17 Aralık 2012 Pazartesi

KUR’ANA GÖRE MERYEM



Meryem ve İsa peygamber insanların üzerinde en çok ihtilaf ettikleri, tartıştıkları şahsiyetlerin başında gelir. Kur’an’ın indiği dönemde de durum aynı olduğundan Yüce Rabbimiz bu iki şahsiyetle ilgili temel bilgileri gerçek olarak açıklamış ve Meryem suresinde konuyu “İşte bu, hak söze göre, hakkında ihtilâf edip durdukları, Meryem oğlu İsa'dır.”[1]ifadeleri ile mühürlemiştir.
Demek oluyor ki bu konuda tek sağlam bilgi Kur’an’da mevcuttur ve Kur’an’da verilen bilgiler ile yetinilmelidir. Gerisi arkeolojik gelişmelere bırakılmalıdır.
Aslında Meryem, İsa ve Zekeriya peygamberlerin yaşadığı çağ da kesin olarak bilinmemektedir. Meryem ve İsa peygamberin Kumran’da Esseniler ile olan ilişkisi dikkate alındığında ve Kitabı Mukaddes’te MÖ. 500’lü yıllara ait bilgiler ihmal edildiğine göre Meryem ve İsa peygamber MÖ. 400- 200 yılları arasında yaşamış olmalıdır. Bu konuyu İsa Peygamber yazımızda daha ayrıntılı vermiş bulunuyoruz.
. Biz de Kur’an’ın değişik yerlerindeki Meryem ve İsa’yı konu eden ayetler ışığında konuyu takdim ediyoruz.
Kur’an’dan öğrendiğimize göre Meryem ve oğlu İsa insanlar için birer ayet; göstergedir.
Enbiya/91:
91Ve o, ırzını titizlikle koruyan kadın; işte Biz, onu güvenli bilgimizle bilgilendirdik. Ve kendisini ve oğlunu âlemler için bir alâmet/gösterge yaptık.

Mü’minun/ 50:
50Ve Biz, Meryem'in oğlunu ve İsa'nın annesini bir alâmet/gösterge yaptık ve ikisini, yerleşmeye uygun, suyu olan bir tepeye yerleştirdik.

Meryem insanlığa örnek bir şahsiyettir:
Tahrim: 12:
12Ve Allah, ırzını bir kale gibi koruyan İmran kızı Meryem'i de örnek verdi. İşte Biz onu vahyimizle az da olsa bilgilendirdik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayıp uyguladı ve sürekli saygıda duranlardan oldu.


MERYEM’ sözcüğünün anlamı

“ مريم Meryem” sözcüğü “ مفعلmef’al” kalıbında bir sözcüktür. Sözcüğün “bir yerden ayrılmak”[2]anlamındaki “ رامrame” fiilinden türemiş olması mümkündür. Ancak bu ismin, Kitabı Mukaddes’te, iki yerde Musa peygamberin kızkardeşinin adı olarak geçmesi, sözcüğün İbraniceden geldiğini de göstermektedir.[3]
Yeni Ahit’te [İncil], bu sözcük, Marim, Maria ve Mariamme tarzında 53 kez yer alır. Bu sözcüklerin kesin anlamı, net olarak bilinmemektedir. Yorumcular tarafından, “Meryem” sözcüğü ile ilgili, “deniz damlası”, “deniz yıldızı”, “tanrıya bağlı”, “tanrıyı seven”, “hanımefendi”, “ışık veren”, “şişman”, “prenses”, “mağrur”, “güzel kimse”, “kâmil kimse” gibi anlamlar ileri sürülmüştür.[4]
“Meryem” sözcüğü Kur’an’da 34 kez isim şeklinde, 1 kez de “o” zamiriyle işaret edilmek suretiyle toplam 35 kez geçmektedir.
Meryem’in kimliği ve ailesi, yaşadığı çağ hakkında yazılıp çizilenlerin ekserisi hayal ürünü olup bu konuda Hıristiyan kaynaklarında da yeterli bilgi ve belge yoktur.

Ailesi:
Kur’an’da Meryem’in anası babası ile ilgili geniş bilgi verilmemekle birlikte, Âl-i Imran suresinin 35. ayetinden anlaşıldığı kadarıyla babasının adı İmran’dır. İmran’ın Meryem doğmadan evvel öldüğü ve ya sağ olduğu, işi gücü vs. konularında Kur’an’da  bilgi  verilmemiş, Hıristiyan kaynaklarında da herhangi bir ayrıntı bulunmamaktadır.

Meryem’in anasının adının “Hanna” olduğu, onun da Zekeriya peygamberin baldızı olduğu, Zekeriya peygamberin eşinin [yani Meryem’in teyzesinin] adının “Elizabet” olduğu yönündeki nakiller kesinlik arz etmemektedir. Çünkü Taberî Tarihi’nde de olduğu gibi, bu nakiller kesin olmayan Hıristiyan kaynaklarına dayanmaktadır.
Meryem olgusunu Kur’an’dan izleyelim.
Al-i Imran; 32-37:
32-Şüphesiz Allah, Âdem'i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini –birbirinin soyundan olmak üzere– âlemler üzerine seçkin kıldı. Ve Allah, en iyi işitendir, en iyi bilendir.
33,34Şüphesiz Allah, Âdem'i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini –birbirinin soyundan olmak üzere– âlemler üzerine seçkin kıldı. Ve Allah, en iyi işitendir, en iyi bilendir.
35Hani bir zaman İmran'ın karısı: “Rabbim! Kesinlikle ben, karnımdakini tam hür olarak senin için adadım. Sen de benden kabul et, şüphesiz Sen en iyi işitensin, en iyi bilensin” demişti.
36Onu doğurunca da: “Rabbim, şüphesiz ben, onu kız doğurdum; - Hâlbuki Allah onun doğurduğu şeyi daha iyi bilir- erkek, kız gibi değildir. Ve şüphesiz ona Meryem adını verdim. Ve şüphesiz ben, onu ve soyunu şeytan-ı racimden; kovulmuş/ katil, asılsız söz ve düşünce üreten, karanlığa taş atan şeytandan sana sığındırırım” dedi.
37Bunun üzerine Rabbi Meryem'i güzel bir kabul ile kabul etti. Ve onu güzel bir bitki olarak bitirdi. Ve ona Zekeriya’yı kefil kıldı. Zekeriya ne zaman onun üzerine/özel odaya girse, onun yanında bir rızık bulurdu. Zekeriya, “Ey Meryem! Bu sana nereden?” dedi. Meryem de: “O, Allah katındandır” dedi. Şüphesiz Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır.
…..
42,43Ve hani haberci ayetler. “Ey Meryem! Şüphesiz Allah seni seçti, seni tertemiz biri yaptı ve seni âlemlerin kadınlarına seçti. Ey Meryem! Rabbine saygılı ol, O'na boyun eğip teslimiyet göster ve Allah'ı birleyen erkeklerle beraber sen de Allah'ı birle!” demişlerdi.
44İşte bu, gaybde; algılama imkânının olmadığı, geçmişin önemli haberlerinden sana vahyettiklerimizdir. Ve Meryem'e hangisi kefil olacağına kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin. Onlar tartışırlarken de sen yanlarında değildin.

45-46Hani bir zaman haberci ayetler: “Ey Meryem! Allah seni, Kendisinden bir kelimeyle müjdeliyor. Onun adı, Meryem oğlu İsa Mesih'tir. Dünya ve ahrette saygındır. Ve o yaklaştırılanlardan ve salihlerdendir. Yüksek mevkide bulunarak ve yetişkin biri olarak insanlarla konuşacaktır da. 48Ve Allah, ona kitabı, haksızlık, bozgunculuk ve kargaşayı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeleri ve Tevrat ile İncil’i öğretecek.
49-51Ve onu İsrail oğullarına; ‘Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir alâmet /gösterge getirdim/ gösterge ile geldim; şüphesiz ben, sizin için, çamurdan; kilden; seramikten kuş şekli gibi bir şey; “buhurdan (tütsülük”) tasarlarım. Sonra onun içine üflerim de Allah'ın izniyle hastalık yapan şeyler kuş oluverir/uçar gider. Ben, körü ve abraşı iyileştirir, sosyal ölüleri Allah'ın izniyle diriltirim. Yiyeceklerinizi ve evlerinizde zahire yapacaklarınızı; biriktirip sonra yiyeceklerinizi size haber veririm. —Eğer inananlarsanız bunda sizin için kesinlikle bir alâmet/gösterge vardır.- Tevrat’tan sadece İncil’de yeralanları doğrulayıcıyım. Size yasaklanmış olanların bir kısmını serbest edeceğim. Rabbinizden bir alâmet/gösterge de getirdim size. Artık Allah'ın koruması altına girin ve bana itaat edin. Şüphesiz Allah, benim Rabbimdir ve sizin Rabbinizdir. Onun için O'na kulluk edin! İşte bu, doğru yoldur’ diye bir elçi yapacak” demişlerdi.

47Meryem: “Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim için çocuk nasıl olur?” dedi. Allah: “Öyledir! Allah dilediği şeyi oluşturur; O, bir işe karar verdiği zaman onun için “Ol!” der, o da hemen olur” dedi.[5]

Kur’an’ın bu pasajındaki Imran’ın karısının ağzından “Rabbim, şüphesiz ben, onu kız doğurdum; - - erkek, kız gibi değildir” şeklindeki nakilden anlaşıldığına göre Meryem, oğlan bekleyen, oğlanı kıza tercih eden; oğlan kız ayırımı yapan dindar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Ailenin dindarlığını ve doğacak çocuklarını Allah’a hizmete adayışlarını, ve bugünki Yahudilerdeki Kitabı Mukaddes kaynaklı kadının yerini dikkate alırsak, oğlanı kıza tercih etme nedenini o günün toplumunda kızlara dine hizmet etme imkanı verilmez oluşu, olabileceğini düşünebiliriz.
Meryem’in cinsiyeti
Aşağıda ayrıntılı olarak vereceğimiz üzere, bize gore Meryem erselik[6] yapıda yaratılmıştır.
Şöyle ki:
-  Ali Imran’daki bu pasajda Rabbimizin “Hâlbuki Allah onun doğurduğu şeyi daha iyi bilir” buyurması, aslında Meryem’in kız olmadığının da bildirilmesdir.
-Yine bu pasajda Rabbimizin “Bunun üzerine Rabbi Meryem'i güzel bir kabul ile kabul etti. Ve onu güzel bir bitki olarak bitirdi.” ifadelerinde Meryem bitki olarak nitelenmiştir (bitkiye benzetilmemiştir). Meryem'in normal bir insan özelliğinden çok, bir bitki özelliği taşıdığını düşündürmektedir. Bir insanın bitki özelliğinde olması Rabbimizin yaratılış kanunlarına ters değildir. Çünkü insanın yaratılış aşamalarından birisi de bitkilik evresidir:
Ve Allah sizi yeryüzünde bitki olarak bitirdi. (Nûh: 17)
Meryem'in daha sonra erkeksiz hamile kaldığı da göz önüne alınırsa, bitki özelliğinde olması onun tıpkı çiçekli bitkilerin çoğunda görüldüğü gibi " erselik" yapıda olduğu, yani vücudunda hem erkek hem dişi üreme organı bulunduğu ihtimalini ortaya çıkarır.
Yine ayetteki “Ve Meryem'e hangisi kefil olacağına kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin. Onlar tartışırlarken de sen yanlarında değildin”  ve “Ve ona Zekeriya’yı kefil kıldı” ifadelerinden Meryem’in Mabede tesliminde sorun yaşandığı, işi kur’a çekerek hallettikleri, sonunda Zekeriya’nın mabette Meryem’in kefili  olduğu anlaşılmaktadır.
-  Yine bu pasajdaki “  seni âlemlerin kadınlarına seçti” ifadesi ile belirtilen seçkinlik, Meryem'in meziyetleri dolayısıyla diğer kadınlardan üstünlüğünü değil, onun biyolojik farklılığını, fazlalığını, fizikî bakımdan diğer kadınlarla aynı yapıda olmadığını anlatmaktadır.
—Yine bu pasajda “Ey Meryem! Rabbine gönülden kul ol, ona boyun eğ ve rükû edenlerle [rükû eden erkeklerle] beraber rükû et!” demişlerdi.” ifadesinden Meryem’in erkekler arasında, erkeklerin görevini aldığı ve yaptığı anlatılmaktadır. Âyetteki  er-Rakiîn ifadesinin müzekker getirilmesi her halde sadece seci'[kafiye] olsun diye değildir.

-  Enbiyâ Suresinin 92. ayetinde de Meryem'e işaret eden zamirler “ehsanet, ferceha, fiyha, cealnaha, ibneha”  şeklinde müennes [dişil], Tahrîm Suresinin 12. ayetindeki zamirlerden biri ve bir sıfat, “fiyhi, kanitiyn” şeklinde müzekker [eril], diğeri “ elleti, ehsanat, ferceha, saddegat, rabbiha, kanet.” şeklinde müennes[dişil]olarak yer almıştır.
-Meryem suresinde aşağıda görüleceği üzere Meryem pasajına girerken 16. ayette “Hani o, ailesinden/yakınlarından ayrılarak doğu tarafında bir yere kaçıp gitmişti..” şeklinde nakledilmiştir.Yukarıdaki ayetlere göre Meryem, ehlinden [ailesinden ve yakınlarından] ayrılıp tek başına doğuda bir bölgeye gitmiştir. O dönemde Meryem’in kaç yaşında olduğu ve ehlinden hangi sebeple ayrıldığı konularında herhangi bir bilgi yoktur. Meryem’in ailesini terk etmesinin sebebi olarak “hayız gördüğü için utanmıştı” veya “hamileliği bahanesiyle uzaklaşmıştı” tarzında yapılan yakıştırmalar, ayetin orijinal anlamını bozmaktan başka bir şey değildir. Bizim kanaatimize göre Meryem sorunludur ve sorunları sebebiyle yakın çevresinden uzaklaşmıştır. Şöyle ki:

Ayette geçen “ إنتباذ intibaz” sözcüğü “eldeki şeyi öne veya arkaya fırlatıp atmak, tek başına ayrılma, uzaklaşma, ilişik kesme” anlamındadır.[7]Nitekim bir kimsenin insanlardan uzak bir köşeye oturması da “intebeze” sözcüğüyle ifade edilir. Dolayısıyle Meryem’in kendi evinin doğu taraftaki odasına veya mabedin doğu köşesine çekildiği yolundaki yorumlar sözcüğün anlamına ve ayetin ruhuna aykırıdır. Sözcüğün ifade ettiği anlama göre Meryem yakın çevresinden kopmuş, onlardan ayrılıp uzaklara gitmiştir. Kısacası Meryem evden kaçan kızdır.
Durumun böyle olduğu, 17. ayetteki “ehliyle kendisi arasına bir perde edinmişti” ifadesinden de anlaşılmaktadır. Çünkü bu ifade, onun kendisiyle ailesi arasına bildiğimiz bez perde çektiği anlamına değil, ailesinden mesafelenip uzaklaştığı, ailesiyle irtibatı kestiği anlamına gelir. Bunun bir örneği de Sad suresinin 32. ayetindeki “Ben, hayır [servet, çıkar] sevgisini, Rabbimin zikrinden dolayı sevdim. -Sonunda onlar perdenin arkasına girdiler.-” ifadesinde görülmektedir.

Meryem'in erselik yapıda olması, ehlini terk edip uzak bir yerde tek başına yaşamaya gitmesinin sebebini de izah etmektedir. Yani Meryem, her problemli insanın yapabileceği gibi, bünyesindeki bu farklılığın meydana getirdiği psikolojik sıkıntı ile evini terk etmiştir.
-  Ayrıca Meryem'in Bana bir beşer dokunmamıştır şeklindeki ifadesi de, onun erselik yapıda olmasına uygun bir ifadedir. Çünkü Meryem " Bana bir erkek dokunmamıştır" dememiş, hem erkek hem kadın için söz konusu edilebilecek bir ifade kullanmıştır.
Meryem’in doğumu ile ailesinden ayrılışı arasındaki yaşamına dair Kur’an’da herhangi bir bilgi verilmemiştir. Konumuz olan ayetlerde verilen bilgiler, Meryem’in yetişkinlik çağına ait bilgilerdir.
Meryem’e Ruhun Üflenmesi
Ve o, ırzını titizlikle koruyan kadın. Ona ruhumuzdan üfledik de onu ve oğlunu âlemler için bir mucize yaptık. (Enbiyâ: 91)
Ve Allah, ırzını bir kale gibi koruyan İmran kızı Meryem'i de örnek verdi. Biz onun içine ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdikledi ve içten bağlananlardan oldu. (Tahrîm; 12)
Ey ehlikitap! Dininizde aşırılığa gitmeyin. Ve Allah hakkında gerçek dışı bir şey söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesih, Allah'ın elçisi ve kelimesidir. Ki Meryem'e ilka ettiği [ulaştırdığı] kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Artık Allah'a ve elçilerine inanın. " Üçtür" demeyin. Son verin, sizin için daha iyi olur. Allah Vahid'dir, tek ve biricik ilâhtır. Kendisi için bir çocuk olmasından arınmıştır O. Yalnız O'nundur göklerdekiler ve yerdekiler. Vekil olarak Allah yeter. (Nisâ; 171)

Yukarıdaki ilk iki ayette geçen ruh üfürme tabiri, Nisâ Suresi’nin 171. ayetinde القا  - ilka = bırakma, ulaştırma tabiri ile açıklanmaktadır. Ruh üfürme tabirinin " az bir bilgi ile bilgilendirmek" anlamına gelmektedir. Meryem'e üflendiği bildirilen ruh; onun hamile kalması için rahmine [dölyatağına]yapılan fizikî bir üfürük değil,  Zekeriya  peygamber aracılığı ile gönderilen ilahi mesajlardır. Bu mesajlarıniçeriği ise Meryem ve Âl-i Imran ve Meryem surelerinde şöyle yer almaktadır:
Meryem/16- 21:
16Kitap'ta Meryem'i de an! Hani o, ailesinden/yakınlarından ayrılarak doğu tarafında bir yere kaçıp gitmişti.
17Sonra ailesiyle/yakınlarıyla kendisi arasına bir perde edinmişti de Biz ona ruhumuzu/ilâhî mesajımızı gönderdik, sonra ruhumuzu/mesajlarımızı getiren elçi, Meryem'e mükemmel bir beşerî örnek verdi.
18Meryem: “Ben senden Rahman’a [yarattığı bütün canlılara dünyada çokça merhamet eden Allah'a] sığınırım. Eğer sen Allah'ın koruması altına girmiş birisi/takî isen...” dedi.
19Elçi/Zekeriya: “Ben sadece, sana tertemiz bir delikanlı bağışlamam/bağışlamak için, Rabbinin elçisiyim” dedi.
20Meryem: “Benim nasıl delikanlım olabilir? Bana hiçbir beşer dokunmamıştır. Ben bir yasa tanımaz/iffetsiz biri de değilim” dedi.
21Elçi: “Öyledir! Rabbin buyurdu ki: Babasız çocuk vermek, Bana pek kolaydır. Hem Biz onu nezdimizden insanlara bir alâmet/gösterge ve rahmet yapacağız.” Ve o gerçekleştirilmiş bir iş oldu.
Âl-i Imran/42-51
42,43Ve hani haberci ayetler. “Ey Meryem! Şüphesiz Allah seni seçti, seni tertemiz biri yaptı ve seni âlemlerin kadınlarına seçti. Ey Meryem! Rabbine saygılı ol, O'na boyun eğip teslimiyet göster ve Allah'ı birleyen erkeklerle beraber sen de Allah'ı birle!” demişlerdi.
45-46Hani bir zaman haberci ayetler: “Ey Meryem! Allah seni, Kendisinden bir kelimeyle müjdeliyor. Onun adı, Meryem oğlu İsa Mesih'tir. Dünya ve ahrette saygındır. Ve o yaklaştırılanlardan ve salihlerdendir. Yüksek mevkide bulunarak ve yetişkin biri olarak insanlarla konuşacaktır da. 48Ve Allah, ona kitabı, haksızlık, bozgunculuk ve kargaşayı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeleri ve Tevrat ile İncil’i öğretecek.
49-51Ve onu İsrail oğullarına; ‘Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir alâmet /gösterge getirdim/ gösterge ile geldim; şüphesiz ben, sizin için, çamurdan; kilden; seramikten kuş şekli gibi bir şey; “buhurdan (tütsülük”) tasarlarım. Sonra onun içine üflerim de Allah'ın izniyle hastalık yapan şeyler kuş oluverir/uçar gider. Ben, körü ve abraşı iyileştirir, sosyal ölüleri Allah'ın izniyle diriltirim. Yiyeceklerinizi ve evlerinizde zahire yapacaklarınızı; biriktirip sonra yiyeceklerinizi size haber veririm. —Eğer inananlarsanız bunda sizin için kesinlikle bir alâmet/gösterge vardır.- Tevrat’tan sadece İncil’de yer alanları doğrulayıcıyım. Size yasaklanmış olanların bir kısmını serbest edeceğim. Rabbinizden bir alâmet/gösterge de getirdim size. Artık Allah'ın koruması altına girin ve bana itaat edin. Şüphesiz Allah, benim Rabbimdir ve sizin Rabbinizdir. Onun için O'na kulluk edin! İşte bu, doğru yoldur’ diye bir elçi yapacak” demişlerdi.
Hıristiyanlar, Meryem’in İsa’ya on üç yaşında gebe kaldığını, İsa göğe kaldırılıncaya [!] kadar otuz iki yıl ve birkaç gün dünyada kaldığını, Meryem’in İsa’nın (as) göğe kaldırılmasından sonra altı yıl daha yaşadığını iddia ederler. Buna göre Meryem elli küsur yaşında vefat etmiş demektir.[8]
Meryem’in İsa’yı doğurması
Bu konuyu tekrar Kur’an’ın  Meryem suresinden izliyoruz:
16Kitap'ta Meryem'i de an! Hani o, ailesinden/yakınlarından ayrılarak doğu tarafında bir yere kaçıp gitmişti.
17Sonra ailesiyle/yakınlarıyla kendisi arasına bir perde edinmişti de Biz ona ruhumuzu/ilâhî mesajımızı gönderdik, sonra ruhumuzu/mesajlarımızı getiren elçi, Meryem'e mükemmel bir beşerî örnek verdi.
18Meryem: “Ben senden Rahman’a [yarattığı bütün canlılara dünyada çokça merhamet eden Allah'a] sığınırım. Eğer sen Allah'ın koruması altına girmiş birisi/takî isen...” dedi.
19Elçi/Zekeriya “Ben sadece, sana tertemiz bir delikanlı bağışlamam/bağışlamak için, Rabbinin elçisiyim” dedi.
20Meryem: “Benim nasıl delikanlım olabilir? Bana hiçbir beşer dokunmamıştır. Ben bir yasa tanımaz/iffetsiz biri de değilim” dedi.
21Elçi: “Öyledir! Rabbin buyurdu ki: Babasız çocuk vermek, Bana pek kolaydır. Hem Biz onu nezdimizden insanlara bir alâmet/gösterge ve rahmet yapacağız.” Ve o gerçekleştirilmiş bir iş oldu.
22Sonunda Meryem/delikanlıya gebe kaldı. Sonra da onunla uzak bir yere kaçtı gitti.
23Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı. “Keşke bundan önce ölseydim ve büsbütün unutulan biri olsaydım!” dedi.
24-26Sonra ona; Meryem´e aşağısındaki kişi; Zekeriya seslendi: " Sakın üzülme, Rabbin alt tarafında bir su arkı akıttı. Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine olgunlaşmış taze hurmalar düşsün. Sonra ye-iç, gözün aydın olsun. Sonra eğer beşerden birini görürsen, `Ben Rahman’a [yarattığı bütün canlılara dünyada çokça merhamet eden Allah'a] bir oruç adadım, onun için bugün hiçbir kimseyle konuşmayacağım´ de."
27-28Sonra Meryem, çocuğunu yüklenerek toplumuna getirdi. Toplumu dediler ki: " Ey Meryem! Doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın. Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kişi değildi, annen de yasa tanımaz/iffetsiz bir kadın değildi."
29Bunun üzerine Meryem ona; doğum anında aşağısında bulunan kişiye; Zekeriya´ya işaret etti, ondan gelişmeleri açıklamasını istedi. Zekeriya, Meryem´in zina etmeden çocuğu doğurduğuna kefil olup çocuğun mabette yetiştirilmesini istedi. Onlar, " Biz, yüksek mevkide olan kişiler, henüz ergenlik çağına gelmemiş birine nasıl söz söyleriz/yüksek mevkide olan kişiler henüz ergenlik çağına gelmemiş birine nasıl söz söyler?" dediler.
34İşte bu, hak söze göre, hakkında ihtilâf edip durdukları, " 30Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. O bana kitabı verdi ve beni bir peygamber yaptı. 31Beni, ben nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe bana salâtı [mali yönden ve zihinsel açıdan destek olmayı; toplumu aydınlatmayı] ve zekâtı/vergiyi yükümlülük olarak ulaştırdı. 32Ve beni, anneme iyi davranan bir kimse yaptı. Ve beni bir zorba, mutsuz biri yapmadı. 33Ve doğurulduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden diriltileceğim gün, selâm benim üzerimedir. 36Ve şüphesiz Allah benim Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir. O hâlde O'na kulluk edin, işte bu, dosdoğru yoldur34diyen Meryem oğlu İsa'dır.[9]



Meryem suresinde meryemi konu eden bu pasajdaki bazı noktalar üzerinde tahlil yapıyoruz:

MERYEM’E GÖNDERİLEN RUH
Meryem suresinin 17. ayetinde “Biz ona ruhumuzu/ilâhî mesajımızı gönderdik, sonra ruhumuzu/mesajlarımızı getiren elçi, Meryem'e mükemmel bir beşerî örnek verdi.” buyrulmaktadır.
Tebyînü’l Kur’an çalışmamızın muhtelif yerlerinde belirttiğimiz gibi, “ruh” sözcüğü Kur’an’da hep “vahiy, ilâhî bilgi” anlamında kullanılmıştır. “Ruh üfleme” tabiri de “az bir bilgi ile bilgilendirmek” demektir. Buna göre, Allah’ın Meryem’e ruhunu göndermesi, elçisi Zekeriya vasıtasıyla Meryem’e bir takım bilgiler yollaması anlamına gelmektedir.
Bu ayette “ruhumuzu gönderdik” sözleri ile ifade edilen Meryem’e bilgi verme işlemi, aynı olayı anlatan başka ayetlerde “ruhumuzu üfledik” sözleri ile ifade edilmiştir. Özetlemek gerekirse; daha önce kendisine verilmiş olan ilâhî bilgiyi Meryem’e iletmekle görevlendirilen Zekeriya peygamber, bu bilgi sayesinde bir erkeğe gerek olmadan çocuk doğurabileceğini Meryem’e anlatarak görevini yapmış, bu bilginin doğruluğuna kanıt olarak da bebek Yahya’yı göstermiştir. Âl-i Imran suresinin 42,43. ayetlerinde sözü edilen melekler de Zekeriya peygamber ile Meryem’e gönderilen ayetlerdir.
Dolayısıyla 17. ayetteki “ona ruhumuzu gönderdik” ifadesi de “Meryem’e bir takım ilâhî bilgilerin gönderildiği” anlamına gelmektedir. Ancak bu bilgiler doğrudan Meryem’e vahyedilmemiş, bir elçi vasıtasıyla gönderilmiştir. Bu elçi, o dönemde yaşamış olan Zekeriya peygamberden başkası değildir.
Elçinin Meryem’e “örnek gösterdiği mükemmel beşer” ise o gün henüz bir bebek olan Yahya peygamberdir. Çünkü Yahya peygamber de kısır anası tarafından daha önce Zekeriyya peygambere verilmiş bu bilgi sayesinde sağlığına kavuşturulmak suretiyle dünyaya getirilmiştir.
تمثّل TEMESSÜL
Meryem suresinin on yedinci ayetinin orijinalinde “fetemessele leha beşeren seviyyen” ifadesi yer alır. Bu ifadeyi  gelenekçiler, genellikle, “Ona mükemmel bir beşer olarak kendini gösterdi; Cebrail mükemmel bir insan şeklinde Meryem’e gözüktü” diye çeviregeldiler. Biz bu ifadenin gerçek anlamını gerçek şekliyle takdim ediyoruz:
“ تمثّل Temessül” sözcüğünün esas anlamı “örnek vermek” demektir. Bununla beraber sözcük, ikinci, üçüncü anlam olarak “insan şekline girmek” manasında da kullanılmıştır.[10]Kur’an ile ilgili çalışma yapanlar, genellikle sözcüğün esas anlamı yerine uzak anlamını tercih etmişlerdir. Böyle olunca da Meryem’e haberci olarak Cebrail’in geldiği, korkmasın diye de Cebrail’in ona bir delikanlı kılığında göründüğü yorumları ortaya çıkmıştır.
Biz, “temessül” sözcüğünün esas anlamı ile çevrilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Sözcüğün burada asıl anlamıyla değerlendirilmesi, yukarıdaki alıntıda geçen İncil’in şu ifadesi ile de uyum göstermektedir:
Bak, senin akrabalarından Elizabet de yaşlılığında bir oğula gebe kaldı. Kısır bilinen bu kadın şimdi altıncı ayındadır. (Luka; 1/36)
….
19Elçi/Zekeriya: “Ben sadece, sana tertemiz bir delikanlı bağışlamam/ bağışlamak için, Rabbinin elçisiyim” dedi.
Allah tarafından gönderilen bilgiyi ve mesajları Meryem’e getiren elçi, bu ilâhî bilgi sayesinde Meryem’in zekiy [tertemiz] bir delikanlı anası olacağını söylemek suretiyle, getirdiği bilginin amacını da bildirmektedir.
22Sonunda Meryem/delikanlıya gebe kaldı. Sonra da onunla uzak bir yere kaçtı gitti.
Bu ayet, Meryem’in ikna olarak elçinin getirdiği bilgi ile hamile kaldığını ve sonra da bulunduğu yerden daha uzak bir yere gittiğini bildirmektedir. Bazı tarihî kaynaklara göre bu yer Beyt el-Lahm [Betlaham] adlı şehirdir.
Meryem’in ikinci kez yer değiştirmesinin sebebini “durumunu saklamak için” diye açıklamak mümkündür. Bu konu Kur’an’da açıkça bildirilmemekle beraber, ayetteki “intibaz” sözcüğü ve 23. ayette nakledilen Meryem’in  “Keşke bundan önce ölseydim ve büsbütün unutulan biri olsaydım! diye serzenişi bunu açıklamaya delâlet eder mahiyettedir.
Meryem’in hamile kaldığında 13 yaşında olduğu, hamileliğinin kimine göre 9 ay, kimine göre 8 ay, kimine göre 7 ay, kimine göre 6 ay, hatta bazılarına göre 3 saat, bazılarına göre de 1 saat sürdüğü yolunda birçok rivayet varsa da, bunların hepsi dayanaksız ve ciddiyetten uzak nakillerdir.
23Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı. “Keşke bundan önce ölseydim ve büsbütün unutulan biri olsaydım!” dedi.
Bu ayette Meryem’in gebelik döneminin sonuna geldiği ve doğurmasının yaklaştığı anlatılmaktadır. Bir hurma ağacının altında doğum sancısı çeken Meryem hem bitkindir hem de kendini çaresiz ve kimsesiz hissetmektedir. “Keşke bundan önce ölseydim ve büsbütün unutulan biri olsaydım!” şeklindeki sözleri, içinde bulunduğu tedirginliğin şiddetini göstermektedir. Bu sözler, doğum sancısı çeken bir kadının söyleyeceği sözler değil, izah edemeyeceği bir şekilde sahip olduğu çocuğunu halkından nasıl gizleyeceğini düşünen bir kadının üzüntüsünü ve pişmanlığını yansıtan sözlerdir. Çünkü hiçbir anne adayı, doğum esnasında çektiği sancı sebebiyle üzülmez ve pişmanlık duymaz.
Meryem suresinin 24- 26. Ayetlerinden oluşan pasaj içinde “Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine olgunlaşmış taze hurmalar düşsün”   ifadesinden de İsa peygamberin doğduğu mevsimin hurmaların olgunlaştığı mevsim olduğu anlaşılmaktadır. Ayetin orijinalindeki “Rutab” ifadesi, hurmanın, temmuz ile ağustos ortası sürecindeki aşamasıdır. Bu durumda İsa peygamber, aralık veya ocakta değil yaz ortasında doğmuştur.
29Bunun üzerine Meryem ona; doğum anında aşağısında bulunan kişiye; Zekeriya´ya işaret etti, ondan gelişmeleri açıklamasını istedi. Zekeriya, Meryem´in zina etmeden çocuğu doğurduğuna kefil olup çocuğun mabette yetiştirilmesini istedi. Onlar, " Biz, yüksek mevkide olan kişiler, henüz ergenlik çağına gelmemiş birine nasıl söz söyleriz/yüksek mevkide olan kişiler henüz ergenlik çağına gelmemiş birine nasıl söz söyler?" dediler.
34İşte bu, hak söze göre, hakkında ihtilâf edip durdukları, " 30Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. O bana kitabı verdi ve beni bir peygamber yaptı. 31Beni, ben nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe bana salâtı [mali yönden ve zihinsel açıdan destek olmayı; toplumu aydınlatmayı] ve zekâtı/vergiyi yükümlülük olarak ulaştırdı. 32Ve beni, anneme iyi davranan bir kimse yaptı. Ve beni bir zorba, mutsuz biri yapmadı. 33Ve doğurulduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden diriltileceğim gün, selâm benim üzerimedir. 36Ve şüphesiz Allah benim Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir. O hâlde O'na kulluk edin, işte bu, dosdoğru yoldur" 34diyen Meryem oğlu İsa’dır.
Meryem, Elçinin öğüdüne uyarak oruç tutmuş ve kavminin üzücü ithamlarına rağmen onlara cevap vermemiştir. Konuşmamasından başka bir de size o cevap verecek şeklinde olayları baştan sona bilen, doğum anında da yakınında bulunan, kefili Zekeriya peygamberi işaret etmiştir. Zekeriya tüm gelişmeleri topluma anlatmış ve ikna etmiş olmalı ki, tutucu Yahudi toplumu Meryem’i recmetmemiştir; taşlayarak öldürmemiştir. Aksi halde bu kaçınılmazdı.
Bu olaydan sonra Meryem ile ilgili herhangi bir bilgi ve onun neler yaptığı, nerelerde yaşadığı konularında ayrıntı bulunmamaktadır.  Yalnız, yukarıda da takdim ettiğimiz Mü’minun/50. ayetteki “ikisini, yerleşmeye uygun, suyu olan bir tepeye yerleştirdik” ifadesi, Meryem’in  oğluyla birlikte Filistin’den ayrılıp başka bir yere; yerleşmeye uygun, suyu olan bir tepeye gittiklerini bildirmektedir. Yine Kur’an ayetlerinden, İsa henüz doğmadan, cilt ve göz hastalıkları hekimi, gıda koruma uzmanı olacağı annesi Meyemem’e bildirildiğine göreMeryem’in bu konularda eğitim verilen bir yere gitmesi gerekmektedir. Öyleyse İsa peygamberin cilt hastalıkları, göz hastalıkları ve gıda kurutma, depolama konusunda uzman birisi olarak yetiştiğini öğrendiğimize gore, Meryem ve İsa’nın gittikleri yer KUMRAN’dır. İsa, orada İSKENDERİYE mektebinde yetişmiştir. Ve hekim ve bir gıda uzmanı olunca da Allah kendisini, yoksulluk çeken, cilt ve göz hastalıklarıyla mücadele eden İsrail oğullarına elçi olarak göndermiştir.[11]

Meryem’in cinsiyetindeki farklı yapısı dikkate alındığı vakit, evlenme ve İsa’dan başka çocuğunun olması ihtimali sözkonusu olmayabilirir.  Faaliyetlerine gelince inancımız odur ki, yaşadıysa oğlu peygamber oluncaya kadar Rabbimizin Zekeriya peygamber aracılığı ile kendisine verdiği görev; Ali Imran/42, 43’te “Ey Meryem! Şüphesiz Allah seni seçti, seni tertemiz biri yaptı ve seni âlemlerin kadınlarına seçti. Ey Meryem! Rabbine saygılı ol, O'na boyun eğip teslimiyet göster ve Allah'ı birleyen erkeklerle beraber sen de Allah'ı birle!”şeklinde verilen vazifeyi hakkiyle gerçekleştirmiş olmalıdır.
Meryem, henüz doğurmadan, oğlunun cinsiyetini, misyonunu Allah tarafından kendisine Zekeriya peygamber aracılığı ile gönderilen mesajlarla öğrenmiş bahtiyar bir kadındır:
45-46Hani bir zaman haberci ayetler: “Ey Meryem! Allah seni, Kendisinden bir kelimeyle müjdeliyor. Onun adı, Meryem oğlu İsa Mesih'tir. Dünya ve ahrette saygındır. Ve o yaklaştırılanlardan ve salihlerdendir. Yüksek mevkide bulunarak ve yetişkin biri olarak insanlarla konuşacaktır da. 48Ve Allah, ona kitabı, haksızlık, bozgunculuk ve kargaşayı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeleri ve Tevrat ile İncil’i öğretecek.
49-51Ve o'nu İsrail oğullarına; ‘Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir alâmet /gösterge getirdim/ gösterge ile geldim; şüphesiz ben, sizin için, çamurdan; kilden; seramikten kuş şekli gibi bir şey; “buhurdan (tütsülük”) tasarlarım. Sonra onun içine üflerim de Allah'ın izniyle hastalık yapan şeyler kuş oluverir/uçar gider. Ben, körü ve abraşı iyileştirir, sosyal ölüleri Allah'ın izniyle diriltirim. Yiyeceklerinizi ve evlerinizde zahire yapacaklarınızı; biriktirip sonra yiyeceklerinizi size haber veririm. -Eğer inananlarsanız bunda sizin için kesinlikle bir alâmet/gösterge vardır.- Tevrat’tan sadece İncil’de yer alanları doğrulayıcıyım. Size yasaklanmış olanların bir kısmını serbest edeceğim. Rabbinizden bir alâmet/gösterge de getirdim size. Artık Allah'ın koruması altına girin ve bana itaat edin. Şüphesiz Allah, benim Rabbimdir ve sizin Rabbinizdir. Onun için O'na kulluk edin! İşte bu, doğru yoldur’ diye bir elçi yapacak” demişlerdi.
Allah, ondan razı olsun ve ona rahmet etsin.

[1] Meryem/34
[2] (Lisanü’l-Arab c:4, s.325. rym mad.)
[3] (Çıkış:15/20 ve Sayılar: 26/59)

2 yorum:

  1. Alıntı yaptığınız yazıların dipnotlarını vermiş siniz bu güzel. Yukarıdaki makale bir baska sitede bulunuyor. Yazarı, kaynayanağını ve site adresini de vermeniz gerekmez miydi?

    YanıtlaSil
  2. YARARLANILAN VE TAVSİYE EDİLEN KİTAPLAR
    Toplumumuz, bir makalenin yazarın ismini gördüğünde, ön yargılarından dolayı, yazıları okumamaktadır. Bu nedenle yazıları gönderen kişi ve yazı sahiplerinin ismi, paylaşımlarda yer almamaktadır.



    Yazar : Ebu Hilal el-Askeri
    Arab Dili'nde ve Kur'an'da Farklar Sözlüğü (el-Furuq fi'l-Luğa)

    Yazar : Mahmut Çanga
    Mu’cemü’l Müfehres - KUR’AN-I KERİM LÜGATİ

    Yazar : Prof. Dr. Şaban Ali DÜZGÜN
    Sosyal Teoloji (İnsanın Yeryüzü Serüveni)

    Yazar : Prof. Dr. Hayri KIRBAŞOĞLU
    Ahir Zaman İlmihali
    İslam Düşüncesinde Sünnet / Eleştirel Bir Yaklaşım
    İslam Düşüncesinde Hadis Metodolojisi

    Yazar : Muhammed Ahmed Halefullah (El-Ezher Üniversitesi)
    Kur'an'da Anlatım Sanatı

    Yazar : Ali ŞERİATİ(sosyolog)
    İnsanın Dört Zindanı
    Dine karşı Din

    Yazar : Hakkı YILMAZ
    Tebyinü’l Kur'an (Nüzul Sırasına Göre) 11 cilt

    Yazar : İhsan ELİAÇIK
    Mülk Yazıları 1-2
    Yaşayan Kur'an (TEFSİR) 3 cilt
    Adalet Devleti
    Daru's - Selam
    Gerçek Hayat Dini
    İslam ve Sosyal Değişim
    Çağa İz Bırakan Müslüman Önderler Mehmed Akif Ersoy
    Muhammed İkbal
    İslam'ın Üç Çağı
    İhyadan İnşaya İslam Düşüncesi
    İslam'ın Yenilikçileri -I. Cilt- II. Cilt, III. Cilt - İslama Düşünce Tarihinde Yenilik Arayışları Kişiler, Fikirler, Akımlar
    İtikad Üzerine
    Devrimci İslam

    Yazar : Prof. Dr. Yaşar DÜZENLİ
    KUR'ÂN IŞIĞINDA EVRENSEL DENGELER VE İNSAN
    Kur'an ve Şefaat Üslub ve Semantik Açıdan

    Yazar : Mehmet Yaşar SOYALAN
    Kur'an Meali Okuma Kılavuzu
    Vahiy Savunması & Kur'an Dışı Vahyin İmkansızlığı


    Yazar; Ferec Hüdür, Haluk Gümüştabak, Edip Yüksel, Arif Aydoğan, Mustafa DEMİR, Ali Rıza Borazan, Zafer ATAYURT (www.temizfikir.com) kardeşlerimize yazı ve çalışmalarından dolayı, teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil