edebilir.

Söz ettiğim, dert ettiğim desem daha uygun olacak, bir insanın aklında bulunan evrime karşıt birkaç söylemin yıkılması ve bilimsel sözler duyup evrime inanacak olması değil. Aklımızdaki “her şeyi bir anda Allah yarattı” ifadesinin zaman zarfı yani ‘bir anda’sı değişince öznesinin de etkilenecek olması. “Allah her şeyi bir anda yarattı” demek “eğer bir anda yaratılmamış ise Allah yaratmadı” demek değildir.

Son kurduğum cümleyi yazara söylemek isterdim, birçok bölümü okurken içimden söylediğim gibi. Kitap yazılmadan önce sanki birisi Dawkins’e “yaratıcı çok karmaşık yapılı canlılar yarattı” demiş, Dawkins de canlıların aslında karmaşık olmadığını açıklayarak yaratıcıyı reddetmeye çalışıyormuş gibi bir izlenim oluşuyor okudukça.

Evrimci bir ateist olarak Dawkins’in kitabı hakkındaki düşüncesi şöyle: “Kör Saatçi’deki temel düşünce, yaşamı ya da evrendeki herhangi bir şeyi anlamak için bir tasarımcının varlığını kabullenmek zorunda olmadığımızdır”

Yazar dinde zorlama yoktur kaidesine atıf yapıyor bilmeden... Artık nasıl işlediği bilinen makineler, yapımcısının yeteneğine bir şey eklemez ve çıkarmaz da. Kaldı ki canlılarda işleyen sistemlerde işleyişinin her basamağı bilinen olaylar var, henüz çözülemeyen sistemler var. Sistemi tam bilinmeyen olaylara bakıp evet tanrı olmalı diyor da işleyişi çözülünce (hâşâ) şimdi gerek kalmadı mı diyoruz? Tanrı, çözemediğimiz olaylarda karmaşıklık ifadesi olarak kullanılan bir özne midir? Bu şekilde gelişen bir iman sahih olabilir mi? Eğer bilinmezliğe hayran kalarak yaratıcıya inanmış isek bu bilinmezlik çözüldükçe imanımız da azalacak demektir. Bu da tam olarak din ile bilimi karşı karşıya getiren cehaleti çıkarır karşımıza.

Anlaşılması güç olmayan bir olayı ele alalım. Ağacın üzerinde duran kuş, bir daldan diğerine uçtu diyelim ki. Evrimci bakış açısına sahip birinin kuşun beyni, nöronları, kasları ile bu işin kademeli ve basit bir şekilde gerçekleştiğini ve başka bir veriye gerek kalmadığını düşünmesi gerekir Dawkins’e göre. Olayın açıklanması ile evrim düşüncelerini ‘tazelemiş’ olur evrimci gözlemci. Evliya diye anılan bir kimseyi düşünürsek de kuşun uçuşuna bakarak bu eylemi Allah’ın bir sıfatına yoracak ve iman ‘tazeleyecektir’.  Sonuç olarak olay aynı ama yorum farklıdır. Olay nesnel ama yorum özneldir. Şöyle demek daha uygun olabilir, “herkesin metafizik çıkarımı kendinedir.”

Kitapta tanrı düşüncesi üzerinde ilk mesele olarak durulmamış. Daha sıklıkla tasarım, gelişim gibi özne gerektiren yüklemler kullandığında parantez içinde ‘tanrıyı kastettiğim sanılmasın’ diye eklemiş yazar. Bir de tabii, kitabının adı ile bir tasarımcının olmadığını ima etmeye çalışmış. Bir müslümanı bu kitabı okurken sinirlendiren yerleri bunlarla sınırlı diyebilirim. Yine de evrimin bilgisini bilmek adına okuduğum kitapta yalın ve akıcı bir dil ile yazarın meramını iyi anlattığını ifade etmeliyim.

Yazarın evrimci ile ateist sıfatlarını bu noktadan sonra ayırıp kitabın evrimi anlatan kısımlarını özetlemeye çalışacağım. Yine de evrim görüşü ile tanrı tanımazlığı ve bir anda yaratılma ile de tanrı inancını bağdaştıranlar ısrarla var ise Alper Gencer’in şu dizelerini şifa niyetine anıyorum:

"İnsan bir delil olmadan sevemiyorsa, gün olur bir delil ile sevmekten cayar. "

-Evrimi Anlatan Bir Kitap Olarak: Kör Saatçi

Kitap on bir bölümde evrimin temel konularını anlatıyor. İyi tasarım, güç, yapıcı evrim, lanetli rakipler gibi başlıkları var. İlk bölümde evrimci bakış açısının temel mantığı anlatılmış: “Karmaşık bir şeyin davranışının, örgütlü hiyerarşinin birbirini izleyen katmanları olarak düşündüğümüz, bileşen kısımları arasındaki etkileşimler temelinde açıklanması gerektiği sonucuna vardık. ... Her şeyin olağanüstü yalın olduğunu savunacağım.”

Darwin’in bir buçuk asır önce ortaya attığı teoriden farklı kuramlar kurgulanmış. Noktacılar, kerteciler gibi çeşitleri var evrimin. Dawkins kerteci evrim savunucusu. Bu yüzden kitapta sürekli ‘kerte kerte’ ifadesi geçiyor. Küçük değişimlerin birikmesiyle iyiye gitme eğilimi olan canlıların basitten karmaşığa doğru evrildiğini savunuyor kerteciler. Noktacı görüş ise evrim hızının sürekli ve sabit olmadığını, bir türden diğerine makromutasyon ile geçildiğini savunuyor.

Kitap, alışılagelen bir yanlış olarak şu noktaya dikkat çekmiş: doğal seçilimin ‘gelişigüzellik’ ile karıştırılması. “Mutasyon gelişi güzeldir; doğal seçilim içinse tam tersini söyleyebiliriz. … Bu yavaş evrim sürecinde her değişim, kendinden bir öncekine kıyasla, rastlantı eseri oluşabilecek kadar yalındı” denilmiş.

Gelişigüzellik için çakıl taşları örneğini vermiş kitap: “çakıl taşlarıyla dolu bir kumsalda yürüdüğünüzde, çakılların gelişigüzel dağılmadığını fark edersiniz. Küçük çakıllar kumsal boyunca diğerlerinden ayrı bir kuşak oluşturmuştur; büyük çakıllar da ayrı kuşaklar halinde dizilmiştir. Dalgalar ve çakıl taşları gelişigüzel olmamayı kendi kendine yaratan bir sistemin basit bir örneğidir.”

Kendi kendine oluşamaz ifadesine cevaben Dawkins doğa hareketlerini; denizin dalgasını, yerçekimini söylemiş. Küçük rastlantılar sonucu bir şeylerde küçük bir parça değişim olabileceğini ve bunların birikmesi ile gelişmiş bir varlığın vücut bulabileceğini de bulutlar ile örneklemiş kitap. Gökyüzünde bulutlar sürekli değişir ve bazen bir çiçeğe, gelinceğe, bir hayvana benzeyebilir şekilleri. Semadaki binlerce su damlası bir araya gelip bir gelinciğe benzeyebiliyorsa, canlıları oluşturan milyonlarca hücre de sıcaklık, basınç gibi doğal etkiler sonucu bir gelincik şeklini alabilir.

Fosil kayıtları tam ve eksiksiz bulunabilse idi, ani değil, düzgün bir değişim görüleceğini savunuyor kitap. Ama fosil kayıtlarında gözlenen eğilimler düz değil, çoğunlukla sıçramalı ve ani. Bu yüzden evrimin durağan ve sıçramalı zamanlarının olduğunu savunan noktacı görüş ortaya çıkmış. Yaratılış görüşünü savunanlar evrime nasıl yükleniyorsa, Dawkins de aynı şekilde ve çoğunlukla aynı sözlerle noktacıları yalanlıyor kitabında.

Yine Dawkins’in dediğine göre: “mutasyon ne kadar büyükse, yararlı olma olasılığı o kadar düşüktür” Noktacıların dediği gibi eğer tek bir mutasyon adımıyla yeni türler ortaya çıksaydı, bu yeni türün üyeleri eş bulmakta epey zorlanacaktı, bu yüzden iyiye gitme eğilimi olan doğal seçilim ile yararlı küçük mutasyonları kullanıyor açıklamalarında.

Lisedeki biyoloji kitaplarında bile adaptasyon başlığında canlıların bazı değişiklikler geçirdiği evrim başlığında olmaksızın anlatılır. Bir nehrin yaşam alanlarını ayırdığı aynı türün iki üyesi zaman geçtikçe birbirinden farklılaşacaktır ve adaptasyon konusunda tartışma yapılmadan bu konuya yer verilir. Dawkins bu konuda şöyle diyor: "Doğal seçilim konusunda kuşku duyanların çoğu, doğal seçilimin endüstri devriminden sonra çeşitli gece kelebeği türlerinde ortaya çıkan koyu renk gibi ufak değişikliklere yol açabileceğini kabullenmeye hazırlar. … Ortalığı karıştıran böylesine harika bir şeyin doğal seçilimle evrilmiş olamayacağı düşüncesi.” Ve kitap boyunca az bir değişim olduğunu kabullenmeye hazır çoğunluğa bu az değişimlerin birikmesinin evrimi gerçekleştirdiğini anlatmaya çalışıyor yazar.

Kitabın asıl öğretisi “küçükle büyük arasında son derece küçük aralıklarla derecelendirilmiş bir süreklilik olması” ve “biraz daha iyiye gitme eğilimi”. Fazla tartışılan indirgenemeyen komplex yapısına yine fazla tartışılan göz ile cevap verilmiş: “benimkinin %5i kadar görebilen bir göz, hiç gözü olmamaktan kıyaslamaya değer. %1lik bir görme bile tam bir körlükten iyidir. Ve %6lık %5likten, %7lik %6lıktan iyidir; böylece kerte kerte ilerleyen, süreğen dizimiz boyunca gideriz.”

Bir de kendi gözlüklerine atıf yapmış Dawkins: “gözlüğüm olmayınca mükemmel göremiyorum diye gözlerimi kapamalı mıyım?” Gözün oluşacağı bölgedeki hücrelerin iyiye gitme eğilimleri ile kademeli davranarak sırasıyla mercek, iris, kör nokta gibi bölümlerin oluşup çalışabileceğini anlatmış.

Kitapta sürekli vurgulanan noktayı yazıda da sıklıkla alıntıladım. En başında yazar “aslında Darwin her şeyi genel hatlarıyla anlattı, biz yalnızca biraz daha açıklıyoruz” diyor. Darwin, Türlerin Kökeni kitabında “eğer birbirini izleyen sayısız, küçük değişimlerle oluşması olanaksız herhangi bir karmaşık organın var olduğu gösterilebilseydi, benim kuramım çökerdi.”diye ifade etmiş. Dawkins de bu kademeli oluşum olayını biraz daha açarak “canlıların nasıl hayat bulduğunu açıklayan bundan daha uygun bir anlatım bilmiyorum” diyor.

Gerçekten de Darwin’i “insanın maymundan geldiğine inanan” bir adam yerine “insan bedeni ile maymunun ilksel ortak atalarından kademeli olarak farklılaştığını anlatan” bir adam olarak tanımak çok fark ediyor.  Her şeyden önce birisi inanmak, diğeri bir geçmiş yol tahmini yapıp bunu açıklamak. Evrim hakkında hiçbir şey bilmiyorsak bile evrimi anlamaya ve anlatmaya çalışanların duyduklarına “inan”madığını, bu açıklamayı “öğren”diğini bilmemiz gerekiyor. Aksi halde evrimin karşısına kişi kendi inancını yani dinini koymuş olur ki bu da hoş olmaz. Kimsenin dini sahiplenip karşı tarafı dinsiz ilan etmeye hakkı yoktur.

Kör Saatçi bir evrim anlatısı ve bir geçmiş zaman tahmini olarak güzel bir kitap. Hatta dil ve üslubunu da dikkate alınca evrimi öğrenmek isteyenlerin okuması gereken ilk kitap denilebilir. Evrimi desteklemiyorsak da, Kuran’dan aldığım uyarı ile bir kez daha “insan bilgisini bildiği şeyi yalanlamalı” diyorum.

Dawkins kitabını doğanın ‘kör’ saatçisi vurgusuyla, evrimden çıkardığı metafizik sonuç ile bitirmiş. Ben de yazıyı, şairin başka duygularla yazdığı satırı bir kez daha evrime yorarak bitirmeliyim o halde:

İnsan bir delil olmadan sevemiyorsa, gün olur bir delil ile sevmekten cayar.

Kübra Nur Ayar'ın kaleminden

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder