27 Nisan 2015 Pazartesi

AHİRET VE VAAD GÜNÜ


Kuran-ı Mübin’de Vaad kelimesi hayır ve şerle ilgili kullanılır. Söz verme. Tehdit etmek. Üstüne alma. Yapılmasına söz verilen şey. Birine söz vermek, sözle vaad etmektir. Birini bir kötülük ile tehdit etmek, korkutmak ve onu uyarmaktır. Verilen süredir(miad). Vaad kavramının anlamlarından hareketle “vaad günü” nü şöyle anlamlandırabiliriz: Söz verilen gün. Tehdit günü. Bunlarla birlikte  “vaad günü”  için  “kıyamet günü”  de denmiştir.

Everende bulunan bütün varlıklar için Allah Teâlâ bir yasa koymuştur. Ve bütün varlıklar bu yasa çerçevesinde varlıklarını sürdürürler. Aynı şekilde insanlarla ilgili kişisel ve toplumsal yaşamın temel yasaları da öğüt olarak verilmiştir. İşte bu yasalardan birisi, Kaf Suresinin19-29’ncu ayetler grubunda yer almaktadır.

Sarhoşluk gelince ölüm de hak Olur. “Kaçınmakta olduğun işte budur” denir. Ve Sura üfürülmüştür.  İşte bu vaad günüdür. Bütün nefisler bir sürücü ve bir şahit ile birlikte gelmiştir. İyice düşün! Sen bundan gafletteydin. Şimdi senden perdeni açtık, artık bugün gözün keskindir. Ve yakınındaki dedi: “Bu yanımdaki hazırdır.” Bütün inatçı kâfirleri cehenneme atın; hayrı engelleyeni, saldırganı, şüphe sokanı.” O ki Allah ile birlikte başka bir ilah edinendir. Onu şiddetli azabın içine atın. Onun yakınındaki dedi: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklıktaydı.” Dedi: “Benim yanımda birbirinize düşmanlık yapmayın. Ve elbette ben size vaadimi önceden bildirmiştim. Benim yanımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim.” (Kaf, 50/19-29).

Ayetler grubu, “sarhoşluk gelince ölüm de hak olur” mesajıyla başlıyor. Diri olan bir kişi ve toplum için bu ayet bir vaattir; tehdit ve söz vermedir. Burada ölü ve diri kavramları biyolojik anlamda değil, inanç ve düşünce plânında anlaşılıp değerlendirilmelidir. Bu anlamda diriliği sürdürebilme, tevhit üzere var olma bilinci ve toplumun üzerine dayandığı doğru dinamikleri koruma gibi değerlerden uzaklaşma, onları savsaklama durumu bir toplumun yapısında baş gösterince ölüm kaçınılmaz olur. Çünkü toplumu oluşturan bireyler, kendilerini diri tutan değerlerden kopmuştur. Böyle büyük bir kopuş yaşayan söz konusu toplum ya yok olur ya da başka diri ve güçlü toplumların uydusu ve çıkar alanı olur/olmaktadır. Bu sonuç ise hiçbir toplumu meydana getiren bireyler tarafından istenen bir durum değildir. Aksine bu, sürekli kaçınılmakta olduğu söylenen bir gelişmedir. Ama yasa gerektiği biçimde doğru olarak bilinmez ve gerekli şartlar yerine getirilmezse, kuru kuruya, lafla kaçınmak ya da sarhoşluğun tehlikesinden söz edip ölümü istememek bir işe yaramaz.

Kur’an-ı Kerim bütünlüğü içinde,  ahret inancı konusu, ona iman etme bağlamında çok ciddi bir şekilde ele alınırken, diğer taraftan konuya çok yer verilmiştir. Allah’a iman etmiş ve Müslüman olmuş bir insan olabilmek için, ahiret inancı belli birkaç şarttan birisidir.


Suçlular cezasız kalmamalıdırlar. Yüce Adalet değeri, inanç ve düşünce sitemi olarak İslâm’ın çok avantajlı bir boyutudur. Bu boyut sayesinde Müslümanlar sonunda hesap vermeye ayarlı ve Allah’ı razı etmeye yönelik kişisel ve toplumsal davranışlarda bulunurlar. Onlar için vaad günü, özellikle yeryüzü cennetine ulaşmaktır. Yeryüzü cenneti olmayanların, ahiret cenneti de olmaz. Zaten dünya olmazsa ahiretin varlığının bir anlamı da olmaz.

Müslüman için vaad günü büyük kurtuluş ve mutluluktur. Müslüman olmayan için de tam tersidir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder