26 Kasım 2012 Pazartesi

ŞİRA YILDIZI


Üretken olduğuna inanılan bir mekanizmanın kurulması; o mekanizmaya tapılacağı inancını oluşturmamamlıdır. Bu zanna eski kavimler düştü ve yanıldılar. O mekanizmanın rabbine uyulmalıdır.


Son bulgular, bizlerin Güneş Sistemimizin içinde bulunduğu bölümde Sirius’tan aşağı yönde olduğumuzu göstermektedir. Eğer Tanrı yaşam (enerji) ve ışık getirense, Sirius bu tanımlamaya uymaktadır;  çünkü O, son derece yüklü parçacıklardan oluşan enerjisini, manyetik alan hatlarıyla  bütün sistemimize aktarmaktadır. Bizler gerçekten de Sirius’tan enerji alıyoruz! Acaba kadim rahipler bunu anladıkları için mi bu yıldıza “Tanrı” adını verdiler? Allah da bu tasavvuru yıkmak için bu yıldızın rabbi olduğunu mu söylemektedir.


Yazımız bir kaç bölümler halinde yayınlayacağız. İnançların deformasyonuna uğramasından dolayı anlatılanların biraz sizi sıkacağına inanıyoruz. Lütfen sonuna kadar Kuran ile karşılaştırarak okuyunuz.

***

Günümüzde geçerli olan putperestlik kavramı, tarihin hiçbir döneminde insanlar tarafından yaşanmış bir realite olmamıştır. Yani tarihin hiçbir döneminde, insanlar kendi ellerinin mahsûlü olan taştan ya da tahtadan yapılmış heykellere tapmamışlardır.

Tarihin İbrahim döneminden sonra, mekke cahiliyesi de dahil hiçbir insan toplumu kendi elleriyle yaptığı tahtadan ya da taştan heykellerin kendilerini yaratmış olduğuna inanacak kadar, geri bir düzeyde olmamıştır.

Putperestlik, sembolün anlamını yitirmesidir. Anlamının insanlar tarafından artık anlaşılamaması demektir. Anlam yitince de sembolü kaldırıp atmaktan başka çare kalmıyor. O devirde olan işte buydu. 

Lütfen bakınız: İLL / -EL Kültürü ve Şirk  http://vekuran.blogspot.com/2012/04/latuzza-ve-ucunculeri-menat.html

Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz? Erkek size de, dişi O'na mı? Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. (NECM: 53/19-22) 




Bu ayetlerde bu durum çok daha net bir şekilde dile getirilmiştir:

Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir. (NECM: 53/23,26-28)

Melek sembolizmi...

Günümüzde dini bilgi kirlenmesi o dönemler melek sembolünde de kendisini göstermekteydi. Evrensel İdare Mekanizması'nın unsurlarının sembolü olan melekler, dişi varlıklarmış gibi ruhsal anlamlarından çıkartılarak insani bir hüvviyete büründürülmüştü. 

Lütfen bknz: KURAN KAVRAMLARI: melek http://vekuran.blogspot.com/2012/01/melek-kavrami-malik-mulk-melik-melekut.html

Sonrasında gelen ayette de, bu yanlış inanca dikkat çekilmiştir:

Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar, şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.

Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez. (NECM: 53/23)

Melek olarak ifade edilen Melekut Alemi'nin güçlerinin yeryüzündeki insanlara yardım ettikleri ayette çok açık bir şekilde anlatılmış, ancak insanların bu mekanizmayı anlayamadıkları ifade edilmiştir. Günümüzde de durum büyük oranda aynıdır... Yine geleneksel dini inançların büyük bir bölümü çeşitli zanlara uymaktan ibarettir. Bu birçok din için de aynıdır...

Kur'an-ı Kerim'in birçok ayetinde bildirildiği gibi, bu zanlardan kurtulup, dinin gerçeklerine apaçık bir şekilde ulaşabilmek herhalde kıyamet günlerinde ancak nasip olabilecektir.


Şira Yıldızı'nın Rabbi... (1)

Yıldız anlamına gelen Necm Suresi'nin sonlarına doğru bir yıldızın adından da söz edilmiştir:
Şüphesiz O, "Şi'râ'nın Rabbidir. (NECM: 53/49)

***

"Göğe ve gece ortaya çıkana and olsun.Gece ortaya çıkanın ne olduğunu sen bilir misin? O, ışığı ile karanlığı delen yıldızdır.Üzerinde gözetici olmayan kimse yoktur." (TARIK,86/1-4)


Şira(siriusYıldızı,Büyük Köpek Takımyıldızında yer alan bir çift yıldızdır. Gökyüzünün en parlak yıldızı olup hem kuzey yarımkürede, hem güney yarımkürede görülür. Sirius-A’nın helyak doğuşu Antik Mısır’da Nil Nehri’nin taşmalarını, Antik Yunan’da “köpek günleri”nin (kavurucu sıcak günler) başlangıcını, Polinezya’da kışı haber veriyor, Pasifik Okyanusu’nda ise gemicilere önemli bir işaret oluyordu. 
 Sirius Batı edebiyatında “yakan” ya da “alevler saçan” olarak betimlendi. Bu yıldızın belirmesinin ardından gelen mevsim dönemi de “yaz köpeğinin günleri” olarak bilinir. 

 Geleneklerde Sirius Sistemi ile ilişkilendirilen biçimsel semboller üç uçlu yaba,yay ve ok, hayvansal semboller kurt ya da köpek ve yunus, sayısal semboller ise 3, 22, 23, 44, 49 ve 50'dir.


Sirius takımyıldızı burçlar kuşağı Zodyak'ta Yengeç burcunun 14° 'sinde yer alır. Tutku, hırs, gurur, duygusallık, zenginlik, ün, ölümsüzlük, bolluk, bereket, şans ve iyi talih gibi manalar içermekte. (2)

Titreşimleri yayar Samanyolu galaksisine ve evrene... Genellikle şans ve iyi talih yıldızı diye bilinir. Astrolojide Güneş sistemindeki Jüpiter Mars gezegenlerine benzer bir karaktere sahiptir.
 Sirius yıldızı, ufukta en yüksek noktaya kış gündönümünde (21 Aralık) ulaşır. Bu tarihten sonra yavaş yavaş batmaya başlar.
 Yay ifadesi gökyüzünde mesafe ölçmek için kullanılan bir tabir olabilir. Büyük Köpek Takımyıldızı yay ve oka benzetilerek göz kararı olarak yay uzunluğu alınmış olabilir. Avcı takım yıldızında da  yay şekli bulunur. İki yay ifadesi Şira Yıldızının ufuk noktasından yüksekliğini belirtiyor. İlk vahiyin indiği yer; Şira Yıldızının ufuk çizgisinden en yüksek noktası, hemen hemen 2 yay uzunluğunda olacak şekilde göründüğü yerdir.
Necm.1İnmekte olan yıldıza andolsun ki (bkn: هوى Taha 81, İbrahim 37, Karia 9 )
Necm.2. Arkadaşınız sapmadı, azmadı

Necm.3. O, hevâdan konuşmaz

Necm.4O, vahyedilenden başkası değildir

Necm.5. Onu, müthiş kuvvetleri olan biri(Allah) öğretti

Necm.6. Ki o, akıl ve re'yinde kuvvetlidir. Yöneldi.

Necm.7Ve o(yıldız) en yüksek ufukta idi

Necm.8Sonra yaklaştı ve sarktı.

Necm.9Aradaki mesafe iki yay boyu oldu, hatta daha yakın

Necm.10. Verdi kuluna verdiği vahyi


Necm.45. Hiç kuşkusuz, iki çifti; erkeği ve dişiyi yaratan da O'dur;
Necm.49. Hiç kuşkusuz, Şi'ra'nın Rabbi de O'dur.
Fecr.1. Andolsun şafağa
Fecr.2. Ve on geceye
Fecr.3. Çifte ve teke
Fecr.4. Ve geceye, geçeceği sıra
***
Bir şeyin yaklaşıp sarkması için uzakta ve yüksekte olması gerekir. Demek ki yıldız en üst noktasındaymış sonra inmiş ve ufka çok yakınlaşmış. "En yüksek ufuk" nedir? Ufuk,

Göğün yerle birleşmiş gibi göründüğü yer değil midir? Nasıl olur? Dairesel bir ufkunuz varsa, o zaman onun en yüksek noktasından bahsedebilirsiniz.



Yükseliyor, Sonra iyice alçalıyor (ufkun ardına düşmeğe hazırlanıyor) ve bir an 2 yay gibi oluyor. Presesyon hareketi (Gökteki yerinden kayma) çok eskilerden beri bilinmekte ve zaman ölçüsü olarak kullanılmaktadır. Bu hareket uzun sürdüğü için belirli yıldızların yükselme açısının özel durumları, eskiler için, tarih belirtmekte çok kullanışlı olmuştur.

En yüksek ufukta beliren "üstün otorite sahibi".Peki bu durumda üstün otorite sahibi Şira yıldızı mı oluyor? Üstün otoriteye sahip olanın Şira yıldızı ile bağlantısı ne olabilir? Kur'an'ı vahy eden ve öğreten, Şira yıldızından mı indiriyordu Kur'an'ı?

10. ayette ise kuluna ne bildirecekse onu vahyetti deniyor. Demek ki Muhammed'e bir yakınlık var. Ki aralarındaki mesafede iki yay kadar olmuş. Yani Hz. Muhammed (a.s.) ve Vahyi iletenin arasındaki mesafe iki yay kadar. Necm  7. ayette ki en yüksek ufuktadır o cümlesindeki ufuk dünya ya göre mi yoksa uzaya göre mi olduğu önemli bir sorudur. Çünkü yukarısı neresi aşağısı neresi ? 

Tüm alemi anlatan kuran neden uzaydaki ufku da anlatmasın? Eğer öyleyse bazı tespitler yapılabilir mi?


Alamehu şedidül kuvva = Öğretti müthiş kuvvet olan (Cebrail nerden çıktı !!!)

Zu Mirrah festeva (fe istiva)  = Merrah sahibi istikamette/göründü/ortaya çıktı

Summe dena ve tedella = Bir zaman sonra yaklaşıp, alçaldı (aşağıya indi)

Fe kane kabe kavseyni ev edna = oldu köşe arası iki yay veya daha yakın


Fe evha ila abdihi ma evha = emrini/işaretini kuluna yaydı/gösterdi (gösterilen nesne cansız)


Mirrah, mürûr mastarından bina-i nev'idir. Öd, akıl, kuvvet, kat ve sağlamlık gibi mânâlara gelir. Buna göre "zûmirre"; te'sir eden, nüfuz sahibi, ödlü yani korkağın zıddı, ruhsal yapısı kuvvetli, akıllı, güçlü ve sağlam yapılı demektir.

Dünyadaki yıldızlarla uğraşanlara sorduğunuzda "üstün otorite, güç sahibi" kimdir dediğimizde "Mars/Merih" diye cevap vereceklerdir. Bu Allah'ın meleklerini dişil isimle isimlendirmeleri olup, gücün ve aklın samet ilkesinden ayırıp parçalanmasıdır. Allah, bu ayet ile onların var saydığı gücün ve otoritenin sahibi olduğunu bildirmektedir. Gücü gökte ki bir nesneye  (melek) ve onun etkisine atfemenin önüne geçildiği bir ayettir.

Bunlardan birincisi, yani kuvvetli mânâsı, "Şüphesiz rızık veren, sağlam kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır." (Zâriyât, 52/58)

Asıl metinlerdeki kelimelere ise İslamdan önceki puta tapan inancı özleyenler tarafından değişik anlamlar ve yorumlar katılarak anlam değiştirilmiş. (Dillerini eğip bükmüşler yani)



 



(1)  Necm:, Bu ayetteki yemin , lâm-ı ahidle beraber “necm”  Şira Yıldızıdır.

Tarık sûresinin 3. âyeti [ en-necmü’s-sâkıb], 
Nahl sûresinin 16. âyeti [ ve bi’n-necmi hüm yehtedûn ]
Saffat sûresinin 88. âyetinde de “fe nazara nazraten fi’n-nücum” “
Rahmân sûresinin 6. âyetinde  Göklerde bulunan güneş, ay, tek yıldız ve yıldızların toplanması ile oluşan secer yani yıldız kümelerini ifade etmektedir.

"Şi'râ yıldızının Rabbi" (Necm, 53/49)

"inen yıldıza andolsun"

Sûre kasemle [yeminle] başlamıştır. Fecr sûresinin 5. âyetinden öğrendiğimize göre Yüce Allah akıllı, bilgili kimselerin dikkatini çekmek, onlara kanıt göstermek için yemin etmektedir. Allah’ın yemin etmesi “Dikkat edin, dikkat çektiğim bu olay ya da nesneyi iyi araştırın. Bunlar şunların kanıtıdır” anlamına gelmektedir:

Bunda akıllılar için bir kasem yok mudur? Fecr; 5.

Heva (inen) kelimesi; Şahinin inişi gibi süratle süzülüp inmek, düşmek yahut yukarı fırlamak mânâlarına gelir. Yıldızların doğuşu da, batışı da bir "heveyân" yani ufuktan bir fırlayış, bir iniş yahut bir düşüş demektir. Göğe ait cisimler, "Hepsi bir felekte (yörüngede) yüzmektedirler." (Yâsin, 36/40) âyetine göre çekim kanununa tâbidirler.
Yıldızların batması ifadesi gece yani karanlıktan kurtulup sabaha kavuşmayı sembolize eder. Şu halde "en-necm"deki elif-lâmdan cins kasdedilirse, yemin sabah vaktine yapılmış olur.
"Göğe ve gece ortaya çıkana and olsun.Gece ortaya çıkanın ne olduğunu sen bilir misin? O, ışığı ile karanlığı delen yıldızdır.Üzerinde gözetici olmayan kimse yoktur." (TARIK,86/1-4)

Andolsun şafağa (FECR1)

O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar (KADİR 5)

***
(2) Muhiddin-i Arabi bir kitabında Dünya'nın, Yengeç burcunun yönetiminde olduğundan bahseder. Buradan yola çıkarsak Yengeç burcu içinde yer alan yıldızlar Dünya açısından önemlidir. Sirius takım yıldızı da temsil ettiği mânâlar dolayısıyla ve oldukça yakında bir takım yıldız olması sebebiyle, Dünya üzerindeki etkileri çok önemsenir. Nasıl ki astrologlar Jüpiter gezegenini önemseyip, iyi talih ve şans gezegeni olarak tanımlıyorsa, Sirius da  böyle  tanımlanır. Sirius ile ilgili bu bilgi çok eski tarihlerden beri bilinip, bugüne dek ulaşmıştır. Örneğin; Mısır Mitolojisi'nde Sirius yıldızı, yaydığı pozitif titreşimler sebebiyle Tanrıça(!) olduğuna inanılan Kraliçe İsis'in özel yıldızı kabul edilirdi, vs.. Günümüzde de bir çok inanç taciri Sirius'u çarpık inancını pazarlama vesilesi ediniyor ve her fırsatta bu yıldızdan söz ediyor. Yapısını oluşturan mânâ terkibinin yeryüzündeki insanların değer yargıları açısından önem taşıması, Sirius'u zaman içinde diğer yıldızlardan daha değerli kılmıştır insanların zihninde... Bu bilgi kuşaktan kuşağa geçtiği için, tarihin her döneminde popüler bir yıldız olmuştur. SiriusMısırlılar bir dönem Sirius yıldızının hareketlerine göre takvim bile yapmışlar. Tapınaklarını, üç büyük piramiti ve önemli mezarlarını bu yıldızın konumlarına göre inşa etmişler. Bu değer verme konusunda öylesine ileri gitmişler, ki  sonunda Sirius yıldızından bir şeyler bekleme veya ümit etme gibi bir duruma girmişler. Hattâ bu kadarla yetinmeyip Allah'ı bırakıp Sirius'a tapmaya başlamışlar... Yada bugünkü gibi Sirius'taki Tanrı(!)yı veya Tanrılar(!)ı bekler olmuşlar kurtarıcı olarak... Ne yazık ki bu gibi tapınmaların ve beklentilerin tümü, galaksi içindeki veya Güneş sistemi içindeki cin dediğimiz negatif ruhani varlıkların telkini ile oluşmuş ilhamlar ve inanışlardır. Gerçekle alakası yoktur. Sirius'u da Allah yaratmıştır, Sirius'un rabbi de Allah'tır. Kur'ân-ı Kerîm'de de Sirius'tan söz edilmesi de insanların güçlü pozitif etkileriyle bilinen bu yıldıza tapmasına engel olmak içindir. 


Bununla birlikte her yıldızın veya takımyıldızın meleki bir alt boyutu vardır. Ancak galaksi içindeki bu yıldızların meleki boyutlarıyla şuursal veya başka türlü bir ilişkiye girmek her insanın harcı değil, çok yüksek dereceli velilere (yani nebilere: Bkn: Mâide / 55) nasip olacak bir iştir. Sirius da Dünya'yı yöneten Yengeç burcunda bir takım yıldız olduğu için, yüksek dereceli veliler (ki sayıları en fazla bir kaç tane) bu yıldızın meleki boyutuyla ilişkiye girebilir. Bu dereceye ulaşmamış kişiler galaksi içindeki yıldızların meleki yapılarıyla bağlantı kurduğunu iddia edemez. Hele hele İslâm'a ve Hz. Muhammed'e iman etmeyip, saçma sapan uydurulmuş inançların peşinde koşan kişilerin bu yıldızların meleki boyutlarıyla ilişkiye girecek dereceye ulaşması hiç mümkün değildir. Ancak hayal veya hezeyandır. Bu sebeple kesinlikle bunu söyleyenlerden uzak durmak gerekir. O kişiler büyük bir ihtimalle negatif ruhani varlıklar olan cinlerle bağlantı kurup, bir melekle görütüklerini sanan, kandırılmış kişilerdir. Cinler de Sirius'un yaydığı titreşimlerin zenginlik, ün, ölümsüzlük, bolluk, bereket, şans ve iyi talih olduğunu ve dünya üzerinde etkili bir burçta yerleşmiş olduğunu çok iyi biliyorlar. Bu bilgiyi insanların manevi duygularını sömürmek amaçlı kullanıp, bir takım saf insanları kendilerine esir ediyorlar. Örneğin, "Kurtarıcı Tanrı(!)nız  Sirius'ta yaşıyor, çünkü O kutsal bir yıldızdır (Meselâ Scheat'ta yaşıyor deseler, o tanrı insanların indinde kurtarıcı ve sevimli bir tanrı olmazdı, ne zekiler!!) ve bir gün (kıyamet zamanında) sizleri kurtarmak için Dünya'ya gelecek.. Bizler de o Tanrı(!) ile sizin aranızda yüksek (ilâhi) bir kanalız, ondan (dolayısıyla Sirius'tan) haberler getiriyoruz. Biz falanca meleğiz, filanca mesajcıyız" vs. gibi... Oysa Kur'ân'ın tanımına göre bu gibi tanrılar olamaz, Ahad ve Samed gibi zati sıfatların sahibi Allah'a rağmen. Bu sebeple, eğer herhangi bir öğreti sizi Sirius'a tapma veya Sirius'tan gelecek olan kurtarıcı Tanrı'ya veya Rabbe ya da Mesih(!)e tapma, böyle bir kurtarıcı bekleme gibi bir noktaya getirdiyse, arkanıza bakmadan oradan uzaklaşmanızı tavsiye ederim. Yoksa üzülerek sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız.

Sirius, Mısırlılar için önemlidir. Neden? Orion takımyıldızında yer aldığı için mi? Elbette hayır. İşin ilginci, Sirius Orion’da bile değildir. Büyük Köpek(Canis major) takımyıldızında yer alır.


Sirius, Mısır için hayati önem taşır. Mısır’da yaşam Nil demektir. Nil’in yükselişi, alçalışı Mısır’da üç dönemi belirlemiştir. Bunlar, su baskını, ekim ve hasat dönemleridir. Nil’in haziran sonu-ekim sonu arasında kabarması,arkasında zengin mil alanları bırakması ve ekim dönemini, şubat sonu-haziran sonu hasat dönemini, yaz gündönümü(21 Haziran) sonrası Nil’in taşması dönemlerini önceden bilmek, Mısır’da yaşama şartıdır.


Bu dönemler Mısırlıların birkaç yılık gözlemiyle anladığı gibi Ay’ın hareketlerinden bağımsız bir döngüydü.



Sirius, yılda bir kez, doğan Güneş ile aynı çizgiye gelir. Bu gün, Nil’in kabarma mevsiminin ortasına rastladığı için, Nil yılının başlangıç günüdür. Mısırlılar, Sirius’a bakarak bir güneş yılının 365 günden biraz daha fazla olduğunu dahi biliyorlardı.



Hayatları için bu kadar önemli bir yere sahip ve çıplak gözle görülebilen en parlak yıldız olan Sirius’u tanrıçaları İsis ile, gökyüzünde hemen yanında yer alan Orion takımyıldızını da Osiris ile ilişkilendirmişlerdir. Bu da gayet normaldir. Çünkü, bizim Kış Üçgeni dediğimiz üçlü yıldız grubunu oluşturan Sirius, Büyük Ayı(canis major) takımyıldızında, Betelgeuse Orion’da (avcı), Procyon Küçük ayı(canis minor) takımyıldızında yer alır ve İsis, Osiris, Horus’u sembolize ederler.

9 yorum:

  1. ALLAH,sizi başarılarda daim,ve kayyum etsin.rızası ile.sizi kendisinden olan nimetlerle rızıklandırsin.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler değerli bilim insanları.

    YanıtlaSil
  3. Emeği geçen çok değeli bilim insanlarına ne kadar teşekkür etsek azdır .

    YanıtlaSil
  4. Aynı zaman Necm 1. ayetteki 'necm' kelimesini ''ayet/gösterge/işaret/kanıt'' ve Şi'ra yıldızının da Rabbidir ifadesini de Şuurlanmanın Rabbidir şeklinde çevirmiş bazı çevirmenler. Şi'ra/Sirius yıldızının da Rabbidir ifadesi anlattıklarınızdan dolayı çok mantıklı geliyor.Siz onlara tapıyorsunuz ama onun da Rabbi benim! Bahsettiğim çeviriler hakkında ne düşünüyorsunuz?

    YanıtlaSil
  5. en güzelini Allah bilir. Rabbimiz ilminizi ve ilmimizi artırsın.

    YanıtlaSil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  7. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  8. Bu güzel makale'nin yazarı kim ismini göremedim.
    Mümkünse öğrenebilir miyiz

    YanıtlaSil
  9. Necm suresindeki iki yay mesafesinden kasıt şira A ve Şira B nin birbirlerinin yörüngelerinin kesiştiklerine oluşturduğu yay olsa gerek.

    YanıtlaSil