14 Mayıs 2018 Pazartesi

Samirinin Buzağısı ve Kapitalizm

Hz Musa nın hayatı birçok ayette anlatılmıştır. Bu kıssalardan bir çok pratik sonuç çıkartılmamakta. Ancak ne yazık ki bu kıssalar tarihsel bir hikaye olarak anlatılır ve güncellenme ihtiyacı hissedilmez. Kuran kıssaları evrensel donelerdir her döneme yansıması vardır. Biz Samiri Buzağı bölümünü inceleyeceğiz. Samiri kimin neyin temsilcisi Buzağı ne demek neden değerli eşyalardan buzağı yapılmıştır. Buzağı neyi temsil eder. Buzağının ses çıkarması ne demek günümüzde hangi buzağılar hangi sesleri çıkarmaktadır. Kitleler bu sesin arakasından neden böyle gitmektedirler. Olayı tarihsel bir hikaye değil basamak basamak inceleyeceğiz sermaye mal din ilişkisinin bir bölümü olarak bu bölümünü anlamaya çalışacağız.
İsrail oğulları peygamberlerini en çok yoran kavimdi onca ilgi ve alakaya rağmen her seferinde iman ettiğini söyler ama ilk fırsatta imanlarından cayarlardı

2/55- Bir gün de: "Bak, Musa!” demiştiniz. “Allah'ı apaçık görene kadar sana inanmayacağız!" Hemen sizi o şiddetli gürültü sarmıştı. Öylece baka kalmıştınız.

İsrail oğulları Mısırdan çıkarken Mısırlılardan bir şekilde aldıkları değerli madenleri yanlarında bulundurmaktaydı idiler. Buradan sonrasını Kurandan takip edelim

26/52 VE DERKEN,28 Musa'ya: “Kullarımı geceleyin yola çıkar; çünkü mutlaka takip edileceksiniz!” diye vahyettik.
26/53 Bu arada Firavun şehirlere münâdîler çıkarıp
26/54 [tebaasına:] “Bu [İsrailoğulları] soysuz, sefil bir topluluk;
26/ 55 fakat kalpleri bize karşı kin ve nefretle dolu;
26/56 çünkü (görüyorlar ki) biz birlik bütünlük içindeyiz ve her türlü tehdit ve tehlikeye karşı hazırlıklıyız;
26/ 57 bunun içindir ki onları bağlar[ın]dan bahçeler[in]den, pınar başlarından çıkarıp attık,
26/58 zenginlikler[in]den, nüfûz ve statülerinden [yoksun bıraktık]!”31 diyerek [onları İsrailoğulları'na karşı harekete geçirdi].
26/59 Olaylar böyle gelişti; fakat [Firavun'un çekip aldığı bütün] bu şeylere [zaman içinde] İsrailoğulları'nın yeniden kavuşmasını sağladık.32
26/60 Ve sonunda [Mısırlılar] gün doğarken onlara yetiştiler;
26/61 İki topluluk birbirinin görüş alanına girdiklerinde Musa'nın yandaşları: “İşte yakalandık!” dediler.
26/62 (Musa “Hayır, asla! Rabbim benimle beraber” dedi, “bana mutlaka bir çıkış yolu gösterecektir!” dedi.

Aslında kırıtik nokta buradadır. Musa Rabbinden o kadar emindir ki ona o kadar güvenmektedir ki bir an bile tereddüt etmeden Rabbine yönelmektedir. Elbette bu kadar iman ve teslimiyetin karşılığı elbette boş kalmayacaktır. Zaten İsrail oğullarının zaafı da bu değil mi idi. Rablerine güvenememeleri idi zaten kendilerine güvenmiyorlardı. İman ahlaki olarak güven kemeli üzerine kurulurdu. Önce Rabbinden emin olmamaları gerekmekte idi.

26/63 Bunun üzerine, Musa'ya: “Asânla denize vur!” diye vahyettik. [Musa söyleneni yapınca] deniz ortadan yarıldı; öyle ki, açılan yolun her iki yanında sular koca dağlar gibi yükseldi.
26/64 Ve kovalayanları (da) oraya yaklaştırdık. 65 Öyle ki, (sonunda) Musa ve beraberindekileri kurtardık, 66 ama ötekileri sulara gömüverdik.
26/67 Bu [kıssada], şüphesiz, [bütün insanlar için] bir ders vardır; velev ki onlardan çoğu inanmasa da. 68 Ve gerçek şu ki, senin Rabbin, çok acıyan esirgeyen O yüceler yücesidir!
20/80 Ey İsrailoğulları! [Böylece] sizi düşmanınızın elinden kurtardık ve [sonra] Sina Dağı'nın sağ yamacında sizinle bir andlaşma yaptık; ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik; 81 [ve şöyle dedik:] “Size rızık olarak verdiğimiz temiz ve hoş şeylerden yiyin ama bunda ölçüyü aşmayın; yoksa, gazabıma uğrarsınız; Benim gazabıma uğrayan kimse, bilin ki, gerçekten kendini bütünüyle yıkıma sürükleyen kimsedir!”
0/82 Bununla birlikte, yine unutmayın ki, pişman olup doğru yola dönen, imana erişip dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan ve bundan sonra da doğru yolda yürüyen kimse için gerçek bağışlayıcı Benim.
20/83 [VE ALLAH Musa'ya:67] “Kavmini geride yalnız bırakacak kadar seni tez canlı kılan nedir, ey Musa?” dedi.
20/84 [Musa:] “Ben Seni hoşnut etmek için, ey Rabbim, Sana varmakta tezlik gösterirken, onlar benim izimde yürüyorlar” dedi.
20/85 [Allah:] “Öyleyse bil ki” dedi, “senin yokluğunda Biz kavmini sınadık; ve Sâmirî onları yoldan çıkardı.”

Samiri hakkında bir çok bilgi vardır. Bazıları onun Mısır kökenli odlunu veya bir din adamı olduğunu sinsi bir yapıya sahip olduğunu bildirir. Hakkında pek çok ve tutarsız bilgi bulunan samiri çok iyi bir izleyicidir. Dini inceleyip onun içinden kendince açıkları bularak saptırma yollarını fırsat buldukça uygular.

20/86 Bunun üzerine Musa öfke ve üzüntüyle dolu olarak kavminin yanına döndü [Ve onlara:] “Ey kavmim!” diye çıkıştı, “Rabbiniz size güzel bir söz vermemiş miydi? Peki, bu söz[ün gerçekleşmesi] size çok mu uzak göründü? Yoksa, Rabbinizin gazabına uğramanıza mı karar verildi ki bana verdiğiniz sözden böyle döndünüz?”

20/87 “Sana verdiğimiz sözden biz kendi isteğimizle dönmedik; fakat [Mısır] halkı[nın kirli] zinet yükleriyle yüklüydük; ve bu yüzden onları [ateşe] attık; aynı şekilde Sâmirî de [kendininkini] attı.”

Güya Mısırlılardan aldıkları değerli eşyalardan kurtulmak için böyle bir yola başvurduklarını ifade etmektedirler. Oysa her fırsatta sapkınlığın yolunu aramakta idiler. Şirk bir hastalıktır. Bazıları asla ve asla şirksiz inanmazlar. Allaha teslim olmak gibi bir düşünceyi kabullenmek istemezler. Bilinç altında daima savunma psikozu vardır. Yaşadıkları olaylar bitmek tükenmek bilmez bir hükmetme arzusu olagelmiştir. Ezilmişlik ve hükmedilmişlik içlerinde bilinç altlarında ezme ve hükmetme savunması geliştirmişler ve gelen bütün Rabbani öğretileri ve peygamberleri bu doğrultuda dönüştürmeyi, alçakca da olsa becermişlerdi.

20/88 Fakat sonra, [onların Musa'ya anlattıklarına göre, Sâmirî] onlara [erimiş altından], böğüren bir buzağı heykeli yapıp çıkardı; ve bunun üzerine onlar da [birbirlerine:] “İşte sizin tanrınız da, Musa'nın tanrısı da budur; ne var ki, o [geçmişini] unuttu!” dediler.

İsrail oğulları bitmek tükenmek bilmeyen ve sınırı olmayan isteklerde bulunuyorlardı. Musa as 'dan tapınmak için görebilecekleri bir İlah yani bir put yapmasını istediklerinde, bir heykel ve döküm ustası olan Samiri’nin içinde küfür dolu bir ateş tutuşuvermiştî. Böyle bir istekte bulunan İsrail oğullarına, bu istediklerini verebilecek yegane kişi ebetteki kendisi olmalıydı!. Fakat Musa Aleyhisselam’n yanında bunu nasıl söyleyebilir, böyle bir şeye nasıl cesaret edebilirdi ki!. Dolayısıyla küfür dolu bu arzusunu gizledi, kapkaranlık bir gölge ve iğrenç bir leke gibi gizli tuttu kalbinde!.

Tüm gücünü İsrail oğullarına hakikata çağırmakla geçiren Musa as'ın bir müddet sonra Rabbine münacat için Turu Sina'ya çıkması, küfrünü ve ustalığını göstermek isteyen Samiri için güzel bir fırsat olmuştu. Musa Aleyhisselam kendi yerine Harun Aley-hisselam 'ı bırakmış olsa da, İsrail oğullarının onu yeterince dikkate almadıklarını ve fazlaca dinlemeyeceklerini çok iyi biliyordu. Ancak yine de Harun Aleyhisselam’n engellemesinden endişe ederek, yapacağı işin ilk aşamasında şirk ve küfür dolu bu amacını gizlemeyi tercih etmişti.

Her fısatta sapkınlığını gösteren ve günah isteyen şaşkın ve sapıkların önde gelenleriyle gizlice konuşarak, onlara bu isteklerini yerine getirebileceğini ve yolculukları esnasında yüklendikleri ziynetleri ateşe atmalarını istedi. Normal şartlarda mala ve ziynete çok düşkün olan bu sapıklar, mal sevgisini de aşan bir küfür arzusu ile ziynetlerini ateşe atıverdiler. Bir başka kavime ait olan bu ziynetlerin, Musa Aleyhisselam'dan habersiz olarak bir emanet veya gasp yoluyla yüklenilmiş olması, put amacıya ziynetlerini ateşe atanların dışında kalan İsrail oğularını da rahatsız eden bir durumdu. Bu rahatsızlığı hisseden İsrail oğulları, sapıklıkta önde gidenlerin bu ziynetleri haramdan kurtulmak için ateşe attıklarını zannederek, onlar da haksız yere yüklendikleri ziynetleri ne yapılacağını bilmeksizin ateşe atmaya başladılar. Dolayısıyla İsrail oğullarından bir kısmı haramı inşa etmek İçin ziynetlerini ateşe atarlarken, aynı ziyneti yüklenen diğerleri de bu haramdan kurtulmak için atıyorlardı!.
Öncelikle şu hakikate dikkat etmek gereklidir ki neden zenginlik kaynaklarını hem de gayri meşru şekilde elde edilmiş sermayelerini bir araya getirerek bir buzağı (verimlilik ) yapmaktadırlar. Buzağı yapmaları manidar olduğu gibi. Buzağının (sermayenin ) ses çıkarması etkinlik ve gücünü göstermesi inancın kaynağını yani İsrail oğullarındaki güven duygusunun kaymasına neden olmuştur. Bir hatırlatma! Günümüzde borsanın ve yükselişin sembolüde buzağı ve boğadır. Musa Samiri ye sormuştu.

20/95 [Musa:] “Peki, ya senin amacın neydi, ey Sâmirî?” dedi.
20/96 “Ben onların göremediği bir şeyi gördüm;81 ve bu yüzden, Elçi'nin öğretilerinden bir tutam aldım ve onu fırlatıp attım; içimde bir şey böyle [yapmaya] itti beni.”

Peki ne görmüştü Samiri;
Samiri aslında islamın mesajını iyi anladığı düşüncesindeyiz.
besura = gördü,kavradı, anladı Tevhid düşüncesinin kendilerini nerelere sürekleyeceğini kavradı. Yani olayın sonucunu diğerlerinden önce gördü . Yani somut bir ilah istiyordu? Yani kendilerinin adına hükmedebileceği, zayıf aciz ,bir ilah düşüncesi düşlüyordu. Oysa Musa nın Rabbi her şeye Müdahil olan ve egemenliği asla teslim etmeyen ,Teslim alan Rabb istemiyorlardı. O nun için alternatif olarak en çeldirici olarak insan mal güç ilişkisini gündeme getirerek insanların zafiyetlerini kullandı. Zenginlik potansiyellerini birleştirerek. Bir güce dönüştürdü ve bu güç hayatı düzenleyen bir yaşama modelinin kaynağı oldu. Allahın dinine değil de bu güce ve bu sese yöneldiler. Günümüzde de öyle değimlidir. Rabbimiz bir yaşama biçimi ortaya koymuşken bundan memnun olmayanlar Dünya insanliğina yeni bir tür yaşama biçimi dayatmakta değil midir.Farklı üretim tüketim yaşama biçimi hatta yeme içme giyme kullanma biçimi dayatmıyorlar mı. Dünya insanlığına nasıl yaşayacaklarını belirlemeye çalışmakta değiller mi . İstediği ülkelerde darbe yaptırıp isteğini yönetime getirmekte değil midirler Bu modern buzağılarla medya,sermaye,askeri gücün yanı sıra insanlara moda iletişim şehvet boyutlarından girerek kendilerine çekmekte değil midirler. Arkanızı döndüğünüzde bir çok dostunuzu modern buzağıların etrafında görmekte değil miyiz

Kapitalizm ve fonksiyonları modern buzağıların günümüz versiyonu olduğunu düşünüyoruz. İnsanlara; Allahın hak ve adaletine sırt dönmelerini yaşama biçimi olarak kendine kul olan yaşama biçimi önermektedirler. Malesef bu günde güçlerini birleştirmiş samiriler kitleleri arkasından sürüklemekte mal güç sermaye olarak egemenliğini devam ettirmektedirler. Samiriler birçok kişinin görmediğini görerek 20/96 “Ben onların göremediği bir şeyi gördüm" yeni farklı yaşama biçimi düşünce kazanma biçimi önermektedir ve bu yüzden, Elçi'nin öğretilerinden bir tutam aldım ve onu fırlatıp attım; içimde bir şey böyle itti beni.”Elçilerin hayatı kuşatan ve yaşama şekli öneren bir kısmını alıp attılar. Yani Allahın dinini kendi istekleri doğrultusunda dönüştürmüşlerdi.Yeni yaşama üretim tüketim biçimi önerdiler. Hevaya hitap eden bu yaşama biçimi ne kadar çok müntesip buldu. Evet zenginlik kaynaklarını birleştirmeleri sıradan bir olay değil ve bu sermaye ile bir güç ve cazibe üretmeleri bu günkü kapitalizmin temelleridir. Buzağıların sesi ne kadar çok çıkıyor görüyor musunuz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder