16 Mayıs 2013 Perşembe

Dinlerini Parça Parça Edenler




İnsana doğuştan verilen özelliklerden ve vahyi ölçülerden uzaklaşmaya ve uzaklaşanlara karşı yürütülen tevhid ve ıslah mücadelesi Hz. Adem’den bu yana sürmektedir. Tarihte de günümüzde de ed-din’in muhkem ölçülerini terk etme veya bu ölçüleri bulandırma gayretleri olmuştur. Hatta bu yabancılaşmayı veya sapmayı yaşayanlar kendilerini “ıslah ediciler” olarak (2/11) bile takdim edebilmişlerdir. Kur’an’da dinin asılları ve kavramları üzerinde oynayan aldatıcıların insanları Allah ile (17/64) bile aldatabilecekleri beyan edilmiştir. Bu tarz yaklaşımlar ed-dini parçalamaya veya ihmal etmeye çalışan tutumlardır..

En’am  159 “Dinlerini parça parça edip, gruplara ayrılanlar ile senin bir ilgin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. İleride onlara ne yaptıklarını bildirecektir.”

Ayette belirtildiği gibi dinin parça parça edilmesi ise dinin tahrifi veya zayi edilmesi halidir. Ayrıca ayette dini parçalama hatasını işleyen inananların maruz kalacağı akibetin tehlikesine işaret edilmektedir.

Burada “gruplara ayrılanlar” ifadesi “fe-ra-ka” dır ki “tefrik” köküne dayanır. Tefrik, bütünü oluşturan parçaları birbirinden ayırmaktır. Furkan 30 ayette ki “Kavmin Kuranı elinde tutarken terk etti” ifadesi, Dini Kurana has kılmamak aynı zamanda kitaba eş öğretilere  uymak anlamındadır.
Rabbimiz Âl-i İmran süresinde “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük azap vardır buyurmaktadır.

O zaman bu eksende Bakara Sûresi’ndeki Rabbimizin “Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına iman edip bir kısmını inkar mı ediniyorsunuz?” hitabı, delilsiz ve nefsani teviller yoluyla hidayeti terk eden Ehl-i Kitab’a da Müslümanlığını zedeleyen veya örtmeye çalışanlara da yöneliktir. Kitap dışı kaynakları din edinenler, nefislerine uyan uydurma hadisler ile gerçeği örtmeye çalışacaklardır.

Kurandan ayrılmaya neden olan hususlar ise;

İktidar-yönetme tutkusu
Soy ve nesep taassubu
Din konusunda taklid ve mezhepçilik
Allah’ın dini konusunda farklı kaynakları Kurana eş koşmak

İşte Kur’an temelli “sabitelerimiz” ve “Kurandan dersler çıkararak yapılan hükümlere dikkat etmeksizin dini alanla Kuran sınırı dışında yorumda bulunmak tamamen nefsaniliktir, delilsizliktir veya Yahudilerin kelimeleri yerlerinden değiştirmesi gibi (4/46) ölçüsüz tevilciliktir. Bu süreç maalesef günümüzde Kurumlaşmış yapılar ve Ehli Sünnet Cemaatleri için geçerçekleşmiştir.

Bu tür zaafları derinleştirmek için İslam düşmanlarının her zaman kurdukları fikri ve sosyal tuzaklar da oldukça önemlidir. İslam düşmanlarının insanları vahiyden uzaklaştırmak veya İslami kavramlar konusunda tefrikaya düşürmek konusunda Son Nebinin ölümü sonrası boş durmamışlar, Hadisler uydurmuşlar, yüzyıllar içerisinde gerek doğu gerek batı felsefeleri etkisi ile parçalanan din meydana gelmiştir.

Rabbimizin vehim, zan ve vesveselerini asıl gündem maddesi yapmaya çalışan bu tür kişilerle ilgili gösterdiği yol, bu kişilerle ilgiyi kesmek doğrultusundadır. Böylece şaz-aykırı ve oyalayıcı söylemlerin yaygınlaşmasına vesile olunmamış olunur. Onlar hakkında nihai hüküm verecek olan bizler değiliz. Onlar için Rabbimiz buyurmaktadır:

“Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah, onlara yaptıklarını haber verecektir.”

Bu delilsiz ve nefsani eğilimler karşısında bize düşen sorumluluk, İslam ve tevhid anlayışımızın itikadi ve ameli sahalarda sabit ölçülerini yaşantımızla tanıklaştırabilmektir. Değişkenlerimizin yani yorumlarımızın içtihadi delilleri de açık ve ulaşılabilir olmalıdır.

Bu konuda Kur’an içerisinde tüm rasûllerin kısslarından çıkarttığımız ders ve örneklik, topluca hakkın şahitliğini yapmamızdır. Ayrıca “emri bil maruf nehyi anil münker” yolunda olabilmemiz ve bu görevi ifa edebilecek bir ümmet bireyi halinde olmamız (3/104) veya bunu oluşturabilmemiz en temel ibadi görevimizdir.  Taassup ve taklitçilikten korunma bilincinde olan Müslümanların her asır takip etmeleri gereken çizgi de bu istikamettir.

Bu istikameti sürdürebilmemizin yolu, dinin asılları konusunda yeterli ve tutarlı şahitler olabilmemize bağlıdır. Yaşadığımız sorunları Rabbimizin rızasına ve Kitab-ı Kerim’e uygun olarak istişari temelde çözümleyebilmek, hikmet ve basiret işidir. Rabbimizden bu nimetleri niyaz ederiz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder