14 Ocak 2013 Pazartesi

O Mescitlere Gitmeyin

''Gönlüm şunu istiyor, sokak çocuklarının bile sığınabildiği yer Allah'ın evleri olsun. Ankara'ya, İstanbul'a gelip otel parası bulamayan kimsesiz, sokakta kalmış insanların sığınacağı yer yine Allah'ın evleri olsun. Camilerin yanı başında, müştemilatında oluşturulacak küçük bir yer sayesinde bir gariban, aç kalmış, susuz kalmış, sığınacak bir yer bulamamış insanlar Allah'ın evlerine sığınma imkanı bulsun. Bu bir hayal gibi görülebilir ancak bu hayali hep birlikte gerçekleştireceğiz. Camileri bütün gün açık hale getirmeliyiz. Hiçbir endişe ve korku camilerin kilitli olmasını haklı kılmaz. Unutulmamalı ki hırsızlık endişesi ile camilerimizi kapalı tutarak yaptığımız hırsızlık, hırsızların camilerden götürdüklerinden daha büyük bir hırsızlıktır.''

Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Mehmet Görmez



O Mescitlere Gitmeyin


Memleketimizde 81.984 cami bulunmaktadır.Buna karşılık 67 bin okul,1220 hastane bulunuyor.


Camilerin bağlı bulunduğu kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı ise 3.178.99.500 TL bütçesi ile göz kamaştırıyor.



Bu rakam 70 kurumun ve 4 bakanlığın bütçesinden daha fazla bir payı oluşturuyor. İnsanın gözleri yaşarıyor doğrusu. Devlet nasıl da halkı için çalışıyor!



Diyanet işlerinin bu gelirin haricinde takvim, kitap bağış ve vakıf gelirleri de bulunuyor. Siyasal iktidar son günlerde, Çamlıca tepesi ve Taksim Meydanı gibi merkezi alanlara iktidarın güç ve azametini simgeleyen milyon dolarlık  sultan camilerin yapılmasını karar vermiştir.



Yaptıkları bina ile hevesleri kursaklarında kalacak ve kalpleri parçalanıncaya kadar içlerine oturacaktır. Allah her şeyi bilen, çok bilgedir.
(Tevbe 110)
Türkiye’de siyasal iktidarlar, özellikle merkez sağ siyasetçiler, Diyaneti ve camileri siyaset için kendi çıkarına kullanmışlardır. Fakat hiç bir dönem bu iktidar kadar pervasız ve alenen yapamamışlardır. Kendi Neo Liberal kapitalist, emperyalist, işbirlikçi politikalarını aklamak için Diyaneti adeta sultanın fetva başıcı şeyhülislamları gibi kullanmaya başlamışlardır.
Siyasal iktidarın fetva başkanlığı olan diyanet, her cuma yüz bine yaklaşan camilerde milyonlarca Müslüman’ın zihnine iktidar propagandası şırınga  etmektedir. Böylece yalan vaatlerle din sömürüsü yaparak kandırdıkları saf Müslüman halkın bilincini kontrol altına almışlardır. Artık kim ne derse desin muhafazakar kafa başkasına oy vermeyecektir. İşte iktidar bu güvenle pervasızca politikalarına devam edebilmektedir.           


CAMİLER HALK İÇİN, HALK TA İKTİDAR İÇİN, ÖYLEYSE İKTİDAR KİM İÇİN...?



Camiler halk için vardır, halk ta iktidar için, öyleyse iktidar kim için vardır? Haftalık toplu namaz ve salat toplantısı için gelen Müslümanlara, namazı kılın, camilere para bağışlayın, tespihinizi çekin, iktidarımızı desteklekleyin ve  “O Müslüman’dır, ne yaparsa doğrudur, cennete girin” denilir. Üstü kapalı veya açık verilen mesaj budur.
Asla İslam’ın sosyal yönüne vurgu yapan ayet ve hadislerden bahsedilmez. Osmanlı, Emevi ve riyakâr, anti-maun söylemler sıralanır gider. 
Her cuma hutbenin ardından artık kanıksadığımız şu duyuru yapılır,
Falan ülkedeki filan cami için yardım toplanmaktadır, az çok demeyin verin.


Ama hiç bir gün şöyle bir duyuru olmamıştır. Yan sokakta soğukta aç susuz yaşayan  komşumuz için yardım toplayalım, oğlunun okul giderini karşılamayan işsiz için yardım edin çağrısı maalesef olmamıştır.



Bir iki vicdanlı  küçük belde  mescitlerini ve Müslüman’ı saymazsak bu genelde hep böyledir. Her cuma yoksul halkın yoksul cebine din söylemiyle el atılır. Devasa bütçeler, makam arabaları, yurtdışı saltanatlarına yetmez olur. Camiyi de yoksula yaptırırlar, karakolu da, ama yine kazanan yandaş müteahhitler olur ya, oda ayrı bir konu girmeyelim; çünkü sonu gelmez.                                                     
Süslü parıltılı abartılı tapınaklara dönüştürülür, Allahın mescitleri, peygamberin mescidleri, yoksulun adı anılmaz orda, riyakârlığın, gösterişin, şirkin bayrağı dalgalanır. Mevlütler, kandiller, teraviler, kutlu doğumlar, lokumlar ve gül suları vardır. Ama yoksulun derdi yoktur orta, mazlumun çığlığına kulak kabartılmaz.
Kur’an “o mescitlerden uzak durun” der,”oraya gitmeyin” der.


"Onun için kesinlikle oraya gitme! Ta ilk günden, temeli Allah bilinci üzerine kurulan mescit, gidilmeye elbette daha layıktır. Onun içerisinde tertemiz olmayı seven kimseler vardır. Allah çokça temizlenenleri sever."
(Tevbe-108)


Orası paylaşmanın,  dayanışmanın, haksızlığa ortak itirazın ve zalimlere karşı mücadelenin odak merkezi olmalıdır. Camiler yani mescitler, hem dini ritüellin (NAMAZ) Allaha yönelmenin yapıldığı, açların yoksulların, doyurulup giydirildiği, mal ve para fazlasının toplanıp olmayanlara dağıtıldığı, sorunların konuşulup çözüme kavuşturulduğu yerlerdir. 


Aşevleri, okumalar, felsefenin, dinin öğretilip hayata uygulandığı bu toplumun  pilot merkezleridir Camiler insanlığı inşa için yapılmış bilim merkezleri medreseleridir. Mescitler mahalli halk üniversiteleridir. Sınıfsız ve sınırsız toplumun ilk nüveleridir. Ve orada Allah'tan başka hiç bir otoritenin adı sanı siyaseti anılmaz.



"GERÇEK ŞUKİ; mescitler hep ALLAH içindir. O halde Allah’ın yanında başka birine yalvarıp yakarmayın. "
(Cin-18)



Peygamberimiz mescitleri bu amaçla kurmuş ve böyle yapmıştır.Yoksul sahabeler (ashabı suffe)mescitlerde yatıp kalkmış, orada yiyip içmiş ve orada kuran öğrenip gelişmiştir. Bu gün camiler ye yazık ki dışı ve içi gösterişli ama ruhsuz,gönülsüz,sessiz,sevgisiz,yüzlerin ve gönüllerin gülmediği harabelere dönüştürülmüştür. Tam 82 bin harabe 82 bin ölü evi.



YİNE ORADAN BAŞLAMALI
İçi ısınmalı insanın ve doyunca gülümsemeli. Hayata ve mücadeleye oradan başlamalı. Zulme ve zalime de ilk oradan dur demeli hep birlikte.Şu halde:


"Binasını Allah bilinci ve rızası temelinde kuran kimse mi hayırlıdır,yoksa binasını bir sel yatağındaki molozların üstüne kurup ta  kendisi de onunla birlikte cehenneme sürüklenip giden kimse mi?Allah zalimler güruhuna doğru yolu nasip etmez. " (Tevbe-109)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder